Devlet Provokasyonlarının Sırrı

N. Cemal - 10 Haziran 2011 - #direngeziparkı / 2011 Seçimlerine Doğru

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Devlet Provokasyonlarının Sırrı

Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku 2. Bölge Bağımsız Milletvekili Adayı Sırrı Süreyya Önder, Balçiçek İlter’le yaptığı söyleşide kendisine yönelik devlet provokasyonlarının başbakan eliyle ve diliyle nasıl yönetildiğine bir kez daha dikkatleri çekti.

İşkenceden ağır…

Başbakan Erdoğan’ın, memleketi olan Adıyaman’da ki mitingde yaptığı konuşmayı “işkenceden daha ağır geldi” diye değerlendiren Sırrı Süreyya Önder, başbakan eliyle oynanan devlet oyunlarına bir kez daha dikkatleri çekti.

Başbakan Erdoğan Adıyaman’da, “önceki gün, İstanbul’da BDP’nin bir seçim bürosundan, daha doğrusu bir bağımsız adayın seçim bürosundan onlarca molotof çıktı. O seçim bürosunu kullanan zat, gittiği her yerde, mağduriyet kisvesi altında barış diyor, özgürlük diyor, demokrasi diyor, hak diyor, hukuk diyor. Peki bu molotoflar nedir? Kimi yakacaksınız, nereyi yakacaksınız? Barışı böyle mi getireceksiniz? Molotofla demokrasiyi aynı kefede nasıl tartacaksınız?” demiş ve isim vermeden Sırrı Süreyya Önder’i hedef göstermişti.

Provokasyonların Sırrı…

“Başbakan eğer Adıyaman’da konuşurken benim adımı verseydi, kendi seçmeninin yarısı itiraz ederdi, ayıp ettin derdi ona. Oranın her taşında tozunda varım ben. Biz bu memleketin demokrasi mücadelesinde varız, biz o toprakların yakın dönem siyasi tarihinde varız. Adıyaman’ın sağcısından solcusuna, orta yercisine kadar gönüllerinde bir yerimiz vardır. Zoruma gitti. Nefsime ağır geldi. Başbakan’ın konuştuğu yerin sağı Pera kalıntılarına gider. Orası Adıyaman’ın zihninde 12 Eylül işkenceleriyle bir tutulur. O mağaralarda yaptılar her şeyi. Sol taraf ise Sıkıyönetim Komutanlığı’na gider. Bugün Başbakan’ı karşılayan zevatın içinde, o gün, sıkıyönetimi yol eden adamlar vardır. Biz o dönem o mağaraların içindeydik ve sıkıyönetim değnekçisi olmadık!” diyen Sırrı Süreyya Önder, “çocuk mu yakacakmışız? Biz? Öyle mi yani? Beni Başbakan da tanır, bu devlet de tanır. 50 yaşıma geldim bundan sonrası umurumda değil. Ne olacaksa olur, iyi yaşadım ben…” dedi.

Başbakan ağzıyla yürütülen devlet provokasyonuna ve savaş diline tepki gösteren Sırrı Süreyya Önder, “çocuk yakacakmışız, düşünsene… Gördüğüm işkencelerden bile daha ağır geldi nefsime… Bugüne kadar çektiğim sıkıntılardan daha büyük tahribat yarattı bende!” dedi

Provokasyonlar zinciri…

Sırrı Süreyya Önder, seçim kampanyası sürecinde kendisine yönelik devlet provokasyonlarıyla sıklıkla karşılaşmış, polis müdahaleleri ve gaz bombalı saldırılara maruz kalmış, bu durumu da teşhir etmişti. Şişli seçim bürosu açılışının üçbin taraftar ve yedibin polisle yapıldığını ironik ve esprili bir kara mizahla aktaran Önder, tepemizde de iki helikopter vardı deyip, “birini anladım da o ikinci helikopteri anlayamadım” demişti. Daha sonrasın da ise, Sırrı Süreyya Önder’in Taksim Gezi Parkı’nda dayanışmacı sanatçıların katılımıyla yapacağı şenliğe valilik tarafından “güvenlik” gerekçesiyle izin verilmemişti. Taraftarlarla polis şefleri arasında süren kısa süreli itirazın ve tartışmanın ardından Sırrı Süreyya Önder duruma el koymuş ve “bu kez onlara istedikleri fırsatı vermeyeceğiz” diyerek, “polisi saldırtıyorlar, ardından da bir sürü yaygara kopartarak bize saldırdılar diyorlar” demişti. Tezgahı da planları da iyi gören Sırrı Süreyya Önder, Taksim Gezi Parkı önünde yaptığı basın açıklamasıyla kitleyi sakinleştirmişti. Bunun daha onlarca örneğini sıralayabiliriz.

Sırrı Süreyya Önder’in “işkenceden daha ağır geldi” dediği son örneğin nedeni ise,  Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku’nun İstanbul Mitingi’nin gerçekleştirildiği saatlerde kapısı kilitli ve boş durumda olan Gazi seçim bürosunun polisçe basılarak “içeride molotofkokteylleri ele geçirildi” iddialarıydı. Görüntüler aceleci bir halle basına dağıtıldı. İlçe Emniyet Müdürlüğü ise “baskından haberimiz yok” dedi. Bilgi yok, suçlama yok, soruşturma yok. Adeta, başbakanın seçim konuşmalarına yetiştirilmek üzere gerçekleştirilmiş bir “sipariş operasyon.” Kapıyı ve camı kıran maskeli polislerin zırhlı araçlarla geldiği, maskeli bir polisin içeriden içi dolu bir siyah poşet çıkardığı, etraftaki görgü tanıklarınca anlatılıyor. Büroda kimse yok, çünkü herkes Kağıthane Hasbahçe’de gerçekleştirilen mitingde.

Son devlet operasyonlarında da görüldüğü üzere, polis artık gerekli delil ve malzemeleri de temin eder durumda. Gazi seçim bürosunun hikayesi ise bunun açık bir örneği. Asıl önemlisi ise, daha hiçbir soruşturma başlatılmamışken bu sahnelenen oyunun önemli bir karakteri olduğunu başbakan’ın Adıyaman mitinginde göstermesidir…

Başka yere giderdim…

Sıklıkla, “benim ismim şiddetle yan yana gelemez. Bu suçlamaya yanıt vermek benim için züldür” diyen Sırrı Süreyya Önder, “buna talip olsaydım Meclis’e değil başka yere giderdim” diye vurguluyor.

Balçiçek İlter’le yaptığı söyleşide Sırrı Süreyya Önder’in değindiği bir nokta, çevrilen bütün dolapların da provokasyonların da zeminini ortaya koyuyor. “Sırrı iyi hoş da keşke Kürtlerle siyaset yapmasaydı!” diyenlere atfen şunları söylüyor; “Bu laf bana niye onlarla siyaset yapmam gerektiğini söyledi zaten. Zalimliğin, ayrımcılığın ipuçlarını bilirdim ama tablonun bu kadar vahim olduğunu bilmezdim. Kim kiminle yan yana duruyor, hepsini hizalayacağım siyaseten. Not ettim, hepsini yazacağım!”

Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku eylemlerinde atılan bir sloganla noktalayacak olursak;

Barış İçin Bir Rüya Sırrı Süreyya!

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 2011 seçimleri / Sırrı Süreyya Önder /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.