8 Saatlik İş Günü

Zafer Aydın - 15 Nisan 2011 - İşçi Gündemi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

8 Saatlik İş Günü

Zafer Aydın 14 Nisan 2011 Cumhuriyet

Kapitalizmin ilk yıllarında işçinin ranza ile tezgah arasına sıkışmış hayatını, kader olmaktan çıkarmak için verilen mücadelenin en önemli talebi, çalışma saatlerinin azaltılmasıydı. Uyumanın ve yemek yemenin dışında kalan bütün zamanı kapsayan çalışma süresine karşı yükselen muhalefet, ilk sonucunu, İngiltere’de 1802’de kabul edilen iş yasası ile verdi. Yetişkinleri kapsamayan bu yasa ile, tekstil sektöründe çocuk işçilerin çalışma süreleri, 12 saatle sınırlandırıldı. Fransa’da çalışanların çalışma saatlerinin azaltılması talebi ise, 1848 devriminden sonra karşılık buldu. Devrimden sonra kurulan geçici hükümet tarafından, çalışma saatlerini Paris’te 10 saate, Paris dışında kalan kentlerde 11 saate indirildi.

1850’li yıllarda çalışma saatlerinin azaltılması mücadelesi ilk ürünlerini vermeye başlamış, ABD ve İngiltere gibi ülkelerde çalışma süresini 10 saate indiren yasalar kabul edilmişti. Artık talep 8 saatlik iş günüydü. Bu amaçla örgütlenmelere gidildi, grevler, direnişler yapıldı, gösteriler düzenlendi. 1886 ‘da 1. Enternasyonal’in benimsediği kararlar arasında “8 saatlik iş günü” de vardı. Bu kararla iş gününün 8 saat olması mücadelesi, uluslararası bir nitelik kazandı, yaygınlaştı.

1886 yılı 1 Mayıs günü ABD’de, 10’dan fazla kentte, 350 bin dolayında işçinin katıldığı, o güne değin yapılmış en büyük işçi gösterisinin temel talebi, 8 saatlik iş günüydü. Amerikan Emek Federasyonu (AFL) 1888 yılında bu talebi dile getirmek üzere, 1 Mayıs 1890’da genel eylemle tamamlanacak bir kampanya düzenleme kararı aldı. AFL’nın bu kararına atıfta bulunan 2. Enternasyonal, 1 Mayıs 1890’da bütün dünyada 8 saatlik iş günü talebiyle gösteriler yapmayı kararlaştırdı. Bu karar uyarınca dünyanın pek çok yerinde büyük ve etkili gösteriler yapıldı. Her yıl tekrarlanan bu gösterilerle, 8 saatlik iş günü mücadelesinin ilk önemli sonucu 1. Dünya Savaşı sonrasında imzalanan Versailles Barış Antlaşması (1919) ile oldu. Anlaşmanın 427. maddesinde benimsenen dokuz temel maddenin arasında, 8 saatlik iş günü de yer alıyordu. Daha sonraki yıllarda büyük mücadeleler, inişler çıkışlar etrafında, 8 saatlik iş günü, pek çok ülkede ulusal mevzuatlara girdi.

Emeğin ve emekle birlikte davranan sosyal ve siyasal güçlerin mücadelesiyle kazanılan 8 saatlik iş günü, son dönemde, fiilen  hak olma özelliğini yitirmiş bulunuyor. Kuralsız, güvencesiz, esnek istihdam biçimlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte günlük çalışma süresi, 12 hatta bazı sektörlerde/ işlerde 16-18 saate kadar çıkmış durumda. İşçilere dayatılan gayri insani çalışma koşullarını meşrulaştırma, olağanlaştırma çabası içinde olan Enerji Bakanı Taner Yıldız, geçtiğimiz Aralık ayında yapılan Tes-İş Genel Kurulu’nda “işçiler gerekiyorsa 16-18 saat çalışmalı” demişti. Besbelli ki gidişat, işçilerin hayatını yeniden ranza ile tezgah arasına sıkıştırma yönünde. O yüzden, bu yılki 1 Mayıs’ta güvenceli çalışma talebi dile getirilirken en başa 8 saatlik iş günü yazılmalı.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 8 saatlik İş Günü /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.