Seçmen Hep Kazanandan Yanadır

Ömer Yıldız - 7 Haziran 2011 - 2011 Seçimlerine Doğru / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Seçmen Hep Kazanandan Yanadır

Meşhur bir hikayedir; adam köyde muhtarlığa aday olur. Bir tek oy alır. Yanına gelen herkes o bir oyu kendisinin verdiğini söyler. Sonunda adam acaba ben kendime oy vermedim mi diye söylenir.

Seçimlerde tek bildiğiniz oy kendi verdiğiniz oydur.

Yoksa yüz binlerle eylem yaptığımız alanlardan sonra “sözde” temsil ettiğimiz partilerin binde birlerde kalmasını nasıl açıklarız.

Körfez savaşından önce Saddam diye sokaklarda nara atanlar ertesi gün heykelini yıkmaya başladılar. Uzun uğraşlar verilen sosyalizm çabası perestroyka sonrası hızlıca kapitalizme evirildi.  Kızıl meydan artık “ye$il” meydan oldu.

Sadece başka yerlerde mi? Yakın tarihimizde Cumhuriyetçi denilenler birdenbire “demokrat” oldular. Seçmen demokratların peşinde koştu. Asker darbe yaptı. “Şak şak şak”. Yıllarca muhteşem dediği Süleyman’a şimdi kendi memleketi “kızıyor”. Milyonlarca seçmenin desteklediği Özal’ın partisinin artık teşkilatı bile yok. Bir adı değişiyor bir amblemi.

Şu anda esip gürleyenlerin de yakında olacağı o. Belki kendinden sonra biri adını anarsa seçmen hatırlayacak.

Bu kadar gürültü, şamata, hakaret boşlukta uçuşup duracak. Bazen birbirilerinin kulaklarını çınlatacaklar. Tıpkı yıllar sonra Ecevit ile Demirel’in dost olduğu gibi. Ecevit ile MHP’nin hükümet kurduğu gibi birlikte hareket edecekler.

Bizim genlerimizde var herhalde, sonu belli filmlerde bile heyecanlanıyoruz. Esas oğlan esas kız birbirine kızıyor, küsüyor, hakaret ediyor ama sonunda  bir araya geliyorlar. Hep merak edenler için söylüyorum; bunların evveliyatlarında karşılıklı adamları çarpışanlar bile olmuştu ki sonunda can ciğer kuzu sarması oldular.

Şimdi ne yapıyorlar?

Ortalığı gerip, aslında kendi fikrine uygun ancak barajı geçemeyeceği kesin partilere oy vereceklerin oylarını toplamak. Yani aslında yaptıkları küfürler karşılıklı değil asıl hedefe yani “yan seçmen”e.

Peki bütün bunları zaten biliyoruz. Buradaki ayrıntı nedir?

Ayrıntı biziz. Binde birlik partilerimize oy vermeyen bizler. Bu hengamede düşüncemizi unutup fikrimize “yakın” olduğuna kendimizi bile inandırdığımız “büyük” partiye oy vermemizde. Şimdi İstanbul, Ankara kızacak, biz bağımsızları ya da kendi partimizi destekliyoruz diye. Siz seçileceğe destek veriyorsunuz. Bakıyorsunuz bağımsızın seçilme ihtimali var “destekçiyim” diyorsunuz.

Üstelik son dönemlerde kendi genel başkanlarını aday göstererek “varlık” göstermeye çalışırken “yokluk” içine girenler var. Üstelik önlerinde bir örnek de varken bunu yapıyorlar. Sosyalizm her dönem fikrini özgürce savunmuştur.

Partilerini bırakıp bağımsız aday olunabilir. Başkalarına yaslanarak olmaz.

Bu kavga gürültüde gerginlikten dolayı güçlünün yanına gitmektir bu bence.

Seçmen kazanandan yanadır demiştik ya. Tarih gösterdi ki kazandığını zanneden seçmen aslında hep kaybetmiştir.

Bir sosyalistin kaybettiği an bu düzenden umut beklediği andır. Çünkü o anda kendi duygularını, reflekslerini, hedeflerini bıraktığı andır.

Seçimler “hayırlı” olsun…

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 2011 seçimleri /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.