Taksim/Tarlabaşı Hatip Dicle Protestosu ve DSİP’in ‘Gürbüz Erkekler’i

Sarphan Uzunoğlu - 23 Haziran 2011 - Türkiye Solu / Ulusal Sorun

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Yazıyı kaleme alırken AKP’nin, MHP’nin ve CHP’nin sözle ve dilekçeyle Hatip Dicle’nin vekilliğine ilişkin durumun meclise gelmemesi için elinden geleni ardına koymadığını öğrendik. Bu yazı işte bu şartlar altında, AKP’ye onay vermiş, dahası eylemlerde de Blok iradesini yalnız bırakan “sol” bileşenlerle aynı çatının altında bulunma rahatsızlığımızı dile getirmek amacıyla yazıldı.

Ertuğrul Kürkçü seçimleri kazanmasının ardından yaptığı açıklamada mazbatamı alana dek emin olamam dediğinde hepimiz onun yerine çoktan sevinmiştik bile. Halk, kendi çocuklarını teker teker meclise sokmuştu. Kürkçü, sosyalistlerin tarihsel rolünü bir kez daha ortaya koydu ve haklı çıktı. Hatip Dicle’nin vekilliği AKP’nin ayağa düşmüş siyasi ahlâkı çerçevesinde düşürüldü.

Bugün siyasi ahlâktan bahsedeceksek, elbette AKP’den bahsetmeyeceğiz. Buradaki asıl konu blok bileşenlerinin dünkü Tarlabaşı eylemindeki tutumlarıdır. Son günlerde “DSİP düşmanlığı” ile yaftalandığımın farkındayım; ancak dün yaşananlar bir siyasete karşı düşmanlık değil, siyasi bir tutarlılık talebidir.

Gemi mi kurtarıyoruz, eylem mi yapıyoruz?

Dün DSİP’in büyük bir kısmının Tarlabaşı’na gelmeyişi, polisle çatışmaya katılmayışı ve bunu Ekşi Sözlük üzerinden “Kadınlar ve yaşlılar Tarlabaşı’na gelmedi” beyanı ile açıklamaları bana neden olduğunu çok iyi bilmekle birlikte salon partilerinin sosyal demokratlarını hatırlattı.

Simgesi yumruk olan bir partinin “kadın ve yaşlılar burada kalsın” bakış açısını ortaya koyması maşist bir söylemdir. Dahası blok denen oluşumun genel karakter ve bakış açısına aykırıdır.

Muhalif güçlerce her fırsatta kadınların özgür aklı ve emeği ile mücadelenin güçlendiğini, kadınların sosyalist mücadelenin emek ve fikir alanındaki öncüleri olduğunu savunulurken kadınları alandan uzak tutmak, “siz biraz durun, erkekler çatışır” demek her şartta hatalıdır, yanlıştır. Buradan sadece ‘gürbüz’ erkekler çatışsın manası çıkar ki, burada herhalde kendileri de ‘kaçkın’ olmayı yeğlerler, zira bu yaklaşıın diğer karşılığını ağzımıza almak bile istemeyiz.

Türkiye ve Kürdistan sosyalistleri elbette henüz tek bir çatı altında kalıcı prensipler etrafında birleşmiş değildir. Ancak bu çatının ortaya çıkışı belirli siyasal erdemliliklerle ortaya çıkacaktır. Karşınızda böyle güçlü bir “polis-asker-hükümet” ittifakı varken ve Kürt halkı her çeşit bombayla sindirilmeye çalışılırken, Metin Lokumcu cinayeti ile ilgili muktedir kılını kıpırdatmayıp, sonsuz kibiriyle hepimize ders vermeye çalışırken, hâlâ AKP’nin MHP ve CHP’ye karşı en iyi alternatif olduğunu kanıtladığını söylüyorsanız burada birçok açıdan problemli bir birliktelik söz konusudur. Zaten şu şartlarda DSİP’in bu uzlaşmacı tavrı AKP, MHP ve CHP’ye alternatif olmaktır, BDP’nin bir parçası olmak değil.

AKP, CHP ve MHP aynı zihniyetin ürünleridir. Söylemek gerekir ki Bu üç partinin oylarının toplamına denk gelen %89 bu ülkenin sağ siyasetinin nüfus sayımıdır. Bu büyük rakamın karşısında bir arada durulacaksa, bu duruşun istikrarlı ve birbirine mesafesiz bir duruş olması gerekmektedir. Bu mesafesizlik ise birlikte çarpışma, muktedire birlikte vurma, birlikte hareket etme ile gelişir.

Seçim çalışmaları sırasında gösterilen ikircikli tavır, “bazı bileşenleri zorunlu olarak destekliyoruz” söylemi, kimi blok bileşenlerinin çalışmalarına katılmamak gibi tavırlar baştan sona problematik olmakla kalmayıp maksatlı bir düşmanlığın ifadesidir, geçmiş günahların sancısıdır.

Cinsiyetçilik ile mücadeleniz nereye kayboldu?

Dün Tarlabaşı’na yürüyen Hatip Dicle’nin özgürlüğüne yandaş olan kitle ile birlikte yürümek konusunda mütereddit olma tavrını “Kadınlar ve Yaşlılar Taksim’de kaldı”  şeklinde açıklamak hangi sosyalist ya da devrimci geleneğe sığıyor? Kadınlar ve yaşlılar “Erkek ve genç” sosyalistlerin korumasına muhtaç mıdır? Genç Siviller’in fazlasıyla müslüman-Türk ve heteroseksüel adetleri sizi zamanla Yıldırım Türker’in tabiriyle “Yeni Türk” haline mi getirmiştir? Pratiğimiz ve blok içerisinde buna  nasıl bir açıklama getirebilirsiniz?

Biz orada çatışırken Şenol Karakaş’ın Taksim’de yaptığı “Türkiye’de az da olsa enternasyonalist var” açıklaması ne kadar manalıdır? Enternasyonalist olmanın tek başına yeterli olmayacağı, devrimci eylemin bunun çok daha ötesinde bir tutarlılık ve etik gerektirdiğini Karakaş’a ya da diğer DSİP’lilere kimin öğretmesi gerekiyor?

Biz DSİP’ten referandum tavrı nedeniyle özeleştiri vermesini beklemekten vazgeçtik, bizim DSİP’ten beklediğimiz her şeyin ötesinde enternasyonalist, ayrımcılık karşıtı, Kürt mücadelesini sahiplenen bir parti olma iddialarına sahip çıkmalarıdır. Sözü Habermas’a devredersek kendisinin sosyal devlet eleştirisindeki kadınlara yönelik koruyuculuğun kadınların özgürlüğünü kısıtlayıcılığına dair teziyle karşılaşacağız. Habermas’ın bu önerisini öyle ya da böyle doğru okumak istiyorsak, alan pratiğimizi de O’nun çizdiği çizgide sosyal demokratlıktan arındırmamız şarttır. Kadınların ya da yaşlıların kendi kararlarıyla da olsa eylem alanından uzak durması baştan sona problemlidir.

63 yaşındaki Kürt kadınından 65 yaşındaki Kürt erkeğinden 58’lik Türkiye sosyalistlerinden DSİP’li kadın ve yaşlıları ayıran nedir? Şehirli sosyalistlerin “can güvenliği”ni sağlamak parti mekanizmasının bir kararı olabilir mi? Bu karar içerden de verilmiş olsa partinin üstünden de gelmiş olsa maşist bir parti zihniyetini işaret etmez mi?

Her fırsatta LGBT’nin yanında olduğunu belirten bir parti bu maşist, uzlaşmacı tavra nasıl ulaşmıştır? Kürdistan kelimesini Ülke TV’de kullanmak Kürt mücadelesinde ve Blok çatısı altında katılımcı olmak için yeterli midir?

Sosyalizm kapitalist iktidarın pür reddini gerektirmez mi? İktidarı “iyi şeyler yaptığında alkışlamak” tavrı şakşakçılık değil midir? AKP’nin utanmaz iktidarını güçlendiren tam da bu liberal omurgasız tavır olmamış mıdır?

DSİP Blokçu, Sevdalısı Taraf Blok Düşmanı!

DSİP’in gayriresmi sözcülüğünü yaptığı bir gazete olan Taraf’ın yazarlarının BDP’yi “sorun çıkaran parti” olarak görüp her fırsatta “PKK’yi de eleştirebilmeliyiz” iki yüzlülüğüne sığınıp lafı AKP’yi TSK ve PKK’ye yeğleriz cambazlığıyla döndürmelerine nasıl sessiz kalıyor?

Blok fotoğrafına girmek blok bileşeni olmak için yeter bir tavır mıdır?

Kürt hareketinin kadınlar üstündeki özgürleştiriciliğini, birleştiriciliğini, cinsel özerkleşme halini, kadın olma hâlini, 60’lık Kürtlerin ve sosyalistlerin dönem dönem zar zor yürürken Tarlabaşı’na yürüyüşünün içinde yer tutmalarını DSİP yanlış mı bulmaktadır?

Taksim’de “Türkiye’de az da olsa enternasyonalist var” açıklaması yapıp, aşağıda insanlar kan revan bir durumdayken yüzlerinde müstehzi gülümsemelerle Türkiye sosyalistlerine eleştiri getirenlerin bu tavırlarını açıklamaları ya da bu tavra dahil bir tutarlılık gösterip bloktaki yerlerini sorgulamaları şart. Bir fotoğrafa tesadüfen girmek ile o fotoğrafın bir parçası olmak arasındaki fark tam da bu tutarlılıktan gelir.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: DSİP /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.