Yağlı İlmek Sevdalısı Kuzular

Sırrı Süreyya Önder - 1 Nisan 2011 - İşçi Gündemi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Eski kovboy filmlerinde görmüşsünüzdür, ortada eli kolu bağlanmış birisi vardır, etrafta da “İp getirin, asalım!” diye bağrışan bir sürü sevimsiz adam… Ülkemiz, hastalıklı bir suç üzerine, ilmi var irfanı yok bir anayasa profesörü sayesinde, tarihin derinliklerine gömülen bu yöntemi tartışıyor.

Tartışmaya katılanların çoğu, meseleye kovboy filmlerindeki “Asalım!” diye haykıran güruhun histerisiyle yaklaşıyor. Ben şu ahir ömrümde asılmaya götürülen birini yakından görmek, tanımak acısını yaşadım.

Levon Ekmekçiyan’dı…

Birçok 12 Eylül istatistiğinde, niyeyse hep ‘ayrı’ sayılan, bazen de hiç sayılmayan bir infazdır.

İdamdan bir gün önce gazete verilmedi koğuşlara. Bu durum, bir idamın daha onaylandığı anlamına geliyordu. Böyle günlerde herkes derin bir suskunluğa bürünürdü. O gece, kimsenin gözünü uyku tutmazdı. Koridorlarda, gece yarısından sonra olabilecek her türlü hareketlilik dikkatle dinlenirdi. O gece geldiler, götürdüler, astılar…
O güne kadar hiç denenmemiş yöntemlerle işkence edildiğini öğrenmiştik Ekmekçiyan’a.

İdama götürülürken bile dövülenler

Cezaevi Komutanı Albay Raci Tetik’in, idama götürülmelerde insanlık dışı davranışları konuşulurdu hep.
Yıllar sonra, şimdilerde sürgün hayatı yaşayan gazeteci Ahmet Kahraman, Albay Raci Tetik’le bir röportaj yapmıştı. Röportajın sonunda, albayın karısı “Komutan geceleri hiç uyuyamıyor!” diye dert yanmıştı. Muhtemelen, idama götürülürken bile hınçla saldırdığı fidanlar gözünün önünden resmigeçit yapıyorlardı.

Vicdandan daha yumuşak bir yastık icat edilmemiştir ve bazen rahat bir uykudan daha kıymetli çok az şey vardır.
Bu profesör ile Tetik arasında hiçbir fark yoktur. Sözümü geri alıyorum! İlkokuldan itibaren ölme-öldürme eğitimi alarak yetiştirildiği için belki de Tetik, anayasa ve hukuk gibi bir insanlık eğitiminden geçirilen profesörden daha mazur sayılabilir.

“Bir kenarda dursun canım, lazım olur!” diyebilecek kadar Azrail’in vasfına soyunan birisinin revize ettiği anayasadan ne hayır geleceğini de sizin ferasetinize bırakıyorum. Adnan Menderes’i ipe götürenlerin en sevindiği şey, ellerinin altında idam cezasının hazır olmasıydı…

Pedofili ya da suçu tetikleyen sosyal faktörler üzerine kafa yorması, önlemler düşünmesi falan beklenebilir mi bu kafadan?

Son duasını bitiremeyenler

Bir de MHP ve BBP yetkilileri savunuyorlar idamı, büyük bir hararetle. Bugünkü yöneticilerinin büyük çoğunluğu Mamak zindanlarından geçmiş ve en az bir-iki idama tanık olmuşlardır. İdam edilenler içerisindeki 8 kişi de kendi arkadaşlarıdır.

Halil Esendağ ve Selçuk Duracık’ın idam edilişlerini, idamda hazır bulunan imam Abdullah Şevki Tüzüner şöyle anlatıyor: “Dua ederken başımı aşağıya indirmiştim. Cellatla konuştuklarını gördüm. ‘La ilahe illa…’ derken, tevhidlerini tamamlayamadan şehit edildiler. Ne konuştular diye sorduğumda, cellat ağlayarak kendisinden helallik istediklerini anlattı…”

Bir ülkede darağaçları kurulunca, ilmeğin sadece sizin istediğiniz boyunlara geçeceğinin hiçbir garantisi yoktur. Bunu en iyi bilmesi gerekenler arasında sizler de varsınız. Fikrinizin iktidara çıktığı günlerde, sizler için de darağaçları kurulmasının üzerinden çok geçmedi.

İdam cezası, ‘intikam’ üzerine inşa edildiği için hukuki değildir.

İdam cezası, telafisi ve geriye dönüşü imkânsız sonuçlar doğurabileceği için insani değildir.
Solcular, sosyalistler, Kürtler yüzlerce kere bunu düşündüler, MHP ve BBP yetkilileri de en az ‘8’ kere düşünmek durumunda.

Bu yazıyı, ilkgençlik yıllarımda tanık olduklarımın ağırlığıyla yazdım. Birisi, bu anayasa profesörüne, idam edilmenin ‘yumurta yemek’ gibi bir şey olmadığını söylemeliydi. Ona “Sen sus, Sağlık Bakanın konuşsun!” diyecektim ama anayasacısı böyle olanın hekimine güvenemedim…

Faruk Erem’in yazdığı ‘Bir Ceza Avukatının Anıları’ adlı kitabı, gönlünden idamı bir yöntem olarak geçiren herkese tavsiye ediyorum. İnsan kalabilenler ‘üşüyen idamlık’ öyküsünde buz kesecektir, eminim…

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: idam cezası /

Comments

  1. ismail yurdakok diyor ki:

    Sizin cocugunuzun, yegeninizin ırzına gecilip, sonra da bogulup öldürulse boyle yazabilir misinz? Kovboylarin infazı veya Menderes’in asılmasini anlatmak, olayin bir yönü. Tek yönlü bir bakış açısı ile sosyal problemler çözülebilir mi? Sapık cânilere pedofili hastasi deyip, idamdan vazgecmek, bu canilikleri her gecen gun artırmaktan baska bir işe yaramamaktadir. Ateş düştüğü yeri yakar. Bir sapığı/caniyi kurtarayim derken, toplumu ateşe atmak, ve euro-centric duşunce ile idama karşı çıkmak, Batı taklitciligi degil midir?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.