15-16 Haziran’a Katılan İşçilerinden H.Adnan İle Röportaj

Sol Defter- Haber - 18 Haziran 2011 - İşçi Gündemi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

15 – 16 HAZİRAN 1970: İŞÇİ SINIFININ GÜCÜNÜ TÜM AÇIKLIĞIYLA ORTAYA KOYAN BİR BAŞKALDIRI

15-16 Haziran Türkiye’de bugüne kadar yaşanmış en kitlesel işçi eylemidir. Önderliği bulunmayan, kendiliğinden ama işçi sınıfının gücünü tüm açıklığıyla ortaya koyan bir başkaldırısı olarak tarihteki yerini almıştır.

15-16 Haziran 1970’de işçi sınıfı ayağa kalkarak yolları ve meydanları zapt etmiş, iki gün için de olsa para babalarını derinden sarsmıştı. 15-16 Haziran’da, DİSK’i etkisiz ve yetkisiz kılmak için çıkarılan sendika yasasına tepkinin ürünü olarak başlayan başkaldırıya sadece DİSK’te örgütlü işçiler katılmadı. O dönem genç bir inşaat işçisi olan H. Adnan da sınıf mücadelesinin içindeydi. H. Adnan’la 15-16 Haziran 1970’de yaşananları, güvencesiz çalışan bir inşaat işçinin gözünden konuştuk.

15-16 Haziran’a katılışınızı ve kendi sürecinizi anlatır mısınız?

İstanbul’a 1950’lerde Karadeniz’den göç eden bir ailenin çocuğuyum. Ziverbey’in Fikirtepe’ye bakan yoksul bir mahallesinde oturuyorduk. İlkokuldan sonra yatılı okul sınavını kazanıp eğitim sürecime devam ettim. Öğrenciliğimin yanı sıra inşaat işçiliği yapıyordum. 15-16 Haziran eylemlerine bireysel olarak katıldım.

1965’den itibaren günlük gazete okuma alışkanlığımız oluştu. Türkiye İşçi Partisi’nin “Köylüye Toprak, Herkese İş!” sloganı ve afişleri ilgimizi çekiyordu. Akşam gazetesi okuyorduk ve Çetin Altan, İlhami Soysal yazıyordu. Kendimizi yetiştirmeye çalışıyorduk. Ardından, Ant dergisini takip etmeye başladım. Önümüze çıkan tüm dergi, gazete ve kitapları okumaya çalışıyorduk. Abur cubur, sistemsiz bir şekilde okuyorduk. Bir yanda okul diğer yanda politik birikim süreci, yazları ve boş zamanlarda da inşaat işçiliği yapıyordum.

15-16 Haziran eylemlerinden nasıl haberiniz oldu, eylemlere nasıl katıldınız?

15 Haziran’da haberim olmadı. 16 Haziran’ı ise inşaat işçiliği yapan bir akrabam aracılığıyla öğrendim ve işçilik yapan kuzenlerimle birlikte katıldım. Kadıköy Yoğurtçu Parkı’nda kitleyle polis arasında çatışma yaşanmıştı. Kadıköy merkezden Yoğurtçu Parkı’na vardığımızda çatışma bitmişti.

İşçiler dipçik darbeleri almış, kafaları yarılmıştı. Kafalarında bandajlar vardı. Yoğurtçu Parkı’nda bir kişinin öldüğü haberi geldi. Kadıköy’ün birçok bölgesinde parça parça işçiler bekliyordu. Yeni haberler geliyordu. Ankara asfaltında, Otosan’ın bulunduğu yerde işçilerin panzerlere karşı çatıştığı haberleri geliyordu. Çatışmaların olduğu yerde bir akrabam inşaat işçiliği yapıyordu. İşçilerin panzerlere karşı taşla sopayla nasıl E-5 yolunu trafiğe kapattıklarını aktardı.

Eylemler gün boyu nasıl bir seyir izledi, mücadele eden kitleye önderlik edenler var mıydı?

15-16 Haziran eylemliklerinde mücadele gün boyu aralıklarla sürüyordu. Bulunduğumuz bölgede polisle çatışma sonrası dağılma yaşanmıştı. Dağılan kitleyi toparlayan bir kadındı ve günlük ev kıyafetiyle sokağa çıkmıştı. “Bu nasıl bir şey, ne hakla işçilere saldırıyorlar, işçilerin karşısına nasıl tankları çıkarıyorlar, bu saldırı cevapsız mı kalacak?” diyerek kitleye seslenerek yeniden toparladı.

Harekete geçirdi. Harekete geçen kitleyle Altıyol’a yürüdük. Gebze’den kamyonlara gelen işçileri gördük. Cevizli Tekel işçilerinin topluca geldiklerini gördüm. Tekel işçilerinin en önünde kadın işçiler vardı; işyeri kıyafetleriyle Tekel’in kadın işçileri eylemin en ön safındaydı. Altıyol göbekte bir kişi, gelen kalabalığı Kaymaklığa doğru yönlendirmeye başladı. Adalet Parti’sinin Kadıköy ilçe teşkilatı yolun üstündeydi. İşçilerin uğrak yeri olan parti binasının camları kırıldı, bayraklar yırtıldı. Siyasi iktidara karşı öfkelerini “Morison Süleyman” sloganıyla dilendiriyorlardı. Adalet Partisi’nin lideri Süleyman Demirel, Amerikan Morison firmasında mühendislik yaptığı için işçiler iktidar partisi liderine bu şekilde sesleniyordu.

Dikkatimi çeken isimlerden biri Atilla Sarp’tı. Kitle, Atilla Sarp’ın yönlendirmesiyle Altıyol’dan aşağıya doğru akarak Kadıköy Meydanı’na indi. Meydanı’nda, bugün Beşiktaş İskelesi’nin bulunduğu yere geldik. Karşısında kaymakamlık binası vardı ve alt katı polise aitti. İşçilerin amacı, çatışmalarda gözaltına alınan işçilerin serbest bırakılmasını sağlamaktı. Polis işçilerin taleplerini yerine getirmedi.

Bunun üzerine işçiler öfkeyle binanın alt tarafına molotof attılar ve yangın çıktı. İşçi kitlesinin içinden bir kişi yaşananları kameraya çekiyordu. İşçiler kameraya çeken kişiyi önce polis sandı daha sonra kameranın TİP adına kayıt yaptığı anlaşıldı.

Yangın sonrası polis işçilere saldırdı, ateş etti. Kadıköy’deki kitlenin üzerinde helikopterler dolaşmaya başladı. Bir ara kitleye açılan ateşin nerden geldiğini anlayamadığımız için acaba helikopterlerden mi ateş ediyorlar diye düşündük. İşçi kitlesinin üzerine yapılan silahlı saldırı sonrası etraftaki tüm camlar kırıldı. İşçiler yine dağıldılar. Bir kısmımız dağılırken, bugünkü İDO iskelesinin bulunduğu yerde eskiden ikinci mevki bekleme salonu vardı, oraya doğru savrulduk. Kaçmaya çalışırken düştüğüm için geride kaldım. Kitle dağılarak uzaklaştı. Kadıköy’deki vapur seferleri iptal edilmişti ve işçilerin karşıya geçmesi engelleniyordu. Öğrendiğimize göre, Avrupa yakasında Bakırköy’den, Unkapanı’ndan ve diğer bölgelerden gelen işçilerin Taksim’de buluşmasını engellemek içinde Eminönü’ndeki köprüler açılmıştı. İşçilerin bir araya gelmesi, birleşmesi istenmiyordu. Akşamüstü saat 17:00-18:00 gibi haber ajansından sıkıyönetim kararını duyduk.

Bugünden baktığınızda sizin için 15-16Haziran neyi ifade eder?

15-16 Haziran sadece sendika yasasına karşı oluşturulmuş bir eylem değildi. 15-16 Haziran’da örgütlü işçilerin dışında güvencesiz çalışanlar, işsizler, ev kadınları kısacası geniş halk kitleleri de vardı. DİSK’in başı çektiği iddia edilse de, işçilerin başkaldırısı DİSK yönetimini aştı. Kadıköy, Moda, Bağdat Caddesi gibi yerleşimlerden burjuvaların kaçtığı haberleri geliyordu. Ayaklanan işçilerin evlerini basacakları korkusu yayılmıştı. Otobüs ve buldukları tüm araçlarla şehri terk ettiklerini gördük. 15-16 Haziran Türkiye’de bugüne kadar yaşanmış en kitlesel işçi eylemidir. Önderliği bulunmayan, kendiliğinden ama işçi sınıfının gücünü tüm açıklığıyla ortaya koyan bir başkaldırı olarak tarihteki yerini almıştır.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 15-16 Haziran /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.