TKP, Başarısızlığını Dışında Değil, Siyasetinde Aramalı

Seyfi Adalı - 16 Haziran 2011 - 2011 Seçimlerine Doğru / Teorik Tartışmalar / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

AKP dururken TKP’yi ciddiye almanın bir anlamı var mı?

Belki yok!

Ancak “büyük lokma” yemek yerine “büyük laf” etmeyi seven bir TKP varken, ne yapmalı?

TKP seçimlerin hemen ardından 10’uncu kongre hazırlığına başladığını açıkladı ve “12 Haziran seçimlerinin en başarısız partisiyiz” dedi.

Bu açıklamanın samimi bir değerlendirme yönünde atılmış ilk adım olmasını isterdim.

Samimiyet ve alçak gönüllükle bir durum değerlendirmesi yapma olanağının ortaya çıktığını düşünebilirdim.

Ama nerede?

Bu sözün üzerinden 24 saat geçmeden TKP geleneği içinde genel başkanlık yapmış bir muhterem kişi olarak Aydemir Güler, “Yeni Dönem, Zor Dönem” başlıklı seçim değerlendirmesinde BDP’nin desteklediği adaylar ve demokratik özerklik talebi hakkında peşin hükümlü soru ve cevapları ardı ardına yapıştırdı.

İnsana “olmaz bu kadar” dedirten bu yanıtlarda BDP adaylarının arasında sağcı-İslamcıların, solcu adayları arasında ise, AKP’nin yeni düzeninin “soldan onay makamı olacakların” ihtimalinden söz etti.

Örneğin “BDP’nin Meclise taşıdığı İslamcı-sağcı isimlerin yalnızca “Kürt birliği” açısından düşünülmesi yetmez. Altan Tan ve Şerafettin Elçi yeni rejime uyum göstermekte herhangi bir sorun çekmeyecek isimlerdir” dedi.

Ya da halkın gönlünü fetheden Sırrı Süreyya Önder ile büyük bir özveriyle seçim çalışması yaparak tek başına 90 binden fazla oy alan Ertuğrul Kürkçü’nün meclise girmesi hakkında, “Bu kişilere açılan alan, nesnel olarak yeni rejime geçiş için ihtiyaç duyulan “sol onay” makamına denk düşmektedir” diyebildi.

TKP’nin tüm Türkiye’de aldığı oyun iki misli oy alan Sırrı Süreyya Önder’in hangi konuşmasında AKP düzenine soldan onay verecek bir ifade var? Anlamak mümkün değil!

Sırrı Süreyya Önder’e provakasyon yapan devlet kadar Aydemir Güler ve TKP liderlerinden Kemal Okuyan da BDP’nin desteklediği sosyalist milletvekillerinden rahatsız!

Devletten ve TKP’den kim rahatsız değil ki?

TKP, seçim sonrasında olduğu gibi seçim öncesinde yayınladığı bildirilerde de (TKP’ye oy vermek için 10 neden, başlıklı seçim bildirisi) Kürt siyasal hareketini Türkiye’yi bölecek emperyalist planların kapsama alanı içinde değerlendiren sözleriyle tepki çekmişti. TKP’li öğrencilerle BDP’li gençlerin çatışmasına yol açmıştı. TKP kurmayları bu deneyimden ders çıkartmamış olacak ki, yeniden peşin hükümlü davranarak siyasi varlıklarını hissettirmek istiyorlar.

TKP, her fırsatta Kürt halkına karşı şovenist bir dil kullanan, kendisi dışında herkesi “sahte sol” gören,  “Komünist Parti” ismini burjuvaziden almış olmasına dayanarak, tüm komünistler adına konuşma hakkını kendinde bulan küçük burjuva siyasetiyle giderek kaybetmektedir.

Başarısızlığını kendi dışındaki siyasal hareketlere sataşarak perdelemeye çalışan, seçimler boyunca harcanan emeğe ve alınterine; sosyalist adayların siyasi kimliklerine saygı göstermeyen bir siyasal değerlendirmenin karşılığı da olmayacaktır.

Sosyalist hareket, 12 Haziran seçimlerinin ardından yeniden, bir yol ayrımının eşiğindedir.

TKP'liler BDP'li Öğrencilerle ODTÜ'de Çatıştılar

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 2011 seçimleri / TKP /

Comments

  1. yusuf Boraz diyor ki:

    EN BAŞARISIZ PARTİ SİP tkp

    Blok adaylarının desteklenmemesi tarzı,çekilme de dahil karşısına aday çıkarmaya kadar varan(Örnek ben hala niye Sabahat Tuncel’in karşısına örnegin bir başka adayla çıkıldığını hala anlamış degilim!?) pratikleri görünce orta sınıfa oynayan sip TKP’nin seçimlerdeki tutumu beni fazlaca şaşırtmıyor.Ya daha inceltilmiş çeşitli bahenelerle bloktan çekilenler!?Şimdi bu lafazan solcuların seçim sonucu degerlendirmelerini dönüp yeniden okuyun.Bu seçimlerde yenilen aynı zamanda(nedenleri ve toplumsal sebebleri uzunca yazılabilecek) kemalist yada ulusalcı soldur. Bir Perinçek’e bir de sip TKPye bakıp bunu rahatlıkla görebiliriz.Şehirli orta sınıf henüz kendisine benzemeye çalıştığı CHP den kopup sip TKP’ye ” cumhuriyetin kazanımlarını koruduğuna ikna olmuş degil.Belki bir başka bahara.Bu yüzden aslı dururken (CHP)sip TKP ye gitme kararı alamdı…Sİp TKP’nin hezimet dinamiklerini buralarda aramalı bence.Bu satırları, Seyfi Adalı’nın şöyle yazdığı için yazdım:” TKP kurmayları bu deneyimden ders çıkartmamış olacak ki, yeniden peşin hükümlü davranarak siyasi varlıklarını hissettirmek istiyorlar.”Sınıf pusulasını yitiren,cumhuriyet’in kazanımları ile bir fiil uğraşan orta sınıfa daha doğrusu CHP’nin tabanına seslenip kitleselleşmek isteyen bir Sip Tkp var karşımızda arkadaş.Ve bunlar ne yaptığını ne için yaptığını da gayet iyi biliyorlar.Ne muhasebesi.Sınıfla,işçiyle bir işçi ikdidarı ile derdi olmayan bir yürüyüşten bahsediyoruz.Çıkaracakları derslerde bugüne kadar yaptıkları işi daha iyi nasıl yaparız olur ancak bence.Kemalizm ince bir hastalıktır.İnce hastalıklarda tedavisi sağlıklı yapılmazsa çürütüp öldürür.Bence buradan bakalım olaya.Sip takap’nin doğru söylediği bir şey var evet.:”“12 Haziran seçimlerinin en başarısız partisiyiz” demesi.Doğru söze ne denir.Aman ha hep böyle kalın!!!.İşçilere bir gereginiz yok.

  2. jakoben diyor ki:

    süper yazı…çok beğendim yazmamış, sallamış arkadaş…Kemal Okuyan’ın resmi Türksolu ile olan bir meseleyle ilgili, yazı da 2-3 yıllık teraneler tekrarlanmış. TKP’liler büyük laf etmeyi seviyormuş, siz küçük laf edin kardeşim…Karışan mı var.Zaten küçük laf ede ede bit kadar kaldınız.Biz iddialıyız büyük laf ediyoruz.Sorsak hepiniz bilmem kaç milyon yıllık hareketsinizdir, partisinizdir. Naparsınız hiç bişey, Kürt hareketinin arkasına saklanıp provakasyon yaratmaya çalışırsınız. Komünist Parti isimini burjuvaziden almış TKP…Siz daha devrimci yöntemlerle aLsaydınız kardeşim tutan mı vardı. Geçin bunları geçin. Orta sınıflara seslenen TKP’ymiş.Yuh yaaa harbiden yuh…İdeolojik mücadele, toplumsal mücadeleler tarihinin kazanımları bağımsızlık, laiklik sizin için hiçbirşey ifade etmiyor. O yüzden birilerinin arkasından saklambaç oynuyorsunuz. Onlarla olan ilişkinizde böyle samimi değil. Mutualizm diyeceğim değil sizden olsa olsa parazit olur…

  3. kerim dönmez diyor ki:

    Bu tartışma üslubunu gördükten sonra meselenin içeriği hakkında fazla bir şey söylemek istemiyorum.TKP’ye yöneltilebilecek bir sürü eleştirim var.Ancak bunu bir polemik üslubuyla aşağılamadan yapabilmek önemli. TKP’li arkadaşların kendilerine yönelik eleştirilere hırçınca ve hakaret dolu yanıtlar vermeleri ise hiç kabul edilemez.Sol Deftere de bir uyarı yapmak istiyorum.İdeolojik tartışmaya evet,aşağılayan yazı ve özellikle de yorumlara hayır.Bunlardan çok miktarda var zaten.Hiçbirini de okumak istemiyorum.Sol Deter de aynı şeylere yer verecekse izlememin bir anlamı kalmaz.Herkese yoldaşça selamlar.

  4. sehmus ugur diyor ki:

    merhabalar sanırım tkp yı neden eleştırdik ğimisın farkındayız uzun suredir tkp türkıye kemalişt idolojisinın kucağina oturmuş isçi partisinın partnerı durumundan memnunnıyet duymaktadir bugunun tkp sinin türkıye devrimci soyalişlerinı eleştırme kıvamına geldiğinı dusunmuyorum üç beş seçmene sahıp cikamayan bir partının hele hele kürt hareketınden söz etmesi aptaliğin belgesidir kürt siyasetının sağ eyılımlı insanlarini dahı tkp ağsina almamali bence cumku bu insanlarin da bır geneleği vede bır mucadele darihı var ğünumuz tkp sinın neyı var sadece putyumdan cıkmış bir ğenel başkan vede sağa sola saldiran saldirdikca yerin dibine batan domus ğiribi ğibi bulunup karantınaya alin masiğereken bır cızğide duruyor

  5. BORAZ diyor ki:

    YUH MU? NEYE?

    …”İdeolojik mücadele, toplumsal mücadeleler tarihinin kazanımları bağımsızlık, laiklik sizin için hiçbirşey ifade etmiyor”diyerek yazdığı herşeyi kendisi yalanlayan sip TKP li arkadaş Kemal abisinede sahip çıkarken devrimcilere karşı böğürüp duruyor.Tıpkı toplumsal mücadelerin kazanımları diyerek cumhuriyetin kazanımlarına sahiplenen Kemal Okuyan gibi.O kitap baş ucu kitabınızdı.Bir sürü yeni yetmelere okutup durdunuz.Sen de onlardan birisin herhalde “jakoben” bey.Miadı geçmemiş olmalı ki arkadaş da aynını borazancı başı gibi tekrar ediyor.demogoji yapıp bilmem kimlerle polemik için yazılmışmış,üç dört yıl önceymişmiş.O kitabı iyi okumuşsun bir epigon olarak.Kemal Okuyan senin satırlarında zuhur edivermiş…Bu demoğojiye yuh hani.Şehirli orta sınıfın bu söylemlerle begenisini alamdınız işte,ne tepinip duruyorsun…

  6. anti epigon diyor ki:

    SİP-TKP’nin yakın tarihi siyasi bir başlık. fakat muhattabınız epigonlarsa siyasetten önce konuşmanız gereken çok daha önemli şeyler var. öncelikle TKP’li arkadaşa bir üslubuna bak ondan sonra sol’a ahlak dersi ver demek istiyorum. şu yukarıda yazdığın satırlarda tek bir politik cümle var mı? ya da yaptığın iş sadece nefret ve çekememezlik üzerinden solculara saldırmak değil mi? hani abileriniz ne zaman bir eleştiri gelse işi düşmanlığa vurur, çekememezlikten yakınır ya… senin yaptığın iş itham ettiğinden farklı değil. böyle bir üslupla da sol’dan pek dostane bir dil bekleyemezsin. darılmaca gücenmece yok…

    ayrıca kendinizi jakobenlerle kıyaslamanıza karşıyım. jakobenlerden pek hazzetmem gerçi ama adamlar en azından ihtilalciydiler, kraliyet ve kurumlarıyla uzlaşmaktansa onu kitlelere dayanarak yok etmek istediler. siz iradecilik adına sınıfın yerine aydınlarınızı ikame ediyor, düzenin daracık icazet alanında kısa paslaşmalar yapıp duruyorsunuz. ha bu küfürleri burada dümdüz sıralayan arkadaş da maksimum iki sene içerisinde bu halktan adam olmaz diye eski solcular kervanına katılacak. ne diyelim yazık…

  7. tuncay köse diyor ki:

    bügün bdp sol diyenlere soruyorum sol ne zamandan beri ırk milliyetçiliği destekler olmuştur….bdp nin mhpden akpden 1938den sonra oluşturulmaya başlanan chpden ne farkı vardır….siz cumhuriyete laikliğe sahip çıktığı için tkpyi eleştiriyorsunuzya o zaman size şiddetle deniz mahir cayan ulaş bardakçıoğlunu yazılarını öneriyorum….

  8. t. vardarli diyor ki:

    Türkiye’nin şu koşullarında, eleştirilmek için en fazla argümana sahip parti TKP olmasına rağmen, Sol Defter sitesi ve onun yeteneksiz yazarı Seyfi Adalı, yine Sol Defter’e yakışır bir üslup ve anlayışla çok kötü bir yazı ortaya çıkarmış. Bir hareketin ufku sendika bürokratlarına ve kendilerinden başka devrimcilere eleştiriler yazmakla sınırlıysa bu sonuca şaşırmamak gerek. TKP, stalinist, ulusalcı ve doğal olarak oportünist bir partidir, ancak bunlar Türkiye’de ne fazla politika yapan partinin aynı isim olduğu gerçeğini değiştirmez. Oportünistçe de olsa, onlarca sol grubun yapmadığını TKP yapmaktadır. Bu nedenle böyle bir partinin eleştirisi de, asgari miktarda politik tahlili gerektirir. Ancak bizim politikadan anlamayan solcularımız yazdıkları liseli seviyesindeki tartışma yazılarıyla, kendilerini okuyanın neredeyse TKP’ye hak vermesine neden olmaktadır. Umarım herkes bu durumun farkına varır, internetin kolaycılığıyla, yatmadan önce iki satır yazı karalayıp polemik yaptığını zannetmekten vazgeçer.

    • Seyfi Adalı diyor ki:

      TKP’nin kendisi de seçim sonuçlarındaki başarısızlığını siyasal açıdan ele aldığını hatırlatmakta fayda var. Hatta Kemal Okuyan’ın ve başka yazarların soL’dan yazar olarak ayrılmaları ve yeni görevlere atanmaları; diğer yandan “yurtsever” söylemin “Kürt sorununa daha fazla ilgi”ye dönüşmesi yeterince siyasal değerlendirme içermiyor mu? Yazı yazmakta yetenek meselesi ise, ayrı bir konu… Ancak sendika bürokrasisinin işçi sınıfından yana gözükmesine ve Stalinist solun Marksist geçinmesine izin vermeyeceğimizi, herkes biliyor olmalı… Öyle anlaşılıyor ki, siz, TKP’nin yanlışlarını savunmayı politika yapmak sananlardansınız.

  9. Ahmet Erdem diyor ki:

    Seyfi Adalı hem yazısında, daha önce onlarca kez başka yerlerde başka şekillerde yayınlanan fotoğraflara yer vermiş (hayret ki, “ülkücülerle sorunumuz yok” gazete kupürünü unutmuş), üstüne TKP’lilerle yurtseverler arasında meydana gelen gerginlikleri hayli “provokatif” bir üslupla servis etmiş (“YTÜ’de TKP’liler Kürt öğrencilere saldırmış”mış. İnsan bunu yazmaya utanır), ayrıca sürekli maddi hatalar yapmış. “Kemal Okuyan ve başka yazarlar” soL’dan ayrılıp başka yerlere “atanmış”. Mesela hangi yazarlar? Kemal Okuyan nereye “atanmış”? İnsan kendi dışındaki siyasi bir örgüt hakkında değerlendirme yapmaya çalışırken, bilmediği örgütsel mevzular hakkında bol keseden atmamalı.

    TKP’nin “siyasi” bir değerlendirme yaptığı muhakkak, ne zaman yapmadı ki zaten? İnşallah okumuşsunuzdur, TKP bir “geçiş” analizi yapıyor. 1. Cumhuriyet’ten 2. Cumhuriyet’e geçiş. “Ne farkı var” diye soran varsa hala, boşuna nefes tüketmek istemem. Kemalizmden kurtulan Cumhuriyetinizdeki siyasi mücadelenizde başarılar dilerim.

    Değişen, bir paradigmadır. Türkiye sosyalist hareketinin kendisini var ettiği politik-ideolojik-tarihsel zemin değişmektedir. TKP bunun tespitini 2007 seçmlerinde yaptı, bu değişimin “ehven” olmayacağını söyledi ve karşı bir direnç oluşturmaya çalıştı. Beceremedi, o ayrı konu.

    Fakat gelin “ayrışma”yı yerli yerine oturtalım: Birbirimize ettiğimiz bütün hakaretleri bir kenara bırakırsak, 10 yılı bulan akp iktidarı döneminde, solun önemlice bir bölümü ve kürt ulusal hareketi, akp’nin türkiye’yi alıp götürmek istediği yere baktığı zaman, kendisini pozitif olarak ilişkilendirebileceği bir paradigma seziyordu. bunu söylerken dsip, birikim, edp gibi çevreleri kastetmiyorum. adlı adınca, türkiye solunun “devrimci” öbeklerini söylüyorum. Bu duruma, başka bir bağlamda da olsa, en azından bir süre, TKP de dahildir. Türkiye sosyalist hareketinin tamamı, AKP’yle mücadeleyi sürekli erteleyen, “özürcü” bir pozisyon almıştır. TKP bu durumdan 2007 seçimlerinden sonra vazgeçti. Türkiye sosyalist hareketi ise, ne yazık ki Kürt ulusal hareketine dönük AKP operasyonunun “fiziki” saldırı boyutuna sıçradığı 2009 seçimlerinden sonra, Kürt hareketinin pozisyon değiştirmesiyle tutum değiştirdi. Türkiye solunun siyasetinin merkezine “AKP”nin yerleşmesi, büyük oranda Kürt uluslar hareketinin, az bir şekilde de olsa TKP’nin sayesinde gerçekleşmiştir.

    O yüzden, zemin değişikliğinin farkına varmak gerekiyor. TKP “Kürt sorununa ilgi” duymaya başlamış, Adalı’ya göre. Demek ki boşluk bırakmışız, Adalı yine boşa konuşuyor. TKP, Kürtleri 2. Cumhuriyet’e eklemleme projesinin önüne geçmek istiyor. Kürtleri kapsamayı bir şekilde beceren bir AKP’nin, kendi meşruiyet kaynaklarını azamileştireceğini öngörüyor.

    “AKP düzenine soldan onay vermek” iddiası başka şekillerde dillendirildi. TKP’nin söylediği şuydu: Seçimlerden önce ve sonra, özellikle Ertuğrul Kürkçü ve bazı Kürt siyasetçileri, yeni meclisin bir “kurucu meclis” olacağını varsayıyorlardı. Bu kurucu meclis beklentilerinin tamamen uydurma bir yere denk düştüğü geçen 4 ayda kanıtlanmadıysa yapacak bir şeyim yok. Kürkçü Kurucu Meclis hayalleri kurmaya devam edebilir. Ancak dahası da var: AKP, referandum zaferinden sonra kendi yeni “düzenini” taçlandıracak olgu olarak yeni meclis ve anayasayı görüyordu. AKP ile “müzakere” ederek, meclis veya anayasa tartışmaları ile emekçiler ve Kürtler lehine kazanımlar elde edilebileceği düşünülüyordu. Birincisi, AKP böyle bir parti değil; ikincisi, AKP’nin kendi rejimini onaylatma mercii olarak görülebilecek anayasa tartışmaları, solun da ilişki kurabileceği bir zemin olarak görülüyordu. Bu, az önce bahsettiğim, AKP’nin Türkiye için açtığı kapıdan girilebileceğine, Türkiye’deki dönüşümlerle öyle ya da böyle pozitif bir ilişki kurulabileceğine dair sol fanteziye yansıtan bir beklentiydi. Kürkçü’nün ve bazı Kürt siyasetçilerinin beklentisi, zaten teorik olarak yanlıştı, Türkiye’nin girdiği konjonktür onları maddi olarak da yalanladı.

    Uzun yazdım, özür dilerim. Ben, birbirimize ettiğimiz kötü sözleri bir yana bırakırsam, tartışmadan temizlersem, mevzuyu böyle görüyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.