AKP’nin Seçim Başarısı, ‘Pirus Zaferi’ne Dönüştürülebilir…

Seyfi Adalı - 13 Haziran 2011 - 2011 Seçimlerine Doğru / Teorik Tartışmalar / Türkiye Solu / Ulusal Sorun

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

AKP’nin Seçim Başarısı, ‘Pirus Zaferi’ne Dönüştürülebilir…

İddiası olan her siyasal hareket seçim sonuçlarını değerlendirirken “başarısız” olmadığını “ispatlayacak” delilerle dayanarak kendisini “başarılı” sayacaktır.

Seçim sonuçlarını baktığınız yere bağlı olarak farklı yorumlayabilirsiniz.

AKP yüzde 49,8 oyunu öne çıkartacak, CHP oylarını artırdığını söyleyecek, MHP barajı aşmakla övünecektir. Ancak bu ifadelerin hiçbiri Türkiye’de gerçekten demokratik bir seçimin olup olmadığı konusunda bize bir şey söylemiş olmayacak.

***

Türkiye’de seçimler demokratik bir ortamda yapılmıyor. Yüzde 10 barajı bunun ilk kanıtıdır. Yüzde 10 barajı esas olarak bağımsız milletvekillerinin aldıkları oyların karşılığı olan milletvekili sayısına ulaşılamıyor.

Örneğin İstanbul’da Blok adayları ortalama yüzde 5’ten fazla oy alırken 3 milletvekili çıkarttı, MHP yüzde 9 ile 7 milletvekili çıkarttı.

Diyarbakır’da ise, Blok yüzde 62 oy ile 6 milletvekili çıkartırken, AKP yüzde 32 oy ile 5 milletvekili çıkarttı.

Eğer baraj olmasaydı, bağımsız adayların aldığı oy (tüm illerde seçime girilmemiş olmasına rağmen yüzde 5,9 oy aldı) karşılığında 50’ye yakın milletvekili kazanmaları mümkündü.

Nitekim AKP yüzde 49,8 oy oranıyla parlamentonun yüzde 68’ini denetim altına aldı.

Seçimler sırasında her parti ve aday eşit muamele görmedi. Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku adayları, seçim öncesinde olduğu gibi seçimler sırasında da Blok’un sandık kurulu üyeleri ve müşahitleri baskı altındaydı.

İstanbul’da Sırrı Süreyya Önder’in seçim bürosuna konulan molotoflar ne kadar provokasyon ise, Mersin gibi metropol sayılacak bir ildeki seçimler sırasında bir Blok aktivistinin ifadesiyle “Tepemizde gün boyu gezen polis helikopterleri, elektrik kesintileri, polis baskısına ve tehditleri” o kadar provokasyondu.

Seçim sonuçlarının kutlanmasına da eşit davranılmadı: Ankara’daki AKP kutlamaları televizyonlardan naklen yayınlanırken, Blok’un Diyarbakır, Van ve birçok ilde yapılan kutlamalarına polis müdahale etti; içinde ağır yaralıların da olduğu çok sayıda yaralı var.

Seçim barajı, siyasi ve kolluk kuvveti baskısı, medya engelline rağmen Blok 36 milletvekili çıkartmış olması gerçek başarı sayılmaz mı?

***

Kamuoyu tarafından kabul edilen iki ölçüyle seçimleri değerlendirelim: Birincisi, partilerin oy oranları, ikincisi milletvekili sayılarındaki değişim.

Meclise giren partilerle kendimizi sınırlayarak söyleyecek olursak, bir önceki seçimlere göre AKP, CHP ve Blok seçimlerde oylarını artırdı, MHP’nin oyları azaldı.

Milletvekili sayısı açısından bakacak olursak AKP ve MHP milletvekili sayıları azaldı. CHP ve Blok daha fazla sayıda milletvekiliyle parlamentoya girdi.

Bir önceki seçimlere göre yapılacak değerlendirmeye göre, oy ve milletvekili sayılarındaki azalış ve artış bakımından toplamda AKP’nin yüzde 49,8 oy oranına rağmen pek de rahat olmadığı, son dönemde izlediği milliyetçi provokatif politikalarla MHP’yi tasfiye ederek oy ve milletvekilli sayılarına sahip olmadığını gösteriyor.

Öcalan’ı Diyarbakır’da yuhalatıp, MHP’yi Öcalan’ı asmadığı için suçlayan AKP’nin kimi küçük sağ partilerin (Demokrat Parti, Saadet Partisi, HAS Parti gibi) oylarını aldığını söyleyebiliriz. MHP de DSP’nin ve CHP’li kimi seçmenin oylarını alarak barajı geçtiğini söylemek mümkün.

Seçimler “düzen partileri” ile Blok arasında geçti. Düzen partilerinin kendi arasındaki oy kavgası birbirini tasfiyeyle sonuçlanmadı, AKP, CHP ve MHP parlamentoya girdi.

Düzen partilerinin BDP’yi tasfiye çabası ise, başarısız oldu.

***

Blok adaylarına yönelik medyanın eleştirilerden biri adayların “etnik” kökenli olması. Oysaki sosyalist soldan adaylar fikri olarak blokta yer alıyor.

Mersin’de Ertuğrul Kürkçü, İstanbul’da Mustafa Avcı’nın çekilmesiyle Levent Tüzel, büyük bir oy patlaması yaparak Sırrı Süreyya Önder Blok listesinden seçildiler.

Türk solundan üç kişinin milletvekili seçilmiş olması (Akın Birdal seçilemedi) ileriye dönük “birleşik mücadele”nin olanaklarını yarattı.

Ayrıca Mardin’den Süryani toplumunu temsilen Erol Dora’nın Blok adayı olarak parlamentoya girmesi bir ilk.

Altan Tan, Şerafettin Elçi gibi Kürt siyasal hareketinin farklı kanatlarından adayların Blok listesinden parlamentoya girmesi, birleşik mücadele açısından önemlidir.

Belki de daha da önemlisi 36 milletvekilinin 10’unun kadın olmasıdır.

***

Seçimlerin genel değerlendirilmesi gösteriyor ki, AKP’nin üç seçimde de oylarını artırmış olması, yüzde 49,8 oy alınmış olması hükümet açısından başarı sayılabilir. Bu aritmetik değerlendirmenin toplumsal karşılığı ne olacaktır? Bunu göreceğiz. Ancak kesin olan şu ki, iktidar odaklı düzen partilerinin iktidar olmasını sağlayacak milletvekili sayısını azaltmış olması, AKP için kayıptır.

AKP’yi oy ve milletvekili sayısı bakımından gerileten, sosyalist solu, farklı dini kimlikleri ve farklı siyasal Kürt eğilimlerini bir araya getiren Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku ve onun ana gövdesi BDP olmuştur.

BDP sokağın, varoşların, yoksulların, kadınların oylarını aldı; mücadelenin içinden, tabandan gelen örgütlü bir güçtür. Medya ve yorumcular bile Diyarbakır’da altı milletvekili çıkarılmış olmasını “seçim mühendisliği”, “örgütlü hareket”, “siyasal bilinci olan seçmen” kavramlarıyla tanımlıyorlar.

Toplumsal bir mücadele açısından bakacak olursak, sadece seçimlerde oy verilmiş olmasına bakarak bir mücadele perspektifi çizemeyiz. Oy vermek de yeterli bir ölçü sayılmaz. Blok toplumsal harekete dayanan bir siyasal temsilin ifadesidir.

CHP’ye verilen oylar ise, AKP’yi geriletmeye yetmemektedir. Antalya ve İzmir örnekleri bunu gösteriyor, CHP güçlü olduğu kimi önemli yerlerde AKP’ye oy kaptırmıştır. Hedeflediği yüzde 27-30 oyu alamadı.

Seçimlerin ilk genel sonuçlarına bakarak söyleyebiliriz ki, AKP ve düzen karşısında, Blok’un sadece milletvekilleri değil, sokaktaki devrimci iradesi de önemli bir barajdır. Blok ezilen ve sömürülenlere; gençlere ve kadınlara umut vermiştir.

Toplumsal taleplerimizi parlamentoda ifade edecek, şimdi daha fazla temsilcimiz var.

Sıra emekçileri, işsizleri, gençleri, kadınları ve sokağı örgütleyecek siyasal iradeyi “birleşik mücadele” temelinde örgütlemektir, diyebiliriz.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 2011 seçimleri /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.