Murat Belge Diye Biri Varmış

Sarphan Uzunoğlu - 4 Haziran 2011 - Teorik Tartışmalar / Türkiye Solu

facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Murat Belge Diye Biri Varmış

Aldığımız duyumlara göre İstanbul’da Murat Belge diye biri varmış. O öyle bilge, öyle muhteşemmiş ki Türkiye’de sosyalizmin teorisinin 30 yıldır başını çekermiş. Dahası, söylediklerine kafa sallamaya hazır bir camia varmış ve bu camia kendisine toz kondurmaz, yaptığı hataları bile içinde “ama” geçen cümlelerle -bir mahçup liberal alışkanlığı- savunmaya çalışırlarmış…

Belge 3 Haziran 2011 Cuma tarihli yazısının girişinde şöyle diyor:

“Türkiye seçime yaklaşırken ben de birkaç günlüğüne Türkiye’den uzaklaştım. Ben yola çıkarken Hopa’da adam öldüğü, bir başkasının ağır yaralandığı haberini okuyordum. Nedir, nedendir, Türkiye’de ‘siyaset’ denince böyle bir şey anlamak gerekir? Ortalık kan revan içinde kalmadıkça siyaset siyaset olmaz? Birileri bununla AKP’ye oy kaybettireceğini umuyor herhalde.”

Bir söz vardır, Murat Belge sosyalistlerle iç içe olmak yerine daha ziyade sivil toplumla ve kongrelerle meşgul olduğundan bilmiyor olabilir, “Ölü mü denir şimdi onlara” deyiveririz. Herhalde yüce insan Murat Belge Hopa’da bir insanın -sosyalist bir insan- ölümünü vicdanen görmeye değer bulmuyor, dahası çoktan saflarını terk ettiği sosyalist mücadelenin bir parçasının polis eliyle öldürülmesine de göz yumacak kadar gözlerini Avrupa bürümüş durumda.

Hiç çıkmadığı, çıktığında da yakışıklı pozlar verip NTV’de program yaptığı kamusal mecrada “bizdeki sosyalistler” ile başlayanc cümleleriyle hepimize laf atma telaşında, artık mahallenin eskisi kadar değil hiç önemsenmeyen adamı olarak duruyor. Bugün, polis coplarının sarıldığı gazetede, Taraf’ta, yazdığı için Belge’yi suçlayamıyorsak, bunu da “ifade özgürlüğü” denen nane altına saklıyorsak, ben işin içerisinde çok net bir faydacılık ve iki yüzlülük algılıyorum. Derdim Murat Belge’ye bir “küfürname” yazmak değil, derdim Murat Belge’nin olduğu yeri netleştirmek, öyle ki artık 20′lik delikanlı genç kadın ya da erkeklerin de 50′lik sosyalistlerin de Belge’den alacağı o mirası reddetme vakti geldi.

Her şeyden önce “Kanın daha çok artmasının AKP’nin oylarını azaltacağını hala nasıl düşünüyorlar?” diye özetlenebilecek bu garip düşünceyi Belge’nin öne atarken nasıl bir ruh halinde olduğunu düşünelim. Acaba Belge, Kürt Hareketi’nin tepesinde AKP emriyle patlayan bombaların, sosyalistlere polislerin vurduğu copların gökten zembille indiğini mi düşünüyor?

Dahası Belge 9 yıldır iktidar olan bu partinin Fatih Altaylı’nın bir yazısında belirttiği “Hala muhalefet rolü yaparak güçlerini arttırabiliyorlar” cümlesinde anlattığı o rolün gerçek olduğunu sananlardan mı? Fatih Altaylı’nın bile görüp Murat Belge’nin göremediği nedir?

Konformizmin gece bekçisi

Açıkçası Murat Belge’nin şu son dönemde nerelerde olduğunu çok merak ediyorum. 12 Eylül öncesi bastığı çürük tahtanın inancını zedelemediği kesin. O Tayyip Erdoğan iktidarına Yıldıray Oğur’unkinden daha büyük bir inanç besliyor olacak ki, her konuda mütereddit. Bizle aynı safta olmaktan sürekli biçimde imtina ediyor. Her topa girmiyor. Örneğin yaşadığı şehri yöneten İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 1453 kutlamalarının eleştirisini yapmıyor, dahası 1 Mayıs’lara mehter marşı dinleyerek hazırlanan milliyetçi-muhafazakâr polis örgütlenmesine de kapısını her daim açık bırakıyor. Sosyalistler için pencereyi dahi açmazken, islamcılar için hep bir “Neden olmasın”ı var, polislerin belini kırdığı o genç kadının militanlığı Belge için gericilik.

Belge ömrü hayatında panzere çıktı mı bilinmez; ama yüksek maneviyatı ve bilgeliği muhtemelen onu bugüne dek hep panzerlerin üstünden alıkoymuştur. Belge, işi bilenlerle aynı tarafta. Örneğin, Başbakan’ınını seven çocuk Ahmet Altan’ın gazetesinde bunca yıldır yazıyor olmasının başka nasıl bir açıklaması var? Beraber yıllarca mücadele ettiği Türkiye Ermenilerini rencide edecek ilanlar basan, homofobi çığırtkanlığı yapan, “Fenerbahçe Sivas’ı katletti” başlıkları atan, PKK ile TSK’yi eş tutan, muhtemelen Tayyip Erdoğan’ın mesih olduğuna inanan gazetenin sütunlarında Ahmet Şık’ı alenen suçlayan ve kitabına karşı kampanya yürüten Gazi Mahallesi’nin çıkardığı en ağır oksimoron insan olan Alper Görmüş’ün söylediklerine katılıyor, kim bilir belki de geçmişte Hilal Kaplan’la aynı yerde yazmaktan gurur duyuyordu. O, eleştirisini yapmaya yıllarını verdiği Kemalizm’in yeni bir türünü kendi kafasında inşa etmiş bulunuyor.

Ya içindeki Gandhi’yi ya da sivil toplumun bol uçak biletli bol toplantılı bol seyahatli keşfetmiş olacak ki bir kez bile Mahir demiyor, onu geçtik Metin Lokumcu’nun adını söylemeye bile gerek duymuyor. O yeni düzenin gece bekçiliğine soyunuyor, üstelik bunu öyle büyük bir ustalıkla yapıyor ki, bu aralar İngiltere’deki karşılığının Respect olduğunu öğrendiğim kimi Türkiye “solcuları” -onlara sosyalist demiyorum, çünkü biz sosyalist değiliz diyen çok üyelerine rastladım- “Bakın Murat Belge de böyle dedi” cümleleriyle onu ve yüce paradigmasını savunuyorlar.

Murat Belge, hayatının muhtemel son demlerini, sosyalistlere küfredip sivil toplumu överek, radikalizmin R’sinden bahsetmeyerek, sivi toplumun tatlı meyveler veren ağaçlarından faydalanarak, NTV’de arada sırada program yaparak ve İkinci Cumhuriyet sevdalılarının ağaçlarına dal olarak geçiriyor.

Alt tarafı bir adam öldürülmüş, ya AKP’li biri öldürülseydi!

Hopa’da bir insanın öldürülmesine en önde tepki vermesi gerekirken “Bir adam ölmüş” diyor. Oysa neler yazardı Murat Belge, neler dökerdi konunun yarattığı bir bizi karalayabilecek, boykotçular ve hayırcılar denen gruplara “Aptallar” deme şansı olsaydı. Belge onaylı polis copu her gün kafamıza iniyor. Arkadaşlarımız gözaltında ve birileri hâlâ Belge’yi savunuyor. Ahbap çavuş ilişkisiyle bugüne dek kurtarmış olabilir; ama kendisine “Orada dur” deme vakti geliyor.

Belki de zihni çok daha genç ve vicdanlı bir kaleme, Foti Benlisoy’a, Hopa yorumu vesilesiyle uğramakta fayda var:

AKP iktidarına yönelik her eleştiri, her itiraz, iç ya da dış mihrakların “ileri” demokrasimize karşı konspirasyonları/ komploları olarak yorumlanıyor. Böylece de Hopa örneğinde mesela, yüzlerce polis desteğinde yöreye “çıkarma yapan” Erdoğan mağdur, Hopalılarsa AKP’nin ifade hürriyetine karşı saldırganlar olarak tarif ediliyor. Hopa, demokrasinin neoliberal itikadın teknik idaresine ve milliyetçi-mukaddesatçı popülizme indirgenmesinin ve bu meyanda her neviden toplumsal muhalefetin de “demokrasi karşıtı” olarak tanımlanışının bir örneği. (2)

Foti Benlisoy’un söylediği gibi bu iktidarın kendi şiddet eylemlerini bile “ileri demokrasi”ye darbe olarak görebilecek bu  körlük nereden geliyor? Muktedir olan, yargı dahil tüm organları elinde bulunduran bir güçten “mağdur” yaratmak, hepimizin dibindeki bu sivil görünümlü laci militer çılgınlığın farkına varamamak neden?

Ve evet, Murat Belge iktidarın copuna da Kürt kızının ensesini delip geçen kurşununa da “Evet” diyor. Murat Belge’ye haber verelim, içeride işkence gören 95 kadar arkadaşımız varmış… Onu da bir yazısının başına 95 anarşist, ortodoks solcu göz altındaymış, hepsi AKP’nin süper projelerini karalamak için içeri giriyorlar şeklinde nakşetmezse hatrımız kalır. Dilşat’ın bel kemikleri elbet kaynar bir gün, o tekrar panzere çıkar, benim Belge’den beklediğim panzerin üstüne çıkması değil, panzerin içinden çıkmasıdır…

Soru: Bir masumun, bir proleterin, devletçe öldürülmesine devletin otoritesi sarsılsın diye yapılan bir eylemdir demek 28 Şubat’ın ve 12 Eylül’ün postal parlatanlarından nerede ayrışıyor? Ve merakımı bağışlayın, Murat Belge Hrant’ın katilleriyle hangi amaçla uzlaşıyor?

*

1- http://taraf.com.tr/murat-belge/makale-potsdam-dan.htm (Potsdam’dan)

2- http://www.sdyeniyol.org/index.php/guencel/521-hopay-savunmalyz-foti-benlisoy (Hopa’yı Savunmalıyız – Foti Benlisoy )

facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Murat Belge /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir