Uğur Doğan: Türkel ve Ayçin Hakikaten de Öne Çıkıyorlar Yani!

N. Cemal - 2 Ağustos 2011 - İşçi Gündemi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Uğur Doğan: Mustafa Türkel, Atilay Ayçin ve Diğerleri, Hakikaten de Öne Çıkıyorlar Yani!

10’lar İstişarede

1.8.2011 Saat: 16.20. Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu ve yönetimine karşı, “işçi sınıfından yana” olduğunu iddia ederek, “bir adım öne çıkıyoruz” diyen “muhalif” 10 Sendikanın Genel Başkanlarından bazıları Tek Gıda-İş Sendikası Genel Merkez binasından çıkıyorlar. Yaklaşık olarak saat: 13.00 civarlarında geldikleri Mustafa Türkel’in yanından, istişarelerini tamamlamış olmanın “huzuru” içinde ayrılıyorlar. “Huzurlular”, çünkü “işçi sınıfı için tarihe geçecek görüşmeler” yaptıklarına dair hiç bir “şüphe” yok. Gülümsüyorlar. İstişare sonrası sendika başkanlarının makam arabaları tek tek Tek Gıda-İş Sendikasından ayrılıyor…

Üç Metre Önündeki İşçi Direnişini Gör(e)memek

TekGıda-İş Sendikası Genel Merkez binasının önünde tek kişilik direnişini sürdüren Uğur Doğan “işçi sınıfımızı kurtaracak sendika önderleri bunlar mı?” diye soruyor. “Birisi bile kafasını çevirip de bu adam ne için burada, niye direniş yapıyor diye bakmaya cesaret edemiyor”, diye söyleniyor. Mustafa Türkel’in şoförü, koruması ve fedaisi “Erkan ağa”, yanındaki birkaç kişiyle birlikte yola atlıyor ve “misafirleri” yolcu ediyor. Bu esnada da Uğur Doğan’a ve direniş noktasına bakıyor. Zaten sadece o bakıyor ve “misafirler karşısında rezil olmayalım” talimatı gereği temkinli. Tedirgin. Sıra sıra makam arabalarıyla çıkıyorlar. Direnişçi Uğur Doğan, “Mustafa Türkel İşçi Düşmanı!” döviziyle birlikte Hava-İş Genel Başkanı Atilay Ayçin’in karşısında açık ve net öylece duruyor. Ayçin ise görmemekte ısrarlı. Önüne bakmak yerine, sağa sola bakarak ve trafik kurallarına riayet ederek arabasıyla yola çıkıyor. “Bakış açısı”, üç metre önündeki bir işçinin direnişini ve az önce sohbet ettiği yol arkadaşı Mustafa Türkel’e dair yazılanları görmesini engelliyor. Bu hengame içinde bizim gözümüze çarpan başka bir isim daha var: Petrol-İş Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın. O da, malum nedenlerle aynı görme engeline takılıyor. Arkalarından el sallayarak yolcu eden ise Mustafa Türkel…

Uğur Doğan sinirli bir ifadeyle; “Mustafa Türkel, Atilay Ayçin ve diğerleri, hakikaten de öne çıkıyorlar yani” diyor ve “bunlar mı işçilerin haklarını arayacak nitelikteki sendikacılar, vay halimize” diye söyleniyor…

İşçilerin de İstişare Görüşmeleri Olur:

Uğur Doğan, Tek Gıda-İş Sendikası Genel Merkez binası önünde başlattığı tek kişilik direnişin birinci ayını tamamladı. Bu pazartesi direnişinin 31. günüydü. Günün hediyesi ise “seçkin” sendikacıların Tek Gıda-İş Sendikası Genel Merkezinde gerçekleştirdiği istişare toplantısı oldu.

Uğur Doğan, her gün okuduğu “sesleniş” metinleriyle “patronum” dediği Mustafa Türkel’e, “Gasp ettiğiniz haklarımı verin! İşimi ve haklarımı istiyorum!” diyor. Sohbetimiz sırasında, TEKEL direnişçilerinden Hüseyin Bozkurt ile yaptığı konuşmayı aktarıyor; “İşçilerin de istişare görüşmeleri olur. Direnişçi işçiler birbirlerinin dilinden anlarlar, çünkü biz sınıf kardeşiyiz” diyor…

“Hüseyin Bozkurt, ‘4 C’yi ve dayattığı çalışma koşullarını reddettim. Onların layık gördüğü işte ve koşullarda çalışmadım. Ankara’ya gittim ve bir inşaat şantiyesinde bekçilik yapmaya başladım’ diyor. ‘İşim nedeniyle bulunduğum yeri terk edemiyorum. Aklım ise sende ve direnişinde’ diyerek, ‘yanındayım ve destekliyorum’ diyor. İçinden geçenin ise yanımda olmak ve ‘direniş çadırını birlikte kurmak’ olduğunu söylüyor. ‘Aynı kaldırımda, aynı yolda ve aynı noktada biz de bulunduk ve onurumuzla direndik’ diyerek, ‘yolumuz da amacımız da aynı’ diyor. TEKEL direnişçilerinden öğreniyor, dersler çıkartıyorum. Tek Gıda-İş Sendikası Genel Merkezi önünde TEKEL işçilerinin onurlu direniş bayrağını da dalgalandırıyorum. Hüseyin Bozkurt 2. TEKEL direnişinde örnek bir işçi ve direnişçiymiş. Eşi ile birlikte çadırda kalmış, mücadele etmişler. Gurur ve onur verici bir şey…”

Topla Tüfekle Karşıladılar

Uğur Doğan, TEKEL direnişçisi Hüseyin Bozkurt’un cümleleriyle birlikte az önce önünden geçen “seçkin” sendikacıları ve Mustafa Türkel’i değerlendiriyor ve “taşlar şimdi yerli yerine oturuyor” diyor. “Hüseyin Bozkur ile öğle saatlerinde görüştük ve aynen şöyle dedi; ‘bu sendikaya ve sendikacılara yıllarca aidat ödedik. Benim bizzat 19 yıl aidat ödemişliğim var. Haydi mücadeleye, kaçmayın artık diyerek sendika merkezimize geldiğimizde ise bizi topla tüfekle karşıladılar. Tek Gıda-İş Sendikası Genel Merkezinin içi ve bahçesi sivil ve resmi polislerce, robokoplarca doldurulmuştu. Zırhlı müdahale araçları TOMA’lar bahçenin içinde ve dışında olmak üzere bekletiliyordu. Sendikayı, biz TEKEL işçilerine karşı korumakla görevlendirilmişler. Çağıran ise Mustafa Türkel’di’ dedi. Önlerine polisleri yığmışlar ve TEKEL işçilerini görmezlikten gelmişler. Benim önüme de servis arabalarını koyuyorlar ve perdeleyerek görünmememi sağlamaya çalışıyorlar. Amacımız ve mücadelemiz aynı…”

Direniş Cadırı

“9, 10, 11 Eylül tarihlerinde Tek Gıda-İş Sendikasının Genel Kurulu var” diyen Uğur Doğan, “onların yüzüne tutulan ayna olacağım ve o tarihlerde sendikanın karşısına direniş çadırımı kurmuş olacağım” diyor…

2.8.2011: Direnişin 32. Günü. Uğur Doğan direnişine devam ediyor ve sınıf dostlarını dayanışmaya bekliyor.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Atilay Ayçin / Mustafa Türkel /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.