“Sivilleşme” Sivillerin Asker Yapılması mı?

Ömer Yıldız - 1 Eylül 2011 - Teorik Tartışmalar / Türkiye / Türkiye Solu / Ulusal Sorun

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Siz de Bizim Sivilleştiremediklerimizden misiniz?

Kavramlarla olaylar ilişkisini anlayamadım gitti vesselam.

Uluslararası toplantılara uluslar mı katılırlar acaba? Ya uluslar arası festivallere? Genelde uluslar arası festivallerde temsil ettiği ülkenin yerel ve muhtemelen azınlık olduğundan kültürünü daha çok koruma ihtiyacına girmiş halkların temsilcileri gelir.

Örneğin Eğitim Sen “uluslararası dil konferansı” yaptı. Katılımcılar o “ulus” içerisinde ezilenlerdi. ABD’de İspanyolların dil sorunu, Avusturya’da Türklerin dil sorunu, Türkiye’de Kürtlerin dil sorunu ele alındı. Nasıl uluslar arası bu toplantı? Amerikalılar, Avusturyalılar ve Türkler mi toplandı?

Halkaların kardeşliğini savunanları “halklara arası” kavramını kullanmaya davet ediyorum.

Konuşuyoruz konuşuyoruz boşa konuşuyoruz. İçimizde özümsemişiz dışımızda karşı çıkıyoruz. Kendimiz kabullenmişiz itiraz ediyoruz.

Bir örneği de “sivilleşme” adamlar sivilleşme diye en sonunda “Cumhurbaşkanını” asker yaptılar. Sembolik başkomutan oldu sana tören komutanı. Paşaları aldılar, darbe dediler, sivilleşme dediler gelinen son nokta “asker cumhurbaşkanı”.

Devrimciler farklı mı? 1 Eylül Barış Günü. Başka günler savaş günü mü? Yoksa en barışçı gün mü? Kızıldere’nin yıldönümü, Nurhak’ın yıldönümü, ölüm oruçlarının yıldönümü. Başka günler. Tabi bir de anılacak, kutlanacak gün hafta içiyse hafta sonuna ertelenir.

Hepsi benim yüzümden. Okulda öğrencileri tek tip giydiriyorum. Neymiş efendim zengin fakir belli olurmuş. Kömür vereceğine kıyafet versin çocuklara allı güllü. Arkadan hepsi birbirine benzeyen kopyalar gibi çocuklar. Biz de bakarız kıyafetini giymiş mi diye. Giymemişse vay haline.

Sabah içtima, öğlen içtima. Teneffüsler zil. Bu çocuklar içtimaya alıştıktan sonra böyle bir düzene karşı ne diyebilir? Zil çalınca çıkan çocuk fabrikada kime ne diyebilir?

Hakkını nasıl savunabilir? Bu tür uygulama bir askeri birliklerde var bir de şartlı reflekste.

Şu, gün kutlama, anma işinin de müsebbibi benim. Meşhur belirli gün ve haftalar. Devrimcisi, sağcısı, solcusu belirli gün ve hafta kutlar. Biz saygı duruşu öğretiriz ölüm yıldönümlerinde herkes saygı duruşunda bulunur. Biz marş öğretiriz, herkesin marşı vardır. Ardından çıkar militarizme karşıyız deriz. Okulların marşı, odaların marşı, fraksiyonların marşı var. Kim sivil?

Sivilleşme mi istiyorsunuz? Lütfen şu okulların yapısını değiştirin. Samimi iseniz en doğru yöntemi bu. Zorunlu kıyafet, saç şekli, gömlek biçimi offffff of. Sıra olmalar, zil çalmalar, tören geçitleri.

Sonra ne sivilleşme iddiasındaki hükümetler, ne devrimcilerin başka bir şansı yok. Kırk yaşından sonra sivilleşsem ne olur? Ne kadar anlamlı olur?
Hükümet bu konuyu bir düşünsün. Eğitim Sen’ de artık bu konuda bir iki laf etsin. Yoksa bütün vücudu asker olan bir neslin sadece kafasına türban takarak ya da saçını rengarenk boyayarak sivil yapamazsınız.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Okullar / Sivilleşme /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.