Sol Hareket Fikri Zemin Metni…Değişeceğiz Değiştireceğiz!

Sol Defter- Haber - 8 Şubat 2011 - Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Bir süredir Sol İletişim olarak kendini ifade eden; çoğunluğunu Ufuk Uras’ın bağımsız milletvekili olması tartışmaları sırasıda ÖDP’den ayrılıp ancak EDP sürecine de katılmayan sosyalistlerin oluşturduğu hareketin siyasal sürece dair değerlendirme metnidir.

SOL HAREKET: DEĞİŞECEĞİZ  DEĞİŞTİRECEĞİZ

NEDEN SOL HAREKET

20.yüzyılın son 10 yılında dünyanın rengi ve tadı değişti.Kapitalist sistem zaferini ilan ederek tarihin sonunun geldiğine insanlığı inandırmaya çalıştı.İnsanlığın sömürü karşıtı,özgürlükçü,eşitlikçi mücadelesinin boşa bir çaba olduğunu,insanlığa fayda yerine zarar verdiğini,bu mücadelenin insan doğasına ve çıkarlarına yabancı olduğunu tüm olanaklarıyla avaz ,avaz haykırdı.Haykırmaya devam da ediyor.

Sömürü egemen sistem ,insanlığın başına bela olduğu günden bu yana sürekli olarak bunları söylüyor ve bizleri inandırmaya çalışıyor.İlk köle ayaklanmalarından beri bu sisteme karşı mücadele ediyoruz.insanlığın geçmiş teorik birikimi ve deneysel çabası ,mücadele geleneği bütün bu bağrış,çağrışın özgürlük ve eşitlik mücadelesine duyulan korkudan kaynaklandığını öğretti bize.Yüzyıllardır dünyanın her köşesinde bu sisteme karşı mücadele ettik. Geçici de olsa , bütünlüklü olmasa da zaferler elde ettik.

Dünya sol hareketi ;doğal olarak ülkemizde ki sol hareket ,geçici olduğuna inadığımız bu ”galibiyet”karşısında farklı tutumlar takındı.
Kimileri hiçbir şey olmamış gibi davranmayı yeğledi.Birikimlerinin ve hareket tarzlarının doğruluğundan şüphe duymaksızın ,eski alışkanlık ve tarzlarıyla yürümeye çabaladılar.Gerçekliğin tek doğru kavranışının kendilerinde olduğunu söylediler.Bizler,dar örgütçü,merkeziyetçi,lider tahakkümünü esas alan böylesi bir  yürüyüşle devam etmek İstemiyoruz.

Kimileri ise teorinin yanlışlığını ”yeniden keşfettiler”.Yıllardır sömürü egemen sistemin ,bilimsel ortaklaşmacı teorik birikiminin yanlışlığını kanıtlamaya dayanak olarak sundukları fikirlerin, üniversitede,yayın dünyasında,medyada ,toplumsal mücadele alanlarında savunuculuğunu yaptılar.Birikimi ve deneyimleri küçümsediler.Öne sürdükleri yeni ”teorilerle”bilimsel ortaklaşmacı düşünce dünyasının kimi zaman açıktan,kimi zaman kapalı karşıtları oldular.

Geldiğimiz bu noktada ne birşey olmamış gibi davranabiliriz,ne de ortaklaşmacı dünya tasavurunun teorik ve deneysel birikimini ret edebiliriz.Özgürlükçü,eşitlikçi tasavurun dünya ölçeğindeki gerilemesinin sebebi sadece sömürücü sistemin gücü değildir.Bu gerilemenin nedenlerini,sömürü egemen sistemin yeni olanaklarında aradığımız gibi kendi ,örgütsel yetersizliklerimizde,teorik durağanlaşmamızda,toplumu ikna ve kazanma sürecindeki yetersizliklerimizde hatta daha ileri giderek insani olanaklarımızın ve gelişmemizin yetersizliğinde de arıyoruz.Sol hareket bu yeni arayışın adı ve örgütlenme çabasıdır.

Bu yeni arayış bizim coğrafyamıza özgü değildir.Dünyanın her köşesinde eşitlik ve özgürlük mücadelesinde yer alanların da arayışıdır.Dünyanın diğer bölgelerindeki halklar  harekete geçtiler bile….

20 yıl öncesine göre daha umutlu olmak için pek çok neden var.Toplumcu yönelimli hareketler ,yerel,bölgesel düzeyde güç olmaya başladılar.Fikir insanları teorik zenginleşmenin yolunu açıyorlar.Zaaf ve  yabancılaşma üreten deneysel ve pratik birikim yeniden ele alınıyor.Sömürücü sistem karşıtı tüm güçlerin birliğinin ve dayanışmasının yeni örgütsel formları oluşuyor.

Sol hareket olarak yaşamın ve fikir dünyasının bu yeniden üretiminin bir parçasıyız.Geçmişi tüm hatalarıyla ve başarılarıyla kendi geçmişimiz olarak görüyoruz.Hata yapmaktan korkmuyoruz,örgütlenmekten ve mücadele etmekten geri kalmayacağız.
Geçmişteki ve halen yaşamakta olan klasik sol anlayışlardan farklıyız.

Yaşamın tüm alanlarında özgürlükçüyüz.İnsanlığın tüm olumlu birikimini kendi birikimimiz olarak görüyoruz.Topluma rağmen değil ,toplumla birlikte yol alacağımıza inanıyoruz.Kendimizi dünyanın merkezi olarak görmüyoruz.Gerçekliğin tek doğru kavranışının bizim tekelimizde  olmadığının bilincindeyiz.İnsanın zenginliğini,çeşitliliğini,özgürlük ve eşitlik tutkusunu hareketimizin çekirdeğindeki temel güç olarak kabul ediyoruz.

TEMEL DEĞERLERİMİZ
Sömürü egemen sisteme karşı mücadele eden bir siyasal hareket proğram,strateji ve günlük çalışmalarını,varlık nedenini eşitlikçi ,özgürlükçü  felsefesinden alan temel değerlere uygun biçimde sürdürmelidir.Proğramlar,stratejiler ya  da günlük çalışmalar değişkenlik içeren dinamik hareket tarzlarıdır.Belli değerlere dayanmayan hareket ve örgütlenme tarzı geçmişte olduğu gibi, günümüzde de de sık rastlanan biçimde araçları kutsallaştırmakta, amaçlarından uzaklaşarak ,kendini inkar eden ,hedeflerinden uzaklaşan, trajik  sonuçlar doğuran formlara bürünmektedir.Klasik toplumsal mücadelelerin ‘hedef’anlayışı yerine ‘Temel değerler’düşüncesini benimsemek yenilikçi karakterimizin bir sonucudur.
A-ORTAKLAŞMACILIK
Sömürücü sistemin bireysel çıkarları körükleyen ve bu parçalanmanın üstüne kurulan baskıcı düzenin alternatifi ortaklaşmacılıktır.Ortaklaşmacılık, emek sömürüsünün ortadan kaldırıldığı,insanın benliğine,emeğine ve kendi dışındaki gerçekliğe olan yabancılaşmanın sona erdiği ,eşitlikçi ,Özgürlükçü yaşam tarzıdır.Ortaklaşmacı dünya tasavurumuzun temelinde emeğin ve dolayısı ile bireyin özgürleşmesi ve ilişkilerin eşitlikçi dayanışması vardır.Ortaklaşmacılık ,kapitalizmi aşmakla yetinmeyen ,onun alternatifi olan dayanışmacı,eşitlikçi özgürlükçü ,Piyasa egemenligi yerine ihtiyaçları esas alarak  işe başlayan,hertürlü  emek sömürüsünü ortadan kaldırmayı gerçekleştirecek  toplumsal  güçlerin tarihsel projesidir.
B-KADINLARIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ VE EŞİTLİĞİNİ ORTAKLAŞMACI DÜNYANIN TEMELİ GÖRÜYORUZ
Sömürü egemen sistem kadınların baskı altına alınmasıyla başlamıştır.Sömürülen erkeklerle sömüren erkeklerin bu alandaki işbirliği ,sınıflar üstü bir işbirliğidir.Kadınları baskı altına alan,üretimin ve yaşamın dışına iten erkeklerin özgürlük mücadelesi vermesi mümkün değildir.Kadınlarla erkeklerin özgürlükçü,eşitlikçi ve dayanışmacı  dünyasının temeli bugünden atılmalıdır.Erkek egemen anlayış eşitlikçi ve özgür bir dünya kuramaz.Kadınların erkeklerle eşit ve özgür olduğu bir dünyayı geleceğe ertelemeden bugünden birlikte örmeye başlamalıyız.
C-AZINLIK DÜŞÜNCESİNİ AYIRIMCI BULUYORUZ.
Ayırımcılığın kaynağı sayısal çoğunluğu oluşturanların ürettiği ‘azınlık’kavramıdır.daha az sayıda olan farklı cinsel kimliklere,farklı kültürel değerlere,farklı etnik kökenlere veya  yaşam tarzlarına sahip olan insanları ‘azınlık’olarak nitelemek eşit olamayan ilişki biçimlerinin doğallığının kabulü anlamına gelir.Bu farklılıkları düşman gören anlayış ile ‘hoşgören’anlayış arasındaki fark, sadece davranış farklılığıdır.Eşitlikçi dünya görüşü azınlık kavramını kökten ret etmelidir.Hiç kimsenin bir başka kimseyi ait olduğu topluluğun sayısal yetersizliğinden  dolayı azınlık görmediği bir yaşam biçimini savunuyoruz.
D-DOĞAYLA DOST EKOLOJİK TAHRİBATA KARŞI BİR SOL HAREKET
İnsan türü ,varlığını doğanın sunduğu imkanlara borçludur.İnsanlaşma süreci doğaya rağmen değil doğanın sunduğu çeşitliliğin sonucudur.Gerek sömürü egemen sistemin doğayı kar uğruna tahrip eden hırsını,gerekse geçmişteki sosyalist sistemlerin doğayı tahrip eden uygulamalarını kabul edilemez görüyoruz.Sanayileşme ile başlayan tahrip sürecinin bugünden önüne geçecek,engelleyecek bir mücadelenin temel güçlerinden biriyiz.Bu noktada bizimle aynı amacı taşıyan ve mücadele eden ,doğanın tahribine karşı olan duyarlılığı metalaştırıp,kar etme aracı olarak görmeyen ,toplumsal hareket ve çevreleri organik bir ortağımız olarak görüyor ve birlikte mücadele etmemiz gerekliliğini önemsiyoruz.İnsan türünün diğer türleri açlığa mahkum eden ,yok etmeye,esaret altına almaya  neden olan her türlü bilinçli yada bilinçsiz çabasının karşısında olacağız.
E-İNANÇLARA SAYGILI BİR SOL HAREKET
Felsefi ve dinsel inançların tarihsel,kültürel,yerel,psikolojik,sosyolojik ve benzeri pek çok  etmenin gücüyle gelişip ,güçlendiğinin bilincindeyiz.Sol hareket olarak bunlara saygılı olduğumuz kadar,çeşitli inanıştaki insanların hareketimiz içinde yer almasını da zenginliğimiz olarak görüyoruz.Ölüm-yaşam ikileminin hüküm sürdüğü yaşamımızda,teknik ve bilimsel gelişmelerin insan türünün tümüne hakim olacak bir inanç  birliği yaratacağını beklemek anlamsızdır..Ancak insanlığı ortaçağ karanlığının baskısı altına almaya çalışan,insan düşüncesinin özgürleşme sürecini tersine akıtmaya çabalayan  güçleri her alanda mücadele edilmesi gereken güçler olarak görüyoruz.
F-BUGÜNDEN GELECEĞE SÜREKLİ MÜCADELE
Özgürlükçü,eşitlikçi ve sömürüsüz dünya  hayalimizi, ancak sömürü egemen sistem ve sömürücülerle her alanda ve bugünden yarına sürdürülecek örgütlü,kitlesel  bir mücadele ile adım ,adım ve uzun soluklu kalmayı başararak gerçekleştireceğimizin bilincindeyiz.Hayal ettiğimiz toplumsal düzenin kaf dağının arkasında olmadığını,bugünden vereceğimiz mücadelenin eseri olacağını biliyoruz.Hareketimiz yaşamın her alanında var olmayı,güç olduğu her zeminde  uygulamaya geçmeyi yaşamsal bir zorunluluk olarak görmektedir.
G-ENTERNASYONALİST BİR SOL HAREKET
Kapitalist sitem bugün ,her zaman olduğundan daha fazla bir dünya sistemi olmuştur.Bu sistemi kalıcı bir yok oluşa mahkum etmenin biricik yolu ,tüm dünya üzerinden silinmesiyle mümkün olur.Dünya tahayülümüzün azı ya da daha fazlası için mücadele eden ,özgürlükçü,eşitlikçi,dayanışmacı dünyanın her yerindeki muhalif hareket ve güçlerle dayanışmayı,birlikte mücadele etmeyi,onlarla hegemonya mücadelesine girişmeden eşit bir yol arkadaşı olmayı,sadece gerçekliğin dayattığı bir zorunluluk olarak değil,aynı tahayülün özneleri olmanın verdiği paydaşlık duygusunun da bir gereği olarak kavrıyoruz.Dünyanın bu yerelinde yaşayan biz sol hareket üyeleri ,dünyanın diğer yerellerinde yaşayan muhalif insanlığın bir parçası olarak görüyoruz kendimizi.
TEMEL İLKELERİMİZ
Temel değerlerimiz için mücadele ederken sınırlayıcı,yasaklayıcı ,darlaştırıcı kurallar yerine ilkelerle hareket etmek, yenilikçi anlayışımızın bir gereğidir.Kurallar sınırlayıcı ve darlaştırıcıdır.Kuralları koyanlar ve kurallara uyanlar ikilemi özgürlükçü anlayışımızı sınırlamaktadır.Kurallar baskı ilişkileri doğurur.Hareket alanını kısıtlar.Düşünce geliştirmesinin önünde engel olurlar.Kurallar işaret ettikleri durum  değişiklik gösterince ,gerçekliğin önünde engel olarak ,gerçekliğin gelişmesini yavaşlatır veya etkisiz bırakırlar.
Kurallar düşünce üretmez iken ,ilkeler aynı zamanda düşünce de üretirler.ilkeler ve temel değerler bütünlüğü zamanın ve ortamın sınırlayıcı etkisi altında ezilmeksizin yeni durumlar karşısında dinamik kalmamızı,yeniliği kavramamızı sağlarlar.İlkeler ve temel değerler bütünlüğü içinde hareket edildiğinde, hareketimiz herzamankinden daha gerçekçi,daha özgürlükçü,üretken ve kişilikli olacaktır.
1-ŞİDDETİ RET EDİYORUZ
Emek,eşitlik ve özgürlük mücadelesi verirken ve hedeflerimizi gerçekleştirirken, şiddet kulanmayı ret ediyoruz.Kendimizi şiddet ve zor yöntemleriyle kabul ettirmek yerine ,ikna sürecine dayalı,anlatmayı ve güven vermeyi esas alan bir faaliyet yürüteceğiz.Halkın çoğunluğunun gönüllü onayını alarak sömürü egemen sistemi sona erdireceğiz.Gönüllü katılım esas gücümüz olacaktır.Toplumsal değişim ve dönüşümün  eski güçlerle yeni güçler arasındaki çetin bir mücadelenin sonunda gerçekleşeceğinin bilincindeyiz.Bu mücadele de meşruiyetimizi yitirmeden ,özgürlükçü ruhumuzdan taviz vermeden yer alacağız.
2-ÇOĞULCUYUZ
Bugünden ,yarına örgütlenirken,mücadele ederken,hedeflerimizi gerçekleştirirken ,karar verirken tek tip düşünce yerine fikri zenginliği esas alıyoruz.Temel yaklaşım bütünlüğü içinde
her düşünce bizim için önemlidir ve mutlaka kendini var etme,sözünü söyleme hakkına ,örgütlenme hakkına sahiptir.Kararlarımızı tartışarak alacağız.hareket içinde ve dışında çoğunluğu esas almayan,baskıcı tek tip düşünceyi ret ediyoruz.Azlıkta olan düşünce veya düşüncelerin söz hakkını,kararlara katılma hakkını hiç bir zaman engellemeyeceğiz.Bunu verimli ve dinamik bir düşünce hayatının olmazsa olmazı olarak görüyoruz.
3-KOLLEKTİF YÖNETİM
Merkeziyetçiliğin durağanlaştıran,baskı altına alan,özgürlükçülüğe aykırı duruşunun bilincindeyiz.Kararların tek merkezden alındığı ve dayatıldığı sistemlerin insan doğasına aykırılığının farkındayız.Hiç bir kararın ve yönetsel bir işlevin tek merkezin yada tek tip insanların insafına bırakılmayacak kadar önemli olduğunu kavradık.Kollektif yönetimi ,biçimsel farklılıkların bir araya geldiği mekanik bir işlev olarak değerlendirmiyoruz.Gücünü çoğulculuktan alan,temel değerleri tahrip etmeyen birlikte iş yapmayı esas alan bir işlev olarak değerlendiriyoruz.Yönetim ilişkilerini kurumsallaştırmayan işlevsel gören bir bakış açısına sahibiz.
4-AÇIKLIK ,SORUMLULUK  VE KATILIMCILIK
Kararlarımızı alırken,hedeflerimiz için mücadele ederken,ikna sürecinde görüş ifade ederken hiçbir gerçeği,olguyu yada olayı gizlemeden ,başkalarının ulaşmasını engellemeden yaşayacağız.İster hareketimizin üyesi olmasın,ister hedeflerimizin uzağında ve dışında olsun her bireyin,kesimin,örgütün bizden hesap sormasının vazgeçilmez bir hak olduğunu düşünüyoruz.Kendimizi tüm dünya ya karşı sorumlu hissediyoruz.
Katılımcılığı karar alma sürecinin vazgeçilmez koşulu kabul ediyoruz.Toplumun mücadele eden tüm kesimleriyle birlikte hareket etmenin yol ve yöntemlerini oluşturacağız. Toplumsal yaşamın her alanında, karar alma süreçlerinde katılımcılığı esas alıyoruz. En geniş katılımı sağlayacak, ilgili her konunun görüşülüp karara bağlanacağı temel birimlerin oluşturulmasından yanayız.  Siyasal ve toplumsal yaşama katılımın, uzun zaman aralıklarında oy kullanarak değil, günlük pratik içinde ve herkesin katılımı ile yerinde gerçekleştirileceğine inanıyoruz.
5-ÖRGÜT VE İKTİDAR AMAÇ DEĞİL ARAÇTIR
Sömürü egemen sistem varlığını örgütlülüğüne ve iktidarına borçludur.Gücünü örgütsüz halk çoğunluğunun dağınıklığına ve hedefler etrafında birleşmemesine borçludur.Hergün tüm olanaklarıyla bu örgütsüzlüğün ve dağınıklığın doğruluğuna insanları ikna etmeye çabalamaktadır.Örgütlü ve bilinçi bir toplumsal dayanışma, sömürü egemen sistemin en büyük korkusudur.toplumsal mücadele de örgütsüzlüğü savunmak,olası veya gerçekleşmiş olumsuzlukları örgütlülüğün doğal sonucuymuş gibi ele almak olsa, olsa sömürücülerin işine yarar.Hiyerarşinin varlığına duyulan tepkiyi ,örgütsüzlüğe tercih etmek ya da bir örgütü bu nedenlerle işlevsiz bırakmak en çok düzenin işine yarar.Hiyerarşi merkezci olursa,karalarını dayatırsa,örgüt yaşamını kendi dar çıkarlarına mahkum ederse ,kollektif yönetim yerine kişisel yönetime dayanırsa,bilgiyi saklarsa bir örgütü işlevsiz kılar.
örgüt geçici bir formdur ve hedeflerine ulaştığında sönümlenir.Sömürü egemen sistem ,geri gelmeyecek düzeyde geriletildiği anda siyasal örgütler ve en büyük siyasal örgüt olan devlet te işlevsiz kalacak ve sönümlenecektir.Bu yönüyle yöneten ve yönetilen ilişkisinin bittiği noktada yöneten kurumlar da ortadan kalkacaktır.Ancak her alanda olduğu gibi bu alanda da ertelenmeyecek  olan, bugunden kendimizi ve toplumu buna hazırlamak olmalı,bu formların doğal değil geçici, olduğunu anlatmak ve bu bilinçle hareket etmek olmalıdır.
GÜNCEL  ÖNCELİKLERİMİZ
1-Küresel kapitalizmin  daha fazla  kar elde etmek için uyguladığı yönetim biçimlerine karşı mücadele etmek temel güncel görevlerimizin başında gelmektedir.Sömürücü sistemin  yaşadığımız ülkedeki politik temsilcilerine karşı mücadele etmenin ,bu mücadele de tüm muhalif hareketlerle işbirliği ve mümkün olursa kalıcı birliktelikler kurmanın önemine inanıyoruz.
2-Kadına karşı uygulanan hertürlü şiddete  ve tacize tüm gücümüzle karşı çıkmak güncel önceliklerimizdendir.Kadın cinayetlerinin önlenmesi için,çocuk yaşta evliliklerin önlenmesi için,enerjik bir çabanın içinde olacağız.
3-Çocukların bedeni ve emeği üzerindeki her türlü sömürüye karşı mücadele edeceğiz.Ekonomik nedenlerle sokağa atılmalarına,siyasal nedenlerle cezaevlerine atılmalarına karşı çıkacağız,mücadele edeceğiz.
4-Doğanın tahrip edilmesine karşı ,Nükleer santrallerin kurulmasına karşı,Dereleri tahrip eden hidro-elektrik santral projelerine karşı,derelerimizi,vadilerimizi, yaşam alanlarımızı bozan,yok eden vahşi sanayileşmeye karşı mücadele edeceğiz.
5-Okul öncesi öğrenimden başlayarak,yüksek öğrenim dahil tüm aşamalarda öğrenimin tamamen parasız,herkesin eşitçe ulaşabileceği bir hak olarak görüyoruz.Gereksinimi olanların karşılıksız burslarla desteklenmesini savunuyoruz.
Öğrenim programlarının tamamen bilimsel yöntem ve içeriğe kavuşturulması için mücadele edeceğiz.
6-Başta Kürtler olmak üzere ,bu coğrafyada yaşayan tüm halkların siyasal,kültürel,sosyal varoluş mücadelesinin koşulsuz destekçisi olacağız.Bu mücadelede üzerimize düşen her türlü sorumluluğu alçakgönüllülükle yerine getireceğiz.
Yolumuz açık olsun.
DEĞİŞECEĞİZ! DEĞİŞTİRECEĞİZ!
SOL HAREKET TÜRKİYE YÜRÜTME KURULU

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Birleşik Mücadele / Sol Hareket / sosyalist olmak / sosyalist sol /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.