ÖDP, Seçimler ve Sola Bir Soru

Sol Defter- Haber - 11 Mayıs 2011 - 2011 Seçimlerine Doğru / Güncel Politika / Teorik Tartışmalar / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

ÖDP, YSK kararıyla seçimlere katılamıyor. YSK, “siyaset sahnemizde size izin yok” diyor. Üyesi olmadığım, ancak “bizim arkadaşlar”dan oluşan ÖDP, bu kararı haklı yere protesto ediyor. Kendi içerisinde de seçimlere katılamamanın nedenleri üzerine tartışıyor. Birileri, belgeler zamanında tamamlanmadığı ve seçim yasasının öngördüğü kriterleri yerine getiren adaylar gösterilmediği gerekçesiyle ÖDP yönetimini eleştiriyor.

Hâlbuki bu karar daha başka, daha köklü gerçekleri hatırlatmalı:

12 Eylül’ün devam ettiği gerçeğini…

Antidemokratik bir seçim yasasının sürüyor olması gerçeğini…

Yüzde 10 barajının antidemokratik özünü…

12 Eylül’ün tüm kurum ve kuruluşlarıyla devam ettiği gerçeğini…

Emekçilere, ezilenlere topyekûn saldırının devam ettiği gerçeğini…

Kürtlere, azınlıklara yönelik baskı ve savaş politikalarının sürekliliğini…

Geniş halk kesimlerini giderek yoksullaştıran, çalışan yoksulların sayısını hızla artıran Şikago okulu kapitalizminin engelsiz uygulanışını…

Sosyalistlere, devrimcilere yönelik fiziki ve psikolojik şiddetin artırılışını…

İslamcı otoritarizmin mahalleden iktidarın tepesine kadar, köyden şehirlerin merkezlerine kadar bir örümcek ağı gibi toplumu kuşatmasını…

Kadınların giderek daha fazla sayıda kuşatılmışlığını…

Faşist zihniyetin her alanda meşrulaştırılmasını, kültürel sahanın gerici-muhafazakâr-İslamcı “değerler” doğrultusunda abluka altına alınmasını vs vs.

Bu koşullarda solun YSK’nın tutumundan öte sorması gereken soru daha köklü bir soru bence.

1990’larla birlikte hemen hemen tüm sosyalist sol hareketlerde gözlenen bir büyük taktik dönüşüm yaşandı. Neredeyse tamamı ya ortak ya da kendi yasal partilerini oluşturarak seçimlere katılmaya başladılar.  Bırakın yoksul kitleleri ve işçileri, sol kitleler gözünde bile rejimin değişmeyen baskıcı özü gözlerden kayboldu: Ne de olsa “bizimkilerinde” partisi, dergisi, gazetesi, televizyonu vardı ve hatta seçimlere katılıp milletvekili bile çıkarabiliyorlardı!

Tüm kurum ve kuruluşlarıyla yaşamaya devam eden 12 Eylül’ün “demokrasisini” meşrulaştırma sürecinde solun bu “taktik” yöneliminin payı yok mudur?

Bu yönelim, solu düzen içine çekerek kısmen ehlileştirirken, kısmen de 12 Eylül demokrasisini meşrulaştırmış olmadı mı?

12 Eylül demokrasisinin meşrulaşmasında solun payı nedir?

Sakın kentlerin yoksul kitleleri, biraz da bu nedenle islamcı, faşist, devletçi, serbest piyasacı tercihlere yönelmiş olmasınlar…

Sokaklar, mahalleler, köyler, şehirler boş bırakıldığı, düzenden kaynaklanan sorunların çözümüne yönelik ümitler somut solcuların birleşik eylemliliğinde ifade bulamadığı için…

Soruyu sormamalı mıydı acaba?

BirGün

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 2011 seçimleri / Seçimler ve Sosyalistler /

Comments

  1. metin can onder diyor ki:

    Carpici bir tespit ancak yine de yanlis oldugunu dusundugum bazi noktalar var. 80 oncesi sosyalist sol hareketlerin “Neredeyse tamamı ya ortak ya da kendi yasal partilerini oluşturarak seçimlere katılmaya başladılar” varsayimi ile bir cikarim yapmis G. Caglar.

    iki tane itirazim var:
    i) bu varsayimin dogrulugu supheli. yani “neredeyse tamami yasalliga gecti” sozu ne kadar dogru, tartisilir. simdi burada tum orgutleri dokecek degilim ama kabaca soylersek buyuk orgutlerden sadece Dev-Yol icin gecerli bir tez bu. ha bir de Aydinlik var. 80 oncesi bile neye hizmet ettikleri belli olmayan Perincek’i sol kabul edersek tabi.
    Dev-Sol geleneginden gelenler icin yasal bir parti hicbir zaman soz konusu olmadi. 90’li yillarda Dev-Yol’cular ODP’nin kurulus sureci tartismalari icerisinde iken, Dev-Sol sehirde hiram abas’lari avliyor, dagda savasiyordu. MLKP cizgisi icin de oyle, EMEP legal bir parti’den cok illegal unsurlara paravan bir yapi oldu hep. Mao’cularin da etkisi az da olsa daha birkac sene onceye kadar Dersim daglarinda kongre yapiyorladi.
    Gelenek-SIP-TKP cizgisinin 80 oncesinde ne kadar (il)legal oldugunu bilmedigim icin bir sey soyleyemeyecegim.
    Sozun kisasi benim tezim sudur: Gazi Caglar, Dev-Yol’un legalize olmasini yedirmek icin ‘tum sosyalist sol hareketler’ diyor ama yaniliyor.

    Insanlar G. Caglar’in dedigi gibi ” Ne de olsa “bizimkilerin de” partisi, dergisi, gazetesi, televizyonu vardı ve hatta seçimlere katılıp milletvekili bile çıkarabiliyorlardı!” diye dusundukleri icin sosyalistlere yuz cevirmediler, ikinci maddede acayim bunu.

    ii) Amiyane tabirle ‘legalize olduk, rejimin degismeyen baskici ozu gozlerden kayboldu’ demek kendini cok onemsemektir bana kalirsa. Legale gecmeselerdi herseyin daha farkli olacagini soylemek 12 Eylul’u kucumsemektir. Su anki tabloda bir sey cok acik ki darbe cok basarili. Ha ustesinden gelinebilir miydi? Gerekli kosul olarak legale gecmemeyi one surebiliriz ama asla yeterli kosul olacagini dusunmuyorum. Ki bu dusuncemde legale gecmeyen bir suru yapinin yasadigi cozulme, curume sureci bunda cok etkili. Siyaseti insandan koparirsak elde kuru laflar kalir. Eski solcu bir abimizin lafidir: “eskiden kavgaya girerken arkamizdan kimin gelecegini bilirdik, darbeden sonra bilemez olduk “. Bu ortamda insani verili kabul etmenin ne yarari var? Darbe oncesi elbirligiyle yapilan gecekondulari 90’li yillarda ranta ceviren, Ozal zihniyetli bir halk varken elinde, illegalde faaliyet gostersen ne fayda? Cozum yok demiyorum ama meseleyi “legaliteye inmeseydik iyiydi”ye indirgemek hem kibir hem de saflik.

    Tum bunlarin ustune bunlari soyleyen insanin darbe sonrasi Almanya’ya kacip 30 yildan beri orada yasamasi cok abes degil mi? Insanin korkmasini anliyorum, o devirde yasasam ben de gidebilirdim bir Avrupa ulkesine. Ama susardim be kardesim, ekmegimi kazanir otururdum bir koseye! Fatsa halki koylusu elde silah ufak da olsa bir direnis beklerken, onder kadrolarin cogu ne yazik ki umut olamadilar.
    “12 Eylül’ün “demokrasisini” meşrulatırma sürecinde solun bu “taktik” yöneliminin payı yok mudur?'” diye soruyor Gazi hoca. Yoktur! Mesruiyetin sozluk anlami ‘yasallik’. Devletin yasasi da hukuku da egemen kiminse onundur, su son birkac yilda ulkedeki donusumden bile goruyoruz bunu. Zamaninda yuzbinden fazla basilan Dev-Yol’un dergisi ne kadar ‘mesru’ ise simdi de zaman gazetesi o kadar ‘mesru’. Yani G. Caglar’in buyurdugu gibi solun taktik yoneliminden degil insanlara saldigi korkudan alir 12 Eylul mesruiyetini. “Gucun kadar mesrusun” kardesim, bunu kabul etmek bu kadar zor mu? 12 Eylul’den sonra cikaydiniz o zaman meydana, Murat Uyurkulak’in tabiri ile ‘nam salacak bir maglubiyet’ almayi goze alsaydiniz da insanlara tek secenek birakmasaydiniz o zaman!

  2. metin can onder diyor ki:

    bu yazi hakkindaki yorumumu neden yayinlamiyorsunuz? kufur, hakaret, vs. icermiyor.

    yazilanlar hosunuza gitmeyince sansur basliyor demek ki! yazik sizin gibi solculara..

    • Sol Defter diyor ki:

      Teknik bir nedenle gecikme oldu… Ancak hemen olumsuz yorumlara başvurmanız da gösteriyor ki, kolayca yargılayabiliyorsunuz; ya da ön yargılarınız hayli güçlü… Solcularda olmaması gereken bir özellik…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.