Demokrasi Aşığı Devrimcilik

Ömer Yıldız - 26 Mart 2011 - Türkiye / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Yaşatılmak istenen ikilemler hayatımızı sardı.

Bizler hep YÖK’e, MGK’ya, HSYK’ya vb. bürokrasi yansıması baskı unsuru kurumlara itiraz ettik. Aslında verdiğimiz mücadele ile bunların değişime zorlanması aşamasına geldik. Hatırlarsanız 2002 yılına kadar emek mücadelesi, toplumsal mücadele oldukça güçlenmişti. Yüz binler hükümetler aleyhine eylemler yapıyor, doğru dürüst yasal düzenlemeler yokken sendikal anlamda başarılar elde ediyorduk. Tıpkı 68 kuşağının, 78 kuşağının demokratikleşme alanında yaptıkları mücadele ve kazanımlar gibi. Fiili meşru mücadele dediğimiz eylemlilik süreci hem emekçiler tarafından sahipleniliyor hem egemenler tarafından tehdit olarak algılanıyordu.

Hedef tek yöntemler farklıydı. Yani düzene karşı mücadele eden emekçiler, sosyalistler için hedef açık seçik ortada duruyordu. YÖK, MGK ve benzerleri karşımızda ve görünür duruyordu.

68 ve 78 kuşağını darbelerle durdurmayı denediler. Darbelerle işkenceden geçirdiler, öldürdüler, sürdüler. Sonuç; mücadele durmadı. Başta daha korkarak belki ama geri durmadan mücadele başladı. Eğit Sen kurulurken bir çok bölgede OHAL olduğu halde hızla ve nitelikli bir örgütlenme yaptık. Çok önemli işçi eylemlilikleri yaşandı. Öyleyse bu yöntem egemenlere değil emekçilere kazandırıyordu. Hep darbelerin kötü etkilerini tartışıp “demokrasi” adına yapılan gerileştirme hareketlerini biraz atladık.

Ankara Yüksel Caddesinde bir eylem yapmıştık. Bu eylem bana göre dönüşüm eylemi oldu. Bu eylemden önce her eylemimizde polis, asker etrafımızı sarar ve bizi zorlardı. Biz ise daha dirençli ve inançlı mücadele ederdik. Yüksel’de 2 gece 3 gün kaldığımız eylemde ise polis değişik bir uygulama yaptı. Yüksel’in yaya trafiğini serbest bıraktı. Yani bizi tecrit etmedi. Böylece kalabalık bir caddede kim eylemci kim değil belli olmadı. Slogan atan atmayan karıştı. Giden gelen belli değildi. Böylece kendi kendimizin sesini kıstık.

Kurulan AKP hükümeti  bizim karşı olduğumuz tüm kurumlara karşıyım dedi. Hepsiyle kavga eder bir görüntü yarattı. Sanki bizimle aynı saftaymış imajı yaratıp bizi sessizleştirdi. Bir çok emekçi “bak bunlarda YÖK’e MGK’ya karşı” dedi. Hatta bazıları daha da ileri gidip “yatmaz ama evet” dediler görece duruma inanarak.

Ne darbeciler yargılandı, ne darbeden hesap soruldu. YÖK’ün başına Y.Z.Özcan gelene kadar karşı durdu AKP sonra sessizliğe büründü. MGK hala kararlarını dayatıyor. Hani değişecekti. Ne değişti?

Sanırım biz değiştik. Demokratikleşme hayali bizi değiştirdi. Öyle olmaz mı yaşamda; sevdiklerimiz değiştirir. Ya da sevildiğimizi düşündüklerimiz.

Halbuki biz proleter biz sistem istemiştik hep. Demokrasi sevdalısı olduk. Bir sonraki aşama emperyal hayallerimizin hayata geçmesi mi olacak acaba?

Bir an önce yalancı sevdalardan kurtulup gerçek aşkımızın peşine devrimin peşine düşmemiz gerek. Artık sosyalistlik bile “dini özgürlük” üzerinden tanımlanmaya çalışıyor. Dini inançlara saygılı değilsen sanki sosyalist olamazsın gibi bir sonuç çıkarmaya çalışıyorlar.

Demokrasi egemenlerin buldukları en önemli kavram. Ancak hiçbir dönem teorik tarif üzerindeki demokrasi yaşanmamıştır. Roma’da asiller demokrasi aşığıydı geçmişte köleler değil. Kadınlar çok yakın zamanda demokrasinin içine alındı. İran’da da demokrasi var. Kan emici Amerika’da da. Demokrasi ne demekse hep egemenlerin işine yarıyor.

Devrim mi diyeceğiz demokrasi mi? “İşte mesele bu…”

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: AKP / Devrim / sosyalist olmak / sosyalist sol /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.