8 Mart: Artık Yeter, Artık Örgütlü!

Sol Defter - 9 Mart 2011 - Kadın Hareketi / Teorik Tartışmalar / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

8 Mart’ta Sokaklardayız!

Artık Yeter, Artık Örgütlü!

Bu yıl da geçen yıllarda olduğu gibi, başta hükümet adına konuşan sözcüler olmak üzere, büyük medya da bir iki günü, belki bir haftayı kadınlara ayıracak. Kadınların ne kadar yüce varlıklar olduğu, binbir türlü hamasi açıklamalarla ilan edilecek. Artık bu ikiyüzlü gösterilerden sıkıldık!

Bir de diğer önemli bir konu olan ve her resmi raporda, AB kriterlerine yaklaşmak için, Torba yasada da önemli bir yer tutan “kadın istihdamı” vurgusuyla hükümet, “kadın söylemi” ni güncelleştirecek!

Ancak gerekli tedbirler alınmazsa, önümüzdeki yıllarda hükümet, üzerine siyaset üreteceği kadın nüfusun giderek azaldığını görecek.

Adalet Bakanlığı’nın raporlarına göre, sadece 2009 yılının ilk yedi ayında 953, 2010 yılının ilk yedi ayında ise 226 kadın öldürüldü. Başbakan ve AKP milletvekilleri hâlâ kadın cinayetlerinin “adli vaka” olduğunu, “iki kişi arasında” yaşandığını ilan etseler de, sistemli bir biçimde kadınların, hem de en yakınları tarafından evde, işyerinde, sokak ortasında öldürülmelerini açıklayamaz. Bu durum bir vahşettir. Katiller de, kocalar, babalar, ağabeyler, küçük erkek kardeşler ve sevgililerdir.

Geçen 8 Mart’tan bu yana yüzlerce kadın hayatlarını kaybetmekle kalmadı, şiddetin türlü türlüsüne maruz kaldı: Binlerce kadın yine tacize, tecavüze uğradı. Tesadüf mü?

Son olaylardan biri, 22 Şubat Salı günü dört çocuk annesi Arzu Odabaşı’nın, Üsküdar’da ayrı yaşadığı eşi Mustafa Odabaşı tarafından vurularak öldürülmesi.

Evlerde temizlik yaparak, dört çocuğunun geçimini sağlayan Arzu Odabaşı adeta göz göre göre katledildi. Kısa bir zaman önce benzer bir sonu paylaşan Ayşe Paşalı gibi, Arzu da savcılığa, boşanma davasını gören mahkemeye ve polise eski eşi tarafından tehdit edildiğini defalarca bildirmişti. Ancak yetkililer her zamanki  gibi hiç bir önlem almamıştı.

15 gün önce öldürülen Arzu Yıldırım cinayetinde Ümraniye savcısının ihmalinin çok açık olduğu ortada. Adana’da 51 yaşındaki Semiha K. da yıllarca şiddet gördüğü kocasını devletin  yetkili makamlarına bildirmişti. Devlet, kadını koruyacak önlemler almadı ve Semiha K. öldürüldü. Gebze Yavuzselim mahallesinde Çiğdem K ise, kocası tarafından pompalı tüfekle öldürüldü. Özlem eski kocasından kurtulmak için 850 km uzağa gitti ama bıçaklanmadan kurtulamadı, şimdi hastanede ağır yaralı olarak ölümle pençeleşiyor.

Son on yılda 5 binin üzerinde kadın öldürülmüş. Öldürülmeden önce, suç duyurusunda bulunabilenler ise ciddiye alınmamış. Cinayetler geliyorum demiş ama, duyan olmamış.

Hükümet, emniyet, jandarma, savcılar, hakimler, belediyeler, partiler, sendikalar seyirci kaldığı sürece seri kadın cinayetleri sürüyor. Cinayetler için ileri sürülen bahaneler ise saymakla bitmiyor. Hep makarna pişiren, tuzluğu uzatmayan, boşanmak isteyen, ‘namussuz’ görülen vb. kadın ölümle cezalandırılmayı hak ediyor! Savcılık dilekçeleri, karakol tutanakları, doktor raporları çantalarında dururken öldürülüyorlar.

AKP iktidarı döneminde ise kadın cinayetleri neredeyse yüzde 1400 arttı. Ancak hükümet  “neler oluyor” diye araştırmak yerine, kadını babaya kocaya mahkum eden yasalara imza atıyor, erkek egemen zihniyeti besleyen açıklamalar yapıyor. İktidarın Bakanı “bunlar münferit “diyor.

Oysa meclis toplanıp “kadın cinayetlerini önlemek acil eylem planı” başlatmadığı sürece devlet destekli cinayetler devam edecek.

Kadınlar canlarını kurtarıp, öldürülmediklerinde, cinsel şiddetten mağdur olduklarında, tecavüz ve tacize uğradıklarında sahip çıkılıyorlar mı? Hayır!

Mardin’de N.Ç.’nin, 2003’te, henüz 12 yaşındayken, aralarında kamu görevlilerinin de bulunduğu onlarca kişinin tecavüzüne maruz kalmasıyla ilgili olarak 31 kişinin yargılandığı davada verilen karara inanmak imkansız. Karara göre; N.Ç., eylemin ahlaki kötülüğünün farkındaydı ve isteseydi buna karşı koyabilir, kendini savunabilirdi!

Ayrıca mahkeme, N.Ç.’yi para karşılığı birlikte olmaya zorlayan iki kadına, “yaşamlarının iffetsiz olduğu” gerekçesiyle ceza indirimi uygulanmazken, erkek sanıklara eski Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 414. maddesinin 1. fıkrasından ceza verdi.

Bu fıkra, küçüğün! rızası varsa uygulanıyor. Hukuk sistemimiz, suç tarihinde 12 yaşında olan N.Ç.’den, kendisini 31 erkeğe karşı korumasını nasıl bekleyebiliyor?

Bu karar bize bir kez daha gösteriyor ki, kadınlar, öncelikle kendilerini bizzat devlet ya da devletin organı olan hukuk sisteminden korumalıdır. Tecavüzcüyü koruyan bu kararlarla suçlular, devletten güç alarak, artan bir şiddetle suç işlemeye devam ediyorlar.

Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Orhan Çeker’in ağzından saçılan sözleri hatırlayalım. Orhan Çeker, tecavüz suçunun sorumlusunun dekolte giyen kadınlar olduğunu söyleyiverdi. Kadınlara yönelik tacizi ve tecavüzü teşvik etmek değil mi, bu sözler.

Bir yandan da aynı devletin kurumu polis, muhalif politika yapan kadınları kaçırıp, tecavüz edebiliyor. Suçlular yine yakalanmıyor!

Göçmen kadınlara yönelik polis tacizi/tecavüzü artarken, bu kadınlar çalıştıkları evlerde taciz, tecavüz ve şiddet karşısında kendilerini nasıl koruyabilecekler?

Eşcinsellere yönelik nefret cinayetlerinde de katilleri kollayan “haksız tahrik” indirimi istisnasız uygulanırken transkadın cinayetleri artıyor.

Büyük medya kadınlarla ilgili haberleri verirken erkekleri kollayıcı, kadın cinayetleri ve cinsel şiddeti meşrulaştırıcı bir dili kullanmaktan, kadın bedenini bir medya malzemesi olarak kullanmaktan çekinmiyor.

8 Mart her şeyden önce bir mücadele günüdür. Yüzyıllar öncesinden başlayıp, kadınların uğradığı ayrımcılık, baskı ve şiddete karşı verdikleri mücadelenin sembolüdür. Emekçi kadınların bütün dünya kadınlarına bıraktığı en değerli armağandır. Kadın dayanışmasının, birliğinin ve örgütlü mücadelenin kapalı kapılar arkasında değil, sokaklarda, işyerlerinde, alanlarda yüksek sesle haykırılacağı bir gündür. Kapitalizmin kadınlara reva gördüğü erkek egemenliğine karşı isyanın yükseltileceği bir gündür. Haydi kadınlar , “Artık yeter!”, “Artık örgütlü!” demek için 8Mart’ı kutlayalım!

İşçilerin Sesi Gazetesi’nin Mart sayısından alınmıştır.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 8 Mart / kadın hareketi /

Comments

  1. kumru başer diyor ki:

    evet sokaklardayız, isyandayız, ama farklı düşünüyoruz. artık yeter derken beraberiz ama, artık örgütlü derken muhtemelen farklı şeyler anlıyoruz. bu kötü bir şey de değil. kadın hareketinin zenginliği burada. ama farklılıkları ortaya koymak kaydıyla.

    erkek egemenliği keşke sadece kapitalizme has, yukarıdaki bildirideki ifadeyle “kapitalizmin kadınlara reva gördüğü”, onunla başlayıp biten bir şey olsaydı. o zaman feminizm, yani erkek egemenliğine karşı bağımsız bir kadın mücadelesi diye bir şeye gerek olmaz, hepimiz işçi sınıfı örgütlerinin kadın kolları olarak örgütlenirdik. ama o zaman kocasından şiddet gören işkadınına başının çaresine bak, sen de işçileri sömürmeseydin mi demeliydik? o zaman sendikalarda ya da emekten yana siyasi partilerdeki erkek egemenliğine, ayrımcılığa, tacize nasıl başkaldırabilecektik?

    erkek egemenliği kapitalizm öncesinde de vardı, sonrasında olmaması ise ancak bir kadın devrimiyle, patriyarkanın, erkek egemenliğinin, maddi koşulları ve üst yapısıyla birlikte yıkılmasıyla mümkündür. 8 mart bu yüzden dünyanın dört bir yanında feministler tarafından “emekçi kadınlar günü” değil, kadınlar günü, veya kadınların mücadele günü olarak kutlanıyor. Her sınıftan ve kesimden kadının birlikte, kapitalizm ve ötesinde, cinsiyetçilik yok olana dek, şiddete, tacize, cinayete, ikinci sınıf muamelesi görmeye, ayrımcılığa karşı mücadelesini içeriyor.

    işte bu nedenle kadınlar bugün kapitalizme karşı mücadele eden siyasi örgütler ya da meslek örgütleri de dahil her zeminde “patriyarka düşene kadar devrim” demek zorunda. ve işte bu yüzden bağımsız kadın örgütlenmeleri bu mücadelenin olmazsa olmazıdır. “artık örgütlü” sloganından ben bunu anlıyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.