Ahdaf Soueif: “Rejim Çapulcularını Yine Salıverdi!”

Sol Defter- Haber - 3 Şubat 2011 - Güncel Politika / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Rejim çapulcularını yine salıverdi

Ahdaf Soueif

2 Şubat 2011, 20.44

The Guardian

Arabaların korna sesiyle uyandığımda bir şeylerin ters gittiğini anladım. Son birkaç gündür o kadar sakin ve huzurlu bir hava vardı ki akşam alacakaranlık çökerken meyve ağaçlarına konup kalkan yarasaları tekrar görmeye başlamıştık. Kahire trafiğinin her zamanki gürültüsü değildi bu; saldırgan, düzenli ve sürekliydi; ancak futbol maçlarından sonra duyabileceğiniz yoğunlukta.

Penceremden kalabalığın 15 Mayıs’a doğru yürüdüğünü gördüm. Tuhaftı: Mübarekçiler çok daha düzenliydi ve çok daha az medeniydi: Gürültü kirliliği, sokaktaki kaba tavırları, sopaları, davranışları; ha bir de mükemmel bir biçimde hazırlanmış pankartları, başlarını çekip onları yöneten “çobanları”.

Gün ortasında Tahrir Meydanı’na saldırmaya başladılar; bu satırları yazdığım sırada saldırılar devam ediyor. Meydanda bulunan oğlum, yeğenlerim, kızkardeşim ve olayların ortasındaki başka dostlarımdan düzenli olarak haber alıyorum. Salı gecesi müzik dinleyip, hükümet biçimlerini tartışan insanlar artık bedenlerini cepheye sürüyor. Sahip oldukları tek şey o. Mübarekçilerinse tabii sopaları ve taşları, bıçakları ve zincirleri, köpekleri ve kamyonetleri var. Ordu duruyor, hiçbir şey yapmıyor.

Peki, kim bu insanlar? Devlet başkanını desteklemek için binalardan kadınların ve çocukların tepesine molotof kokteylleri ve saksılar atıyorlar. İstikrarı ve düzeni sağlamak için taşlarla kafa, bisiklet zincirleriyle bacak kırıyorlar. Tartışmada söz sahibi olmak için yüzleri bıçaklarla çiziyorlar. Kim bunlar? İçlerinden yakalanan olduğunda, kimlik kartı güvenlik güçleri mensubu olduğunu söylüyor. Onu yakalayan gençler de kenarda duran askerlere teslim ediyorlar.

İşte böylece rejim banalliğini bir kere daha gösteriyor; dürüst ya da yenilikçi bir hamle ortaya koyamayıp her zamanki zalimlik ve yalan harmanına başvuruyor. Salı gecesi Başkan Mübarek TV’ye çıkıp Mısırlıların korkunun pençesinde olduğunu iddia ederek ülkenin geri kalanına himayecilik tasladı; ülkeyi geri götüren, insanların ağzından ekmeğini çalan rejimi birden “genç insanlarımızın taleplerine cevap verecek” donanıma sahipmiş gibi yaptı. İnsanlara bir hava kuvvetleri pilotu olarak (artık antik dönem) tarihini hatırlattı ve ülkesinde ölmek isteyen yaşlı bir adam olduğu gibi acıklı sözler sarf etti.

Ve ertesi sabah Başkan’ın o duygusal hitabının üstünden daha 12 saat geçmeden, rejim çetelerini sokaklara saldı. Son beş yıl içinde protestoculara karşı başvurulmuş aynı taktikler; son seçimlerde seçmenleri sokaktan uzak tutmak için başvurulmuş aynı taktikler iki kat beter ortaya çıktı. Halkını dinleyip gelecek ayları reformlar yaparak değerlendirecek rejim bu. Tabii ya.

Bir sonraki numaraları Tahrir’deki genç insanların “yabancı” unsurlar olduğunu, “terörizm”le bağlantılı olduklarını, Afganistan’da bulunmuş olduklarını, Mısır’ı istikrarsızlaştırmak istediklerini söylemek olacak. Ama artık bütün dünya bu rejimin nefes alır gibi yalan söylediğini biliyor. Amerikalı bir edebiyat divası diğeri hakkında ne demişti? “Ve ve ki dahil söylediği her şey yalandır.”

Buradaki insanlar hükümetlerinin çok ilerisindeler. Keşke sokaklarda rejimin Batı’yı korkutmak için bu hareketin sorumluluğunu İslamcıların sırtına yüklemek istediğini söyleyen çocukları görebilseydiniz; oysa aslında Facebook’taki 11 gençlik örgütü tarafından başlatıldı ve içlerinden sadece birinin, o da çok ılımlı bir İslami rengi vardı. Keşke insanları tedavi eden, çoğu genç kadın gönüllü doktorlarla dolu küçük sahra hastanesini ve geçmiş olsun diyenlerden yağan ilaçları görebilseydiniz; keşke geçen hafta insanların Tahrir Meydanı’nda kazandıkları şeyi korumak için düşük belli kotları, tepesi görünen boxerlarıyla insan zinciri oluşturan genç adamları görebilseydiniz. Keşke bütün bunların ortasında saçları dalga dalga uçuşurken sevgili hayat için mesaj geçen yeğenlerimi görebilseydiniz; bir tek kuşkunun bile gölgesi olmaksızın bilirdiniz: Mısır güneşteki yerine, bu zalim rejimin gölgesinden kurtulmaya layık.

Ahdaf Soueif Booker ödülüne aday gösterilmiş The Map of Love ve başka birçok romanın yazarıdır. Kahire ve Londra’da yaşıyor.

Türkçesi: Ebru Kılıç

Orijinal metin: http://www.guardian.co.uk/commentisfree/2011/feb/02/egyptian-regime-thugs-protesters

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: ayaklanma / Ayaklanmalar / Devrim / Rejimin restorasyonu /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.