Tarık Öcal, Sessizce Aramızdan Ayrılan Bir Müzik Ustası

N. Cemal - 9 Şubat 2011 - Edebiyat/Sanat / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

ama o senden ayrılacak

“Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak… “

Sosyalistler, Nazım Hikmet’i ve şiirlerini çok iyi bilirler. Peki ya Tarık Öcal’ı? Tarık Öcal, Nazım Hikmet şiirlerini müzikle besleyen bir besteci ve duayendi…

“Tahir ile Zühre”yi bilirsiniz? “Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil” vurgusundaki o melodik başkaldırıyı da? Peki ya, “Tahir ile Zühre”yi besteleyen ve yeni kuşaklara taşıyan Tarık Öcal’ı biliyor musunuz?

Sinema severler, “Bir Avuç Cennet” filmini bilirsiniz. “Düttürü Dünya”yı da. Peki ya, bu filmlerin müziklerini ve bestecisini? Gitarı ve besteleriyle bütünleşmiş Tarık Öcal’ı?

Ankara Sanat Tiyatrosu’nu (AST) bilirsiniz, değil mi? Hani şu sıralar dizi ve reklam filmleri nedeniyle artık çok yakinen tanıdığınız Rutkay Aziz’in, bir döneme damgasını vuran tiyatro ocağını? Peki ya, yıllarca AST’ın müzik direktörlüğünü yapan Tarık Öcal’ı bilir misiniz?

“Yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?”

Azgın tüketim iştahını, iştah açıcı reklamlarıyla köpürten kapitalizmin nesnesi olmaktan kurtulabilen kaç kişi kaldı? Hepsinden de önemlisi, tükettiğimiz “şey”in kendimiz olduğunu bilen kaç kişiyiz? Ya bu tükeniş ve tüketilişimizde kayıp giden değerler(imiz)?

Tarık Öcal, düşünce ve inançlarını müziğiyle yoğurarak değerler yarattı. Yarattığı değerler, farkında olalım ya da olmayalım, bizim de değerlerimizdi. Çoğu kez, sesimizin, sözümüzün, ıslığımızın melodisi oldu. Ama, artık aramızda değil…

Tarık Öcal, uzunca bir zamandır kanser tedavisi görüyordu ve yaşam mücadelesini kaybetti. Gitarı öksüz kaldı, besteleri yetim…

Ah, bir de o tüketici aklımızın balık mevsimi olmasa…

Tarık Öcal  şimdi Karacaahmet mezarlığında ve artık anımsanıp anımsanmadığı umurunda bile değil. Peki ya, “umursamak” hala kimin umurunda?

Sevgili Bilgesu (Erenus) telefonla aradı; “14 Mart Tarık Öcal’ın doğum günü.” 14 Şubat ise, tüketici iştahımızın “sevgililer günü” olarak çoktan patentleşmiş durumda. Hayatın ironisi; 14 Şubat “sevgililer günü”nde, merhum Tarık Öcal ve sevgili dostları, anılar ve besteler arasında bir araya gelecekler. Esin Afşar da aralarında olacak. Saat 18 – 20 arasında Taksim’de “Arif’in yeri”nde. Yani, Çiçek Bar’da olacaklar. İlginize ve bilginize sunmak istedim.

“Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
yani yürekte…”

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Tarık Öcal /

Comments

  1. Ahmet ÇINAR diyor ki:

    Tarık Öcal’a dair bir makaleden alıntı:

    “Defne Joy Foster
    Peki bu yazının başlığı niye Defne Joy Foster?
    Defne’nin yaşamını yitirdiği gün Tarık Öcal da Karacaahmet’te toprağa verildi.
    Dün her şeyi bilen Hazreti Google’a “Tarık Öcal” yazdım.
    Sustu Google.
    Cevap veremedi.
    Bilemedi Tarık Öcal’ı.
    Gazetelere baktım, yoktu Tarık Öcal.
    Ekranlarda rastlayamadım.
    Sonra “Defne Joy Foster” yazdım, 266.000 sonuç çıktı.
    Ben de eşek değilim ya!
    Yazının başlığını Defne Joy Foster koydum.
    Tarık Öcal da kim!”
    Ahmet ÇINAR

  2. Çiğdem Erken diyor ki:

    “tarık öcal’ı kaybetmişiz. bu karmaşada haberim olmamış. çok değerli bir insandı. tahir ile zühre’si ömür boyu yaşayacak.”
    Çiğdem Erken

  3. Neylan Doğan diyor ki:

    Ada sahillerinde Tarık Öcal
    Yazan H. Can Yücel

    Yaz henüz başlamıştı, plajlar bomboştu, mekân sahipleri son hazırlıklarını yapıyorlardı. Sahile baştankara bağlı sandallar ve çay bahçeleri yazlık misafirlerini bekliyordu. Hiç durmadan esen gündoğusu rüzgârı serinletiyordu her yanı. ‘Ayvalık’ gemisinin pruvası gözükünce Aba Burnu’ndan ortalığı saran heyecanla, sevdiklerine misafirlerine kavuşacak adalılar doldurmuştu iskeleyi hınca hınç. 1968’in sıcak bir Haziran günü iki liseli arkadaş kısıtlı maddi imkânlarıyla, kamp yapmak ve yaz tatillerini geçirmek maksadıyla salaş bir balıkçı kasabası olan Marmara Adası’na gelmişti. Bunlar 1960 ihtilalinin subaylarından Muzaffer Yurdakuler’in oğlu Oktay Yurdakuler ve Nâzım Hikmet’in Tahir ile Zühre’sine notalarıyla can veren gitarist Tarık Öcal’dı…

    04 tarik ocal 280xTarık Öcal gitarıylaİkili, Kole Burnu arkasına kurdukları çadırlarında vakit geçiriyor, ateş yakıp geceleri şarkılar söylüyorlardı. Ara sıra adalı gençler ve tatile gelen turistler de onlara eşlik ediyordu. Ateşin yalazı ve şarkıların sözleri çarparken Kole Burnu kayalıklarına, ayın şavkı ayaklarının ucuna kadar uzanıyordu. Bazı akşamlar az ötelerindeki ‘İhtiyar Balıkçı’ meyhanesinde Ada’nın unutulmaz simalarıyla kadeh tokuşturup, nefis deniz ürünlerinden ve balık çorbasından tadıyorlar ve sabahın ilk ışıklarına kadar gitar çalıp şarkı söylüyorlardı. Meyhaneyi işleten Cemalettin (İşsever) bu iki genci çok sevmişti. Çünkü onlar geldiğinde mekân dolup taşıyordu. Ama Cemalettin de -içtiğinden olsa gerek- ara sıra hesabı kaçırıyordu. Çare olarak kasaya Oktay’ı oturtuyordu, Tarık’sa gitarını konuşturuyordu. Fakat bir ay yetecek kadar harçlıkları olduğu için dönüş hazırlıklarına başlamışlardı. Cemalettin’in “İçkiniz yemeğiniz benden gitmeyin bana yardımcı olun!” sözleriyle bir anda sevince boğulmuşlardı. Üç ay kadar bir zaman dilimini Kole Plajı’nda ve İhtiyar Balıkçı’da geçiren kafadarlar, yalınayak gezmenin verdiği özgürlüğün tadını çıkartmışlardı. Mehtaplı akşamlarda inleyen nağmeler ve Adadaki atmosferin güzelliği her gelen müşteriyi adeta büyülemişti. Ruhi Su’yu hayatlarında ilk kez adalılarla tanıştıran Tarık Öcal’dan başkası değildi belki de. Her gece ‘Drama Köprüsü’, ‘Çarşambayı Sel Aldı’, ‘Haydar Haydar’ gibi dillerden düşmeyen türküleri hep bir ağızdan söylemişlerdi. Kimi zaman şarkılardan ve gürültüden rahatsız olan Hâkim Bey, falezler üzerine kurulu otelinden aşağıya kaynar su dökmüştü!

    Bir gün Oktay’ın Avusturya Lisesi’nden 5-6 kişilik kız arkadaş grubu ‘Gemlik’ vapuruyla Marmara’ya gelmişti. Köy içinde bir pansiyonda konaklayan kızların gecenin geç saatlerinde eve dönmesi köylülerde rahatsızlık yaratmıştı. Tepkiler karşısında ne yapacağını şaşıran gençleri endişe dolu düşünceler sarmak üzereydi ki ikilinin aklına kurnazca bir fikir geldi: İstanbul’a hareket eden geminin kapısından kızlar içeri girecek, tam ters tarafta açık bulunan lumbar ağzına yanaşan bir sandalla başka bir yere taşınacaklardı. Böylece kızların gittiği düşünülecekti. Plan tam anlamıyla başarıya ulaşmıştı ve bugün ‘Öğretmenler Koyu’ olarak bilinen yere denizden ulaşmış ve kamplarını buraya kurmuşlardı… Adem adında adalı bir gençse kampa yiyecek ve içecek taşımıştı. Grup içinde zamanla aşklar filizlenmişti. Tarık Öcal, ilk eşi Zeynep Şenyılmaz’ı da bu kampta tanımıştı.

    14 Mart 1945 yılında Ankara’da doğan Tarık Öcal Ankara Atatürk Lisesi’nde okumuştu. Burada Müzik kolundaydı ve okulun müzik atölyesinde tüm yerli ve yabancı klasikler, caz ve rock ezgilerine ait plaklardan oluşan çok geniş bir koleksiyon vardı. Boş vakitlerinde bu albümleri dinleyerek müzik altyapısını oluşturan Öcal’ın profesyonel müzik hayatı ise 1960 yılında kurdukları ‘Blue Jeans’ vokal grubu ile başlamıştı. Erol Pekcan ve Pepe Cursi ile birlikte ‘Nihavent Yonga’ ve ‘Evlerinin Önü Yonca’ adlı iki adet de 45’lik yapmışlardı. Çok genç yaşta Alpay’la çalışmaya başlamıştı. Esin Afşar’la 1985 yılında bir ay süreyle Fransa’da konserler vermişti. Teatral mizansenleriyle Fransız sanatseverlerden büyük beğeni toplamışlardı.

    06 tarik ocal 280xAST’da sahnelenen ve müziklerine imza attığı Şeyh Bedrettin Destanı07 tarik ocal 280xAST’da sahnelenen oyuncu olarak katıldığı ‘Durand Bulvarı’ adlı oyun.Tarık Öcal Ankara Sanat Tiyatrosu (AST)’nda da çeşitli görevler üstlenmişti. Müzik direktörlüğünün yanı sıra yönetmen yardımcılığı ve oyunculuk yapmıştı. Oyuncu olarak dâhil olduğu tiyatrolar; Durand Bulvarı, Zengin Maceraları, Eskici Dükkânı ve Heykel’di. Esin Afşar’ın oynadığı Kelaynaklar oyunu, Durand Bulvarı, Sınırdaki Ev, Simavnalı Şeyh Bedrettin, Dimitrov’un Savunması ve Uğur Mumcu’nun eseri ‘Sakıncasız’ müzikal güldürüsünün müziklerine imza atmıştı. İhtiyar Balıkçı’nın ve Marmara Adası’nın müdavimi olan Tarık Öcal birçok AST oyuncusunu Ada’yla tanıştırmıştı. Emel Çeviren ve Erkan Yücel bunlardan sadece birkaçıydı. Talihsiz bir trafik kazası sonucu çok genç yaşta yaşamını yitiren Erkan Yücel’in vefat haberiyse İhtiyar Balıkçı’da bomba etkisi yaratmış ve büyük üzüntüye sebep olmuştu.

    Sanatçı ilk eşinden sonra kısa süren iki evlilik daha yapmıştı. Mehmet ve Cem adlarında iki oğlu olmuştu. Öcal uzun bir aradan sonra 1981 yılının 23 Nisan’ında yakın dostu Pepe Cursi, eşi Sezi ve hayatının son günlerine kadar birlikte olacağı Simin Hanım’ı da alarak Marmara Adası’nın yolunu tutmuştu. Deniz çarşaf gibiydi, Ada ilkbaharın bütün güzellikleriyle gelenleri büyülemişti. Rüya adasından ayrılmanın burukluğu kısa sürmüştü çünkü Tarık ve Simin Öcal 1984 yılında evlenmişler ve Ada’da yaz tatillerini geçirmeye başlamışlar, 1989 yılında da evlerini inşa ederek adalı olmuşlardı. Erol Pekcan ve Pepe Cursi ile İstanbul’un ünlü gece kulüplerinden Ortaköy’de bulunan ‘Ziya’da sahne almaya başlamışlardı. Tarık Öcal program esnasında gelenlere takılır, mola sürelerini ise masaları dolaşmakla ve muhabbetlere katılarak geçirir, insanlarla iç içe olmayı severdi. Müzik yaşamının önemli bir bölümü olan dizi ve film müziklerini ise 1980 sonrası üretmiştir. Tarık Akan’ın Hale Soygazi ile başrolü paylaştığı ‘Bir Avuç Cennet’ filminin (1985) müziklerini yaptığı gibi iki Tarık Akan filminde daha imzası vardı. Bunlar Pehlivan (1984) ve Ses (1986) sinema filmleriydi… Kemal Sunal’ın akıllardan silinmeyecek “Düttürü Dünya” filminin tınılarında da Tarık Öcal’ın izleri vardır.

    03 tarik ocal 280xOktay ve eşi Nigarin YurdakulerEsin Afşar’ın 1986 yılında Ada Müzik etiketiyle piyasaya sunduğu ‘Dün ve Bugünün Türk Şiir ve Ezgileri’ albümünde sözleri Nâzım Hikmet’e ait Tahir ile Zühre’yi, Melih Cevdet Anday’ın ‘Anı’ şiirini, sözleri Bilgesu Erenus’un ‘Masalların Sonu’ ve ‘Kuluçkadaki Bayan’ adlı eserlerinin bestelerini yapmıştı. Bunun yanı sıra bütün ezgilerini kendi çaldığı enstrümantal solo albümler çıkarttı… 1987 yılında ‘Gitar Alaturka’ albümünü piyasaya sundu. 1994 yılında cd formatında tıpkıbasım yapan albümün ardından 1995 yılında Gitar Alaturka-2 ve 3 geldi… 1996 yılında Turkish Folk Gitar 1 ve Gitar Anadolu/Guitar and Turkish Folk Music albümleri takip etti. ‘Yayla Çiçeği’ albümünde ise hem şarkıları icra etmiş hem de enstrümanlarını çalmıştı. Bunun dışında ‘Bay Alkolü Takdimimdir’, ‘Başka Olur Ağaların Düğünü’ ve ‘Kopuk Dünyalar’ adlı televizyon dizilerinin müziklerini yapmıştı. Ayrıca çeşitli prestij reklamları ve belgesel müzikleri çalışmaları bulunmaktaydı.

    05 tarik ocal 280xTarık Öcal’ın emektarları klasik ve elektro gitarTam anlamıyla ada sevdalısı olan Öcal, ‘Bir Avuç Cennet’ filminin Antalya Altın Portakal’daki ödül törenine gitmektense Ada’da olmayı tercih etmişti. Ve bir dönem adada bütün yazını geçirebilmek için “gitar alaturka” albümlerinin telif haklarını çok düşük bir ücret karşılığı plak şirketine devretmişti. Maddiyata değer vermeyen, mütevazı yaşantısı ve politik duruşundaki ödünsüz tavrıyla Tarık Öcal dostlarının gönlünde taht kurmuştu. Marmara Adası Miskinler Mevkii’ndeki evlerinde Alpay, Esin Afşar, Bilgesu Erenus gibi dostlarını ağırlamıştı. Simin Hanım nefis yemekler yapmıştı misafirlerine. Mehtaplı gecelerde kurulan dost sofralarının vazgeçilmeziydi ‘O’ ve gitarı… Ahmet Enön, Belediye Başkanlığı döneminde adalı gençler için gitar kursu açmıştı ve Tarık Öcal burada hevesli gençlere gönüllü olarak dersler vermişti. Ömrü üretmekle geçen Tarık Öcal, çağımızın illet hastalığı kansere yakalanmıştı ve 3 Şubat 2011’de Karacaahmet’te ailesi sevenleri ve akrabalarının katıldığı sade bir törenle sonsuzluğa uğurlanmıştı.

    Sanatın ve sanatçının değersizleştirildiği ülkemizde, kazandırdığı besteleri ve birbirinden güzel türkü ve alaturka eserlere gitarıyla ses veren Tarık Öcal’ın hak ettiği değerin anlaşılması ve genç nesle aktarılması dileğiyle…
    Gazetelerde popüler kültürün işgal ettiği kültür sanat sayfalarının arasında, hele ki caz tarihi makalelerine ve uzun röportajlarına geçmişte yer veren ‘Cumhuriyet’ gazetesinin kültür sanat ekinin 17. sayfasında küçücük bir haberle vefat haberinin duyurulması sanat ve müzik çevrelerinde tepkiyle karşılanmıştı. Sanatın ve sanatçının değersizleştirildiği ülkemizde, kazandırdığı besteleri ve birbirinden güzel türkü ve alaturka eserlere gitarıyla ses veren Tarık Öcal’ın hak ettiği değerin anlaşılması ve genç nesle aktarılması dileğiyle…

    Not: Bu yazı hazırlanırken Simin ve Canan Öcal, Nigarin Sarıgöllü Yurdakuler kişisel arşivlerinden yararlanılmıştır.

Neylan Doğan için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.