Eğitim Sen İstanbul Şube Kongreleri: Mücadele İçin Umutlanmamızı Sağladı

Yunus Öztürk - 20 Mart 2011 - 2011 KESK Kongresine Giderken / İşçi Gündemi / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Eğitim Sen İstanbul Şube Kongreleri:

Mücadele İçin Umutlanmamızı Sağladı

Yaklaşık 15 bin eğitim emekçisini 8 şubede toplayan Eğitim Sen İstanbul Şubeleri, şube genel kurullarını 26 Şubat–13 Mart tarihleri arasında tamamlandı. Şube yönetimleri yenilendi. Yönetimlerin bileşimleri büyük oranda değişti.

Eğitim Sen şube kongrelerini birkaç açıdan değerlendirmek mümkün:

Birincisi, yönetimleri ve üst kurul delegeliklerini hangi ittifakların (grupların) kazandığını ve karşı listelerden kimlerin listeyi deldiğini tartışabiliriz. Yalnızca bu sonuçları merak eden epeyce “profesyonel” solcu olduğu kesin. Sınıf siyasetini grup siyasetine indirgeyenler için en önemli olan değerlendirme bu olmalı.

İkincisi, kongrelerin yapısal sorunlarını tartışabiliriz.

Delege seçimlerinden başlayarak, demokratik olmayan yöntemlerle seçilen delegeler ve onların bileşiminden oluşan şube kongreleri ve dolayısıyla politik olmayan ittifak listelerinin yarattığı anti demokratik kongre yapısını sorgulamalıyız. Delege oyları üzerinde kurulmak istenen grupçu vesayet ve bu vesayet için listelerin birbirini karalama kampanyalarından söz etmeliyiz. Özellikle de bir gruba ait olmayanların yönetime girme şansının olmadığı, yani bağımsız adayların neredeyse tamamen şanssız olduğu bir seçim sistemini masaya yatırmak gerekir.

Üçüncüsü, kongrelerde yapılan tartışmalarda eğitim emekçilerinin, işçi sınıfının ya da Türkiye ve Dünya gündeminin neredeyse hiç tartışılmamış olması üzerinden bir değerlendirme yapmak da mümkün.

Sadece listelerin kazanmasına odaklanmış bir kongre atmosferinde, konuşmacıların bile dinlenmediği, sadece listelerin yarıştığı kongrelerin demokratik olduğu söylene bilir mi?

Kuşkusuz bu listeyi uzatabiliriz.

Bütün bunları “gerçekliğimiz” sayarak yola devam etmek de bir seçenek, yeni olmayan bu sorunların üzerine gitmek de!

Öyle ki, neredeyse herkesin olumsuzluklar üzerinde fikir birliğinde olmasına rağmen, sistem değişmiyor. Çünkü bu sistem grupçu vesayeti mümkün kılmakta, sendika yönetimlerini denetlemeyi kolaylaştırmaktadır.

Mevcut sistem aracılığıyla yönetimleri paylaşanların bu sistemi değiştirmesini beklemek boşunadır.

Ancak İstanbul Şube kongrelerinin ortaya koyduğu bir gerçek var: Tabandan değişim süreci başlamıştır ve şube yönetimlerine bu sistemi değiştirmek üzere giren delegeler de vardır.

Eski sistemin artık gitmediğini ve değişimin başladığını gösteren iki örnekten birincisi, grupların vesayeti altında saydığı delegelerin sayısının iddia edilen kadar olmadığının açığa çıkmasıdır. 400 delegelik bir kongrede tüm listelerin denetlediği delege sayısı 150’yi geçmedi. “Blok Oy” diye tabir edilen; grupların listenin tamamına oy vereceğini taahhüt ettiği “blok delege sayısı” tahminleri doğru çıkmıştır. Siyasetlerin “kendinden” saydığı delegeler dahi, her iki listeden de tercih ettiği adaylara (parçalı) oy vermiştir.

Delegeler, tanıdığı ve mücadele edeceğine inandığı adaylara oy vermeyi özgürce (siyasetlerden de gizleyerek) tercih etmektedir. Kongre sonuçlarına bakılınca farklı listelere rağmen karma yönetimler oluşmuştur.

İkincisi ise, bağımsız adayların delegelerden yüzde 10’dan fazla oy almasıdır. Özellikle kadın adayların seçimlere bağımsız olarak katılmaları tabandan gelişen bir başka duyarlılığı ifade etmektedir.

Kongrelerden çıkarılması gereken birinci sonuç, siyasi grupların delegeler üzerindeki grupçu vesayeti geçmiş dönemlere göre azalmış olması, kadın adayların ve bağımsız adayların çıkmasıdır. Bu olumlu bir gelişme sayılır.

Şube Kongrelerinin ikinci önemli sonucu ise, bürokratik sendikal eğilimin etkisi kırılmış olmasıdır. İstanbul Eğitim Sen şubelerinin KESK Şubeler Platformundaki ağırlığı da düşünüldüğünde, bürokratik eğilimin aşılması önemlidir.

Geçen dönemde “birleşik mücadele”ye engel çıkartıp, KESK şubelerini son bir yılda Türk-İş bürokrasisinin kuyruğuna takmak isteyen eğilim ile KESK ve Eğitim Sen Genel Merkezi üzerinden şube yönetimlerine müdahale etmeyi siyaset sayan liberal sol eğilimin İstanbul işçi-emekçi mücadelesine verdiği zararı herkes biliyor.

Bu nedenle de Eğitim Sen İstanbul Şubelerinde Emek Hareketi (EMEP) ile merkezi ittifak yapan “Yetmez Ama Evet”çi Demokratik Emek Meclisi (EDP) listeleri delegelerin desteğini alamamıştır. Bu iki eğilim dışındaki sendikal dinamiklerin oluşturduğu “Emek ve Demokrasi Mücadelesinde Yeniden Yapılandırma Bileşenleri” listeleri kongreleri kazanmıştır.

Hatırlanacağı gibi, geçtiğimiz yıl bir grup TEKEL işçisinin Tek Gıda-İş Genel Merkezinin mücadeleden havlu atmasına karşı İstanbul’da 78 gün boyunca genel merkezin önünde çadır kurup direnmesi görmezden gelindi.

Hava-İş’in 22 yıllık başkanlık sisteminin ve giderek işçiden kopan bürokratik yönetimin tabandan gelen işçi ve temsilcilerce değiştirilmeye çalışılması çabası, Gökkuşağı Hareketi karalanmaya çalışıldı.

Haber-İş 1 Nolu ve Tezkoop-İş 5 Nolu Şube özelinde tabandan gelen işçi tepkilerinin gerici-faşist genel merkez yöneticileriyle ittifak kurarak bastırmaya yönelen şube yöneticileri KESK Şubeler Platformu tarafından desteklendi.

Özellikle Herkese Sağlık Güvenli Gelecek Platformu’nun (HSGGP) “Birleşik Mücadele” çabası karşısında KESK Şubeler Platformu olumsuz (yer yer de düşmanca) tutum takındı.

Sonuç olarak, Eğitim Sen İstanbul Şube Kongreleri emek hareketinin önümüzde üç yılı için, yukarıda saydığımız nedenlerle iyimser olmamızı gerektirecek değişimin sağlandığı genel kurullar oldu.

Umarız geçtiğimiz dönemin özellikle de son bir yılın sendikal siyaset ve sendika içi demokrasi açısından bilançosu yapılarak, bürokratik sendikacılığa ve genel merkez destekli şube yönetimlerine baskı ve tasfiye politikalarına son verilir. Birleşik mücadelenin tabandan inşa edilmesinin önü açılarak, tabandan gelen sendikalarda yapısal değişim, grupçu vesayetin terk edilmesi yönünde devrimci adımlar atılır.

Bu adımlar Taban Hareketi dahil tüm dinamiklerin desteğini alacak; Eğitim Sen ve KESK’in kaybettiği itibarını geri iade edecektir.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Birleşik Mücadele / Eğitim Sen / sendika bürokrasisi /

Comments

  1. Samey diyor ki:

    Hocam hic güngören ilkögretimde calistinizmi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.