Burak Cop: “İlla Ermeni Olacaksa Masis Kürkçügil Olsun”

Sol Defter- Haber - 26 Şubat 2011 - Güncel Politika / Teorik Tartışmalar / Türkiye / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

– jiyan.org

İlla Ermeni Olacaksa Masis Kürkçügil Olsun

Burak Cop

Geçen hafta başında basında bir haber gördüm. Referandum döneminde “yetmez ama evet” tavırıyla ön plana çıkan bir grup aydın BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’la görüşmüş. Seçimlere geçen sefer olduğu gibi bağımsız adaylarla katılacak olan BDP’nin İstanbul 2. Bölge’de solun ortak adayı kabilinden bir Ermeni yurttaşı aday göstermesini önermişler. Okuduğum haberde zikredilen isim, Hayko Bağdat idi.

Demirtaş, aralarında Mithat Sancar, Ahmet İnsel ve Roni Margulies’in de bulunduğu aydınlarca yapılan bu öneriyi olumlu karşılamış ve partisinin yetkili kuruluna ileteceğini söylemiş. İsminin aday adayı kabilinden ortaya konduğu anlaşılan sevgili Hayko Bağdat’ı açıkçası ne şahsen ne de gıyaben tanıyorum.

Bilmeden konuşuyor olma ihtimali olmayan bir tanıdığıma sordum. Hayko’nun Margulies’le aynı siyasi gruptan olduğunu söyledi. Söz konusu grubun Margulies ve Doğan Tarkan gibi önde gelenlerine referandum öncesi AKP yanlısı medyada sık sık kürsü verilmişti. Tabii ‘yetmez ama evet’ tavrı, mavzubahis grubu aşan, pek çok aydının da içinde yer aldığı heterojenimsi bir topluluğun politik tavrıydı.

Solun ortak adayı olarak bir Ermeni yurttaşın TBMM’ye seçilmesi fikrini yürekten destekliyorum. Böylesi bir adayın etnik/kültürel kimliği, “doğal olarak anti-milliyetçi” bir komünist seçmen olan bendeniz için çok önemlidir. Ancak azınlık kimliğinden daha da önemlisi, bu adayın siyasi çizgisidir. ‘Yetmez ama evet’çi kesimlerin önemli bir kısmının samimi şekilde ülkenin demokratikleşmesinden yana olduklarına ve AKP’ye hiç de yakınlık hissetmediklerine inanıyorum.

Bu insanların yaptığı, sürecin yanlış değerlendirilmesinden ibaret bir hesap hatasıdır. Tabii şimdi geri adım atmak istemedikleri ve ayan beyan bir özeleştiri vermeye yanaşmadıkları da görülüyor. Olsun. Gene de, söz gelimi, referandumdan 1 ay sonra HSYK seçimlerini AKP iktidarının listesi blok hâlinde kazanınca bu durumu şiddetle eleştiren Ahmet İnsel’in tavrı, dürüst bir aydın tavrıdır. Elbette ‘yetmez ama evet’çiler arasında örtük AKP yanlıları, kendini solcu diye takdim etmekte nedense ısrarlı olan liberaller ve çıkarcı kimseler de muhakkak vardır. Ancak ben bu insanların sayısının fazla olmadığına inanıyorum.

Gelgelelim bu durum ‘yetmez ama evet’çiliğin objektif açıdan bir oportünizm olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Yukarıdaki paragrafta savunduğum gibi, bu insanların pek azının sübjektif oportünist olduğunu, yani art niyetli olduğunu düşünüyorum. Ancak tartışmasız biçimde AKP’nin değirmenine su taşıyan ve referandum neticesinde bu partinin gücüne güç eklenmesine katkıda bulunan bir politik konumlanış, objektif açıdan oportünizmdir. Soldan alıp sağa vermektir.

Amacım kan davası gütmek, “vay siz misiniz referandumda evet oyu veren, sizin adayınıza benden oy yok” demek asla değil. Bir özeleştiri ve süratli bir yeniden-konumlanış görmek memnuniyet verici olabilirdi, ancak bunu görmüyoruz. Kaldı ki problem daha derinde; 2007 koşulları farklıydı ama 2011′de ben liberallerle ve sol liberallerle aynı politik hatta yer almak, aynı cephenin parçası olmak istemiyorum. Bu yazıda eleştiri konusu ettiğim kesimler, olaylar karşısındaki genel tavırları itibariyle, referandum öncesindeki bir aradalıklarını muhafaza ediyorlar. 5 ayda köklü bir ayrışma yaşamaları da tuhaf olurdu zaten.

Dolayısıyla, komünist seçmen Burak olarak “Ermeni adaya kesinlikle evet, yeter ki yeterince solda dursun” diyorum, naçizane. Yazımı da yapıcı önerilerle tamamlamak için, “neden Masis Kürkçügil İstanbul 2. Bölge’de solun ortak adayı olmasın?” diye soruyorum.

Hadi birkaç isim daha önereyim. Hem Ermeni, hem kadın, hem genç, hem de sosyalist kimliklerine haiz, geçmişte sosyalist siyasetin içinde yer alan ve halen Evrensel gazetesinde yazarlığını sürdüren Janet Barış neden olmasın? Ermeni kökenli olmamakla birlikte, gerek engin entellektüel birikimini müşahade ettiğimiz, gerekse yıllar boyu ÖDP’de aktif siyasetle uğraşarak fazlasıyla “pişen” Foti Benlisoy neden olmasın? Bu tür hasletler itibariyle kardeşinden geride kalmayan Stefo Benlisoy neden olmasın?

Ancak 2007′de Baskın Oran’ın adaylığında olduğu gibi bir emrivaki ve dayatma yapılır, bir isim (herhangi bir isim) bir grup aydının “öyle uygun görmesi” neticesinde Milletvekili Adayı ilan edilirse, işte o zaman işler çok tatsız olur. Tabii çok önemli bir konunun da açıklığa kavuşması gerekiyor.

BDP, politik bakımdan ve objektif açıdan oportünist konumunda bulunanlarla mı ittifakı tercih edecek, yoksa ‘hayır’cısı ve ‘boykot’çusuyla sosyalist solu mu? Bu manzaranın açıklığa kavuşmasını merakla bekleyeceğim.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Seçimler / Sosyalist adaylar /

Comments

  1. kerim dönmez diyor ki:

    Burak Cop arkadaşımız aslında sorunu ortaya koymuş:\2007 Koşulları daha farklıydı ama ben 2011’de liberallerle ve sol liberallerle aynı politik hatta yer almak ,aynı cephenin parçası olmak istemiyorum\ demiş.
    Temsil,sosyalistlerin ideolojik asimilasyonunu engelleyemez. Aynı zamanda ödünç oylarla gerçekleşen \tabansız temsil\ de yeni asimilasyonların tetikleyicisi ,hızlandırıcısı olur.( Şekilde görüldüğü gibi.)Bu nedenle sol-sosyalist çevrelerle görüşülerek birlikte bir emek-barış-demokrasi bloku oluşturmak yerine \Biz böyle bir blok kurduk.Aday olmak isteyen gelsin partimizin yetkili kurullarına baş vursun.\ yaklaşımı sosyalistlerce çok da ciddiye alınmamalıdır.Bu yaklaşım kabul edilirse ödünç oylar üzerinden yine \tabansız temsil\ olur.Doğrusu Masis Kürkçügil’in de böyle bir yaklaşımı kabul edeceğini sanmıyorum.
    Peki ne yapmalıyız?
    1-Bir yandan liberal ,öte yandan ulusalcı-statükocu-devletçi çekiştirmelere karşı sosyalizm çizgimizi kalınlaştırmak ,bunlarla aramıza set çekmek ,devrimci çizgimizi korumak-geliştirmek gerekir.Yani ideolojik ve ulusal asimilasyona karşı direnmek ve asimilasyoncu güçleri geriletmek birincil görevimizdir.Seçim politikamız da şu anda buna hizmet etmelidir.Asimilasyona karşı devrimci duruş ,devrimci toparlanma !Bu nedenle liberalerle ya da \ulusalcı sol\ denilenlerle seçim ittifakı yapamayız.
    2-Seçim politikamız temsili de gözetecekse ,bir tabana tekabül eden temsili temel almalıyız.Bunun için de sosyalist güçler ortak bir seçim politikası oluşturmalı,Kürt hareketiyle yapacakları seçim işbirliğini gerçekçi hedeflerle yürütmelidirler.Sosyalist güçlerin en geniş desteğini almadan (BDP tarafından )aday gösterilen bir sosyalistin tabansız olacağı ve salt ödünç oylara dayanacağı açıktır.Bu \ temsil\ açısından da sorun yaratacaktır.Kitleye dayanmayan ,arkasında bir gücün olmadığı \temsil\ sorunludur.Kürt hareketinin böyle bir sorunu olmadığına göre , solun \tabansız temsil\i yerine Kürtler’in temsili daha doğrudur.
    Öyleyse seçim politikamız öncelikle sosyalistlerin seçim işbirliğini öne almak durumundadır.(Burada seçim sürecinde sosyalizmin propağandası ,kitlelere parti tanıtımı gibi konulara değinmeyeceğim)
    3-Bir seçim ittifakı olacaksa sosyalistler herhangi bir partiye gidip \Bizi-beni-aday gösterin.\ diyemezler.Sosyalistler kendilerini -çok yakın olsalar bile- başka güçlerin beğenisine sunamazlar.Öyleyse sosyalistlerle ittifak yapmak isteyen güçler onları ciddiye (Tabi ittifak istiyorlarsa) almalıdırlar.Elbette \güç\ ,\taban\ önemlidir.Sosyalistler de gerçekçi olmayan koşullar öne sürmemeli,temsil edemeyecekleri yer ve büyüklükte adaylık isteğinde bulunmamalıdırlar.
    Umarım ki seçimler her türden asimilasyona karşı direnişimizin ve sosyalistlerin toparlanışının bir aracı olur.

  2. mahmut diyor ki:

    bu bahsettiğin arkadaşlar referandumda boykot mu demişlerdi yoksa hayırsılar daha mı solcu oluyor?

  3. rizgari diyor ki:

    geçen seçimlerde son anda baskın oran’dan desteğini çeken kürt hareketinin bağımsız aday konusunda ittifaka yeltenmeyeceği kanısındaydım. kürtlere yakın ajanslarda da hayko bağdat’ın ismini gördüğümde bu yüzden şaşırmıştım. fakat bi hususta kendi bildiğimi söyleme ihtiyacı hissettim. haberi görünce dsipli tanıdıklarıma sordum dsipli mi diye, hayır dediler, hrant’ın arkadaşlarındanmış hayko bağdat. açıkçası, bdp de destek verirse 2. bölgenin hakkını verebilecek bi aday olabilir. seçim bölgem olduğu için propagandasını da yaparım, oyumu da veririm. stefo, masis veyahut foti geniş kesimlerin desteğini alacak olsa, onlara da oy vermekten çekinmezdim. sanıyorum ki ikinci bölgenin önümüzdeki seçimler için iki adaylık bir potansiyeli maalesef yok.

    fakat bana sorsalar, rober koptaş’ın aday olmasını daha çok arzulardım.

  4. selim diyor ki:

    Aman ne dahiyane fikir böylelikle ermeni sorunu da çözülür , azınlık sorunu da. Bir kişilik ermeni kontenjanı ile ne yapılmaya çalışıldığını anlamadım? Ufuk Uras’a oy verdik de ne oldu? Bu şekilde tek kişilik kontenjanlardan ne bekleniyo bilemedim.

kerim dönmez için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.