Meclisin Bahçesinde Bir Sünnetçi: Cemil Çiçek

Sarphan Uzunoğlu - 6 Temmuz 2011 - Güncel Politika / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

1946 yılında Yozgat’ta dünyaya geldiğinde Türkiye gazetelerinin manşetlerinde hep aynı konu vardı. Türkiye’nin eksikliklerinin öyle ya da böyle birileri tarafından “tamamlanması” gerekiyordu. Dönemin “Ulus” isimli sloganı “Adımız Andımızdır” olan gazetesinin manşetinde ABD Hükümeti’nin Türkiye yapacağı yardım büyük bir şevkle duyuruluyordu.* Ünlü Marshall yardımının omzumuza yüklenmesiyle Çiçek’in vebalinin omzumuza yüklenmesi yaklaşık olarak bu dönemlere rastlıyordu işte…

Herkes poz verme derdindeyken Cemil Çiçek en soldan girdiği fotoğrafta yine iş üstünde, 30 yıldır olduğu gibi…
Cemil Çiçek’le ilgili internette arama yaptığınızda kendisinin Türkiye’nin başına gelmiş en belalı durumlardan biri olarak anabileceğimiz ANAP’ın kuruluşuna katılmadan önce “serbest avukatlık” ile meşgul olduğu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olan Çiçek’in geçiş dönemi kariyeri pek bilinmiyor. 68 kuşağının sokağa döküldüğü, Milliyetçi Öğrenciler’in sokaklarda kol gezdiği bir dönemde Çiçek sanki hiç yaşamamış gibi, tüm biyografilerde solgun ve bitkin; ama o belki de bu dönemki ‘sakinliği’ sayesinde 30 yıldır devleti yönetiyor. O hep orada, dahası belki de Özgür Mumcu’nun da belirttiği gibi Türkiye Cumhuriyeti Cemil Çiçek bakan olsun diye kurulmuştur, konuyla ilgili ne yalanlayıcı, ne de tam anlamda bilgiyi doğrulayan cümle kurulamıyor, kesin olan bir şey var, AKP’nin üç dönemlik muktedir sıfatına alışanlar Cemil Çiçek’in varlığından şüphe bile etmiyorlar, çünkü Cemil Çiçek devlet ve 1980 sonrasının devlet adamı figürü “Evet”lerin gırla yürüdüğü referandumlarla silinemiyor ve dahi parlamentonun en tepesine konsensusla oturtuluveriyor.

Radikal Gazetesi Cemil Çiçek’i çözüm sürecinin anahtarını elinde taşıyan adam olarak gösteriyor. Blok’tan gelen tepkiler de olumlu, CHP de Çiçek’in “ideal aday” olduğuna inanmış gözüküyor. Çiçek’in vernikli koridorların ucuz bıldırcınlı menülerle bezenmiş dünyasındaki karizmasından bihaberiz. Biz daha ziyade Çiçek’in “Sünnetçi” kimliğini biliyoruz.

Haber7.com’un 21 Ağustos 2010 tarihli haberine dönelim:

“Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, OSTİM’de konuştu. Çiçek, terör konusuna değindi ve terör örgütünde Ermenilerin olduğunu söyledi. ‘sünnetsiz teröristler’in bir rivayet olmadığını belirtti.”

Kürt meselesini sadece maddi nedenlere dayandırmak Kemal Kılıçdaroğlu da dahil tüm devletli siyasetçilerin en bilinen hastalığı durumunda. Çiçek tam da bu hastalıktan mustarip, yetmezmiş gibi ırkçılık konusunda da gayet iddialı. Ne demişti Çiçek?

“10 GAP projesini finanse edecek kadar para, bu ülke birliğini ve dirliğini, bütünlüğünü muhafaza etmek adına para harcanmıştır, harcanmaktadır. Eğer siz kalkınıyorsanız, bu arada birilerinin de ayağına basıyorsunuz demektir. Bu ayağına bastıklarınız birden fazlaysa bunların bir ülkeyi geride bırakmak, gelişmesini engellemek, içe döndürmek, iç kavgaları körüklemek adına kullandıkları sopanın, kullandıkları enstrümanın aletin adı bugün terördür”

Terörün tanımını öldürülen, panzerlerin altında can veren Kürt çocukları ya da gerillalara yaptırmak gerek belki de. 27 yıldır iktidarın her alanında var olmuş bu yüce şahsın terör tanımını sorgulayacak değiliz; burada sorgulanması gereken neredeyse tüm siyasetçilerin (kapitalist olanlar ve Kürt demekten korkan sözde solcular) söz birliği etmişçesine söyledikleri bu ‘kalkınırsanız terör size vurmaya çalışır çünkü ona en büyük darbeyi vurursunuz’ yalanı.

Dahası bu yalanı meşrulaştırma konusunda ulusalcı diye saldırdığı kesimle aynı zenofobiye ve ırkçılığa başvurması. Ne diyor Çiçek?

“80′den önce ideolojik terör, 80′den sonra sağ-sol terörü… Sadece Ermeni terörü de değil, Ermeni terörü ile PKK terörü arasında yakın işbirliği var, bunlar kan kardeşidir. O devreden çekildi, işi bu tarafa verdiler. Zaten, özür dilerim, bir kısım teröristlerin sünnetsiz oluşu, size çok şeyi ifade ediyor demektir. Yani bu, bir rivayet falan değil, biz kimin ne olduğunu iyi biliyoruz”

Öyle ki toplumsal düşman belirleme rolünde Kenan Evren’in ressamlık döneminde kalan boşluğu Cemil Bey sünnetçi kimliğiyle doldurmuş bile. “Madem asmıyoruz, madem besliyoruz, neden kesmiyoruz” diye kendini sormuş olacak ki pek fena hayıflanıyor. O, kimin ne olduğunu iyi biliyor.

Arat Dink’in kanlı mı zanlı mı olduğunu sorguladığı o yazıyı nasıl unutuyorsunuz? ‘Ermeni Konferansı’ olarak bilinen ‘İmparatorluğun Son Döneminde Osmanlı Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları’ başlıklı konferansı düzenleyenleri TBMM çatısı altında ihanetle ve milleti arkadan hançerlemekle suçlayan bir Adalet Bakanı kimdi? Acaba Cemil Çiçek tarihin koridorlarında adını unutmamız için bize sürekli telkin edilen o isimlerden biri mi?

Hatip Dicle ya da Mustafa Balbay için tersine işleyen adalet tüm dokunulmazların üstünde bir korunmaya tabi olan Çiçek’in niye sürekli arkasını dolduruyor, niye ona herkes sahip çıkıyor?

Cevap derin devlettir.

Bugün AKP ve CHP’nin, hatta liberallerin de üstünde uzlaştığı Cemil Çiçek ismi “devletin yapacağı pazarlıklar” konusunda yeni bir kanal açılması demektir. Bu eli tutmak tüm failimeşhur cinayetlerimizin altına imza atmak olur. Çiçek için el kaldıranlara ise hesabı tarih değil orduda zorla sünnet edilen o “zorunlu asker”lerin gözyaşları soracaktır…

* http://img217.imageshack.us/img217/3883/gazetelery.png

* http://www.haber7.com/haber/20100821/Cemil-Cicek-PKKda-sunnetsiz-terorist-var.php

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.