Beyaz Kesedeki Tohumlar

Ömer Yıldız - 5 Ağustos 2011 - Ekoloji / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Beyaz Kesedeki Tohumlar

Köyümde önceden domates, salatalık, biber gibi sebzeler yetiştirirken içlerinden en “düzgünlerinden” ayırırdık. Seçtiğimiz salatalık kocaman olur, yeşil rengi sararır ve sonradan turuncuya yakın bir hal alırdı. Bu ayırdığımız salatalıkları zaten kurumuş olan dallarından koparır ikiye ayırırdık. Ortasından kavunun içine benzer şekilde tohumları bir kovaya boşaltır kabuklarını atardık. Tohumları akışkan ve yapışkan –zaten yaptığımız iş de şiir gibiydi- kısmından ayırmak için kevgirde yıkayarak temizlerdik. Elde ettiğimiz tohumları kurutur ve beyaz keselere koyardık. Keselenen tohumlar “kerevet”e asılarak gelecek ekim sezonunu beklerdi. Hep sağlıklı anaçlar seçtiğimizden mahsul de sağlıklı oludu. Hiç annemin tohum aldığını hatırlamam. Hep kerevette asılı bir beyaz kesede salatalık/hıyar tohumumuz olurdu.

Biberler aynı yöntemle tohumluk ayrılır, kocaman olup kuruyan biberin tohumlarını alır koyardık beyaz keseye.

Domates daha fonksiyonel olur. Tohumunu aldığın anaç domatesten salça da yapabilirsiniz.

Kabak tazesi yenen ise ondan da damızlık ayırmanız lazımdı. Tohumunu alınca anaç atılır. Ancak kış kabağı ise tohumu da alınır kabağı da yenirdi.

Patlıcan için ayrılan beyaz kese başka bir yerde sallanır. Fasulye, bakla, bezelye başka keselerde. “Ambar evi” ya da “ayak damı”nın “döşemelerinden beyaz keseler sallanırdı çarşaftan bozma.

Baharın anneler eksiğini başka bir anneden tamamlar ve herkes kendi tohumu ile ekerdi bağını bostanını.

Sonra ne oldu?

Kağıt ambalajlı tohumlar çıktı. İçlerinde 30-40 salatalık tohumlu. Derken kerevetlerdeki beyaz keseler azalmaya zamanla yok olmaya başladı. Ambarlarda sadece tohumu yenen fasulye, nohut gibi ürünler kaldı. Onlarında “çok ürün veren” ecnebi isimli olanları ekilmeye başladı.

Ve bizim bölüm bölüm, kokulu, hafif ekşi, çekirdekli (tohumlu) domatesimizin yerine hiç tohumu olmayan birbirinin aynısı domatesler ortaya çıkmaya başladı. Sanki bahçemiz market reyonu gibi bütün domatesler aynı. Pazarda da talep bunlara olunca benim köy domatesim hiç görünmez oldu.

Artık salatalıklar, kabaklar buzdolabında bile büyümeye devam ediyor. Dalından kopsa da “gelişimi” durmuyor mübarek.

Can Yücel’in vasiyetini tutmak için girişim başlatılmış. Bazı arkadaşlar da tohum pazarları kuruyor değiş tokuş için. Destekliyorum elbette. Ancak ilaveten diyorum ki marketlerden de birbirine benzer sebze meyve almasak. Bazısı eğri, bazısı yamuk olsa.

Çünkü sadece dar bir alanda bu eylem yapılırsa kelaynakların neslini korumaya almak gibi olur. Hâlbuki bize sürüleri lazım.

Tüketenler almazsa, üreten bizlerin evlerinin bir köşesi yeniden annemin beyaz keselerde sakladığı tohumların yenileriyle süslenecek.

Siz de biz de domatesin salatalığın kokusunu da alacağız yerken…

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: organik tarım / tohum /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.