Bir Başka Utanmazlığın Anatomisi

Sarphan Uzunoğlu - 21 Haziran 2011 - Genel

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Perihan Mağden’e cevaben…

Yazı: Serkan Aydın & Sarphan Uzunoğlu


90’lı yıllarda bilen bilir çok fazla haysiyetli gazetecinin olmadığı günlerde can simidi kıvamında isimler vardı. Savaşın en yoğun yaşandığı zamanlarda bir nefes alımlık dahi kendimize yakın bir cümle bulabilmek için tüm gazeteleri tarar buna benzer bir şey gördüğümüzde Erivan radyosu dinler gibi olurduk. ( Erivan radyosu bu ülkede bir zamanlar Kürtçe müzik dinlenebilecek yegane kaynaktı. ) işte o günlerin hafızamızda bıraktığı isimlerden birisidir Perihan Mağden. Herkes rengini saklarken “oyum Dehap’a” dediği günü unutmayız. Nasıl da o yazısını tekrar tekrar okuduğumuzu hatırlarım. Ve fakat hafızamızdaki hatırı büyük olan bu yazar şimdilerde Taraf camiasına katılmıştır. Ve yerini hiç yadırgamadan, aklımızdaki tüm bilgilere inat, adeta bizi şaşırtmak için taraf korosunun o bet sesine eşlik etmeye başlamıştır.

Kapadokya’ya bir kez yolunuz düşmüş ise orada çömlek yapanlara şahit olmuşsunuz veya bir başka şekilde biliyorsunuzdur. Çömlek yaparken elleriniz sürekli ıslak olmak zorundadır. Ve bu yüzden ellerinizi ıslatabileceğiniz bir kap yanı başınızda durur. Çömleğe şekil vermek için ellerinizi bu kapta ıslatır ve çömleği istediğiniz gibi eğip bükebilirsiniz. Yaşadığımız bu dönemin ıslatma kabının içinde de Ertuğrul Özkök gibiler duruyor. Önce onlara istediğinizi söylersiniz ve bu da sizi meşru kılmaya yeter. Misal en akıl dışı fikirleri – bugünkü Mağden yazısının Nuray Mert ile ilgili kısmı – kabul ettirebilmek için önce Özkök’e “çakmak” zorundasınızdır. Ondan sonra Nuray Mert’in Ergenekoncu olduğunu ima edebilirsiniz. Bu şekilde kimse de sizi yadırgamaz. Çok zamandır yaygın şekilde kullanılan bu yöntemi Mağden de hemen benimsemiş şu an bulunduğu konumun hakkını vermiş.

Sayın Mağden hatırlar mı bilmem ama Nuray Mert’e yönelik başlatılan kuşatma harekatının fişeğini çakan Başbakan Erdoğandı. Ustalık döneminin ilk işareti de sayılabilir bu. Biz kendisini böyle bir durumda hemcinsinin yanında olmasını beklerdik ama yeni nesil Mağden, hangi husumeti besliyorsa artık türbanlı ikoncanlardan daha atik davranarak iktidarın dişleriyle saldırıya geçmeyi vazife edindi. Sanırım bu ihale Mağden’e kaldı. Öyle ki bu gösteri maçına çıkmış futbolcu edasıyla yazılan Taraf yazıları hem Perihan Mağden’in hem Taraf’ın geleneğine fazlasıyla uyuyor. NTV’deki “Basın Odası” programı kanal kararıyla AKP’nin zaferi sonucu yayından kalkan Mert’e yönelik Başbakan’ın çirkin “Namert” yakıştırmasıyla başlayan sürecin bir kentli-türk kadından onay alması gerekiyordu.

Perihan Mağden artık Türkiye basınının kadın Süleyman Demirel’i olma konumuna erişmiştir. 90′lardaki ya da 2000′lerin başındaki atikliğinden geriye kala kala utanmaz bir AKP’lilik kalmıştır. Peki bu “kentli-türk” kadını bir başka “kentli-türk” kadını olan Nuray Mert’in linçinde neden rol oynamaktadır? Acaba Mağden’in CNN Türk ekranlarında AKP’yi demokrat ilan ettiği 5N1K’nın üstüne aynı AKP’nin Kürt çocuklarını bombalayışı, Mağden’in sevmediğini bildiğimiz sosyalistlerin sokaklardan toplanması Mağden’i hiç mi incitmemiştir?

Dahası Ertuğrul Özkök’le başlayan bir yazıyı Nuray Mert’le bitirmenin o garip arsızlığı arasında kullanılan Kürt Politika Ağaları tanımının sığabileceği bir çirkinlik tanımı var mıdır? Kemalistlere göre İslamcıları bin kere tercih ederim diyen Mağden’in arasında seçim yaparak şer ilan ettiği her iki kitleden bir farkı kalmış mıdır? Kürtlere yönelik hâlâ feodal eleştirisi yapanların Türk Solu dergisi ya da “ay burayı da halk bastı” diyen Mine G. Kırıkkanat’ın Kürt ve Sınıf nefretlerinin bileşkesi olduğunu kim reddedebilir?

Hal böyleyken hala kalkıp demokratlıktan, insan hakları savunuculuğundan dem vurup rant koparmaksa amaç ekmek yemenin daha onurlu araçları olduğunu hatırlatırız. Ne haklı bir mücadele içindeki Kürt halkı ne de sosyalistler kendisine omuz verenleri linç etmeye kalkanları unutmaz. Biz unutsak tarih bize hatırlatır kendini yeniden.

O sınırı aştık mı bilmem ama hala Mağden gibiler için bir umut var. Çünkü ustalık döneminin başındayız henüz. Daha binlerce söylem, onlarca operasyon, yüzlerce gözaltı olacak şimdinin sonrasında. 90’lı yıllarda bu olayların karşısına kükreyerek çıkan Mağden’den beklentimiz yine bu şekilde davranması yönündedir. Ya birbirine karıştırdığı sapla samandan beslenecek ya da onurlu bir yazar olarak aç kalacak. Tercih kendilerinindir.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Perihan Mağden /

Comments

  1. ESAT diyor ki:

    iy’ güzel DE, eleştiri görüşe karşı yapılır (O ISKKRA’cı bilme-ne-geleneği vs… uyduruk. “Taraf”ı da, P. M.’i de.., a’yı b’yi de.., eleştirecek isek, genel bağlam kurulmalı. “Sol Defter”de, atıyorum, “y” yazısı yamuk deyu “sol defter” kesilmez.., capito??? saygılar. esat

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.