“Bu Nedenle” Kriz… (Ahmet Tonak)

E.Ahmet Tonak - 9 Ağustos 2011 - İşçi Gündemi / Teorik Tartışmalar / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

“Bu Nedenle” Kriz…

Fiachra Gibbons’ın Guardian’daki yazısının ilk cümlesi şöyle idi:  “Jean-Luc Godard’ın Avrupa finansal krizine çözümü var”  (tinyurl.com/6zpwcue). Haber yazıcılığının klişelerinden biri, ilk cümlenin haberin geri kalanını okutacak şekilde yazılmış, yani olabildiğince şaşırtıcı ve çekici olmasıdır. Kabul etmemiz gerekir ki, bu başlangıç cümlesinde her ikisi de mevcut, şaşırtıcılık da, çekicilik de.

Şaşırtıcı, çünkü finansal krize çözüm, 1960’lardan beri her yaptığı ile Amerikan şirket sinemacılığına meydan okuyan sıradışı bir sanatçıdan geliyor olması. Çekici, çünkü Avrupalılar ekonomik kriz bahanesiyle yılların mücadelesiyle kazandıkları hakları kaybetmenin karamsarlığı ve aynı zamanda çözüm arayışı içindeler.

Ama, yazının geri kalanını okuyunca aslında Godard’ın “çözümü”nün sadece Yunanistan’la ilgili olduğu anlaşılıyor.  Avrupa’nın tamamı ile ilgili değil söyledikleri.  Hatta, önerdiği “çözüm” ile Almanları sinirlendirdiğine kalıbımı basarım.  Godard, Avrupalıların, klasik Yunan düşüncesine, mesela Aristo’ya borçlu olduğunu hatırlatıyor. Mantıki akıl yürütmenin “bu nedenle” deyimi olmaksızın yapılamayacağını söylüyor ve bu kalıbı kullanan her Avrupalının Yunanlılara 10 avro ödemesi halinde Yunanistan’daki krizin bir günde çözüleceğini iddia ediyor. Bu öneri ile sadece kriz halledilmiş olmuyor, Yunanlıların alameti farikası Parthenon’un Almanlara satılma ihtimali de ortadan kalkmış oluyor!  Gerçi, Godard bu arada metalar dünyamıza “bu nedenle” ibaresini de yeni bir meta olarak katıyor ama, o kadar kusur kadı kızında da olur.

***

Parthenon satılır veya satılmaz, “bu nedenle”yi kullananlara 10 avroluk bilet kesilir ya da kesilmez bilemiyoruz.  Ama, Yalova’nın bileti kesilmişe benziyor (Habertürk’ün haberi için: tinyurl.com/42xyz2q).  Rivayet o ki, başkalarının endüstriyel atıklarına depo alanı olarak uygun görülmüş.

Dünyanın çeşitli şekillerde, çeşitli amaçlar için bazen zihni, bazen fiili olarak ikiye (doğu-batı) veya üçe (birinci, ikinci, üçüncü) bölündüğü varit. Küreselleşme literatürüne de sinmiş, hepimizin kullandığı kuzey-güney şeklindeki ikiye bölünme de çok yaygın. Aslında Yalova’nın atıklara uygun bir bölge olarak tercih edilmesi bu bölünmenin sonucu.  Ne kadar bilmem kaçıncı büyük ekonomiyiz diye yırtınsak son tahlilde batının gözünde buralar güneydir, oralar da kuzeydir.

Bu kuzey-güney bölünmesinin ve atıklar meselesinin geri planı var tabii ki. Daha önce de yazmıştım, şu anda Obama hükümetinin bankalar eksenli ekonomi politikalarından sorumlu baş iktisatçısı Lawrence Summers’dır. Son görevi de Beyaz Saray’daki Ulusal Ekonomi Konseyi’nin direktörlüğüdür.  Konumuz açısından Summers’ın maceralarının başında Dünya Bankası’nda çalışırken şahsen yazmadığı, ama şaka yollu muhtevasına katılarak imzaladığı zehirli atıklar hakkındaki iç yazışma gelir.  Bu yazışmada, iktisadi ve mantıki bir akıl yürütme ile  zehirli atıkların düşük ücretli ülkelerde depolanması öneriliyor ve “bu nedenle” nüfusu ve çevre kirliliği az Afrika kıtasının ideal bölge olduğu savunuluyordu!

Dünya şöyle ya da böyle bölünsün, 21. yüzyılın ilk depresyonundan kaçış imkansız. “Kasımpaşa Kabadayılığı Yapısal Kadere Karşı” filminin finaline yaklaştık. Ve ben Cuma sabahı bunları yazarken internete son bir defa bağlanıp dünya ekonomisindeki çöküşün boyutunu öğrenmek istediğimde, karşıma çıkan sayılar bayağı ürkütücüydü. Dünya piyasalarındaki kaybın 4.5 trilyon dolar olduğu tahmin ediliyor. Bu tür büyük rakamların bizim gibi sıradan insanlar nezdinde herhangi bir manası olamaz. Bu kaybı somutlamak için şunu söyleyebiliriz: 4.5 trilyonluk değerin ekonomik faaliyet olarak karşılığı 307 milyon nüfuslu ABD’nin yaklaşık  4 ay, 75 milyon nüfuslu “benim yalnız ve güzel ülkemin” 4 yıl didinme ile yarattığı GSYH’dır!

Varsın, kimi bilmiş iktisatçılar bu boyuttaki tahribatın bilmem kaçıncı dip olduğunu tartışadursunlar, asıl ürkütücü olan, bu muazzam çöküş haberini okuduğum yerli malı sitedeki bir okuyucunun reaksiyonu idi: “allah başbakanımızı başımızdan eksik etmesin yeter, kriz mriz vız gelir…”

Bir ülkenin yarısı üç aşağı beş yukarı böyle düşünüyorsa, sırf “bu nedenle” işimizin allaha kaldığını teslim etmeliyiz!

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Uluslararası Ekonomik Kriz /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.