Uğur Doğan’ın Tek Kişilik Direniş Günlüğü

N. Cemal - 11 Eylül 2011 - İşçi Gündemi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

DİRENİŞ GÜNLÜĞÜ: Uğur Doğan’ın Tek Kişilik Direnişi Uluslararası Platformda (*)

İşyeri olan Tek Gıda-İş-Sendikası Genel Merkezinin ve işvereni olan Tek Gıda-İş-Sendikası Genel Başkanı Mustafa Türkel’in işten attığı Uğur Doğan’ın tek kişilik direnişi bugün 56. gününde. 50 günlük oturma eyleminden sonra çadır kurmaya karar veren ve direnişini kararlılıkla sürdüren Uğur Doğan, kendisine karşı çıkartılan her türlü engele ve baskıya karşın direniyor.

7.9.2011: Patronlaşmış Sendika Ağaları

“Tek Gıda-İş-Sendikasının genel kurulu nedeniyle bütün nüfuslarını kullanarak baskıyı artırıyorlar ve sendika binasının önünde yüzlerine tutulan ayna olmamdan dolayı saldırganlaşıyorlar. Çünkü benim direnişim onların gerçek yüzünü gösteriyor; patronlaşmış sendika ağaları ve holdingleşmiş sendika binası…” diyen Uğur Doğan, “Genel Başkan Mustafa Türkel, sendikanın örgütlü olduğu ve işçiler için güya pazarlık yaptığı bir fabrikanın yönetim kadrosuna oğlunu yerleştirirse ne olur? O fabrikadaki işçilerin haklarını savunabilir mi? Peki, sendika yöneticileri hısım ve akrabalarıyla sendika binasını doldurarak çıkar kaynağına dönüştürürlerse ne olur? Örneğin o yöneticinin yanında çalışan, şoförlüğünü yapan bacanağı vs. iş ilişkisinden çıkarak fedailiğe kadar soyunabilir. Dün ev arkadaşlığı yaptığım (bekarken aynı evi paylaşmıştık) Türkel’in şoförü, bugün işi kişiselleştirerek üzerime saldırmayı bile deneyebiliyor. İşçilikten çıkıp fedailiğe soyunmuşlar. Elinde kamerayla beni ve sizi sürekli olarak çeken, düzenli olarak polisle kafa tokuşturarak şikayet ve ihbar eden zat, aslında paraya ihtiyacı olan ve ev geçindirmek zorunda olan birisi. Ekonomik olarak bunlara mahkum olmuşlar ve acıyorum kendilerine. Ama bu durumu kullananlar sendika yöneticileridir. Durum bundan ibaret” diye vurguluyor…

Hangi Sınıf?

Uğur Doğan Tek Gıda-İş-Sendikası Genel Merkezi önünde ve basın açıklamasından paragraflar okuyor; “Kendi işçisini işten atan ve kazanılmış haklarına el koyan sendika, işçi sınıfının haklarını koruyabilir mi?” Sendikanın Anadolu yakası şubesinden gelerek Mustafa Türkel’le gecikmiş bayramlaşma sırası oluşturanlar geri dönüyorlar. İçlerinden bir kadın (.) Uğur’un okuduğu metne sataşarak laf atıyor; “Bunları sana kim ezberletti?!.” Alın buyurun, size bir sendikacı tipolojisi. “Bu kafa işçi sınıfının kendi sorunlarını düşünebileceğine ve yazabileceğine inanabilir mi?” diye kızıyor Uğur. “Bu kafa, bir işçinin haklarına sahip çıkarak tek başına direnebileceğine inanamıyor” diyor. Uğur haklı, tıpkı devlet gibi arkasında “dış güçler” arıyorlar. Peki kendisi hangi sınıfa giriyor? Arkasında sendika bürokrasisinden başka ne var ki?

8.9.2011: Çetin Soysal’la Görüşme

CHP’li Beşiktaş Belediyesi’nin çadır kurdurmamasına içerleyen Uğur Doğan çalmadık kapı, aramadık telefon bırakmıyor. TEKEL direnişçileri kanalıyla, CHP’li üst düzey isimlerin telefonlarına ulaşıyor. “Çetin Soysal’la da görüştüm. Bu dönem milletvekili olmadığını bilmiyordum, konuşmamızda söyledi. Bu nedenle de elinden bir şey gelemeyeceğini belirtti” diyen Uğur Doğan, “Beşiktaş belediye meclisi üyelerinin ve CHP yöneticilerinin bir kısmına ulaştım” diyor…

İHD Heyetinin Görüşmesi

Basın açıklamasının yapıldığı 5.9.2011 tarihinde İHD heyeti sendika yöneticileriyle görüşmeye gitmişti. Sendika öneticilerinin, “genel kurul yoğunluğu” nedeniyle görüşmemeleri üzerine sendika avukatlarıyla görüşme yapılabiliyor. Sendika avukatları ise, “sorunu ve taleplerinizi yönetim kuruluna ileteceğiz” demekle yetiniyorlar. Uğur Doğan soruyor, “yönetim sorunu bilmiyor mu ki?”

CHP’li Belediyenin Tutumu

Zabıtalara 24 saat nöbet tutturarak direniş çadırının kurulmasını “cebren” engelleyen Beşiktaş Belediyesi’nin (gece nöbetçisi) zabıta amiri; “Riyaset makamının kararı…” diyor. Oysa kendisi bu direnişi “mantıken” doğru buluyormuş…

Belediye Başkanı İsmail Ünal

“Riyaset makamı” sözlerini hatırlamamıza neden olacak bir görüşme gerçekleşiyor; Başkan İsmail Ünal konuya dair kendisini arayarak not bırakan dayanışmacı sınıf dostlarından birine dönüyor. Telefonla arayarak, “vicdanının sesinden” söz ediyor. “Belediye olarak işçi direnişlerinde tutumumuz bellidir” diyor. Barikat gevşiyor, zabıta timleri ortalıktan çekiliyorlar. Sınıf dostları bu gece de Uğur Doğan’ı yalnız bırakmıyor, beraber sabahlıyorlar…

Ve Çadır Kuruluyor

Basın açıklamasından sonra üç gün açıkta ve çadır bezinin üzerinde sabahlayan Uğur Doğan ve sınıf dostları, direniş çadırını gece kuruyorlar. Bugün çadırda sabahlanacak…

Polislerin Ziyareti

Çadır kurulurken sendika tarafından sürekli olarak polis ve belediye yetkilileri aranıyor, engel olmaları isteniyor. Çadır kurulup, parkta bulunan banklar üzerinde karnını doyurmaya başlayan Uğur Doğan ve dostlarının yanına sivil ve resmi polisler geliyor. Uzun süren diyaloglar sonucunda durum izah ediliyor ve Uğur Doğan tarafından, “direnişime böyle devam edeceğim” deniliyor. Gece boyu artan devriye turlarıyla polis ekipleri parkın etrafında dolaşıyorlar. Sorun çıkmıyor…

Adana’dan sınıf dostları arıyor, dayanışma mesajı iletiliyor…

9.9.2011: Tek Kişilik Direnişi Uluslararası Platformda

Uğur Doğan direniş çadırında geçirdiği gecenin sabahında hazırlıklar yapıyor. Uluslararası sendikal hareketin Yeşilyurt’ta bulunan Çınar Oteli’ndeki toplantısına gidiyor. Saat 12’de başlayacak olan basın açıklamasına yetişiyor ve sorunlarıyla mücadele sürecini anlatan bir bildiriyi yerli ve yabancı sendikacılara dağıtıyor. Bildiri Türkçe-İngilizce. Dikkatleri çekiyor ve diyalog kuranlar oluyor. Uğur’un basın toplantısında sormak istediği soru ise, “gazeteci değilsin” gerekçesi ile engelleniyor. Direnişinin 55. gününde Uğur Doğan’ın mücadelesi uluslararası platforma taşınmış oluyor…

“Senin Arkanda Kim Var?”

Uğur Doğan’ın direnişinin arkasında dış güç aramaları devam ediyor. Tek Gıda-İş-Sendikası Genel Merkezi’nde bir dönem uluslararası ilişkiler uzmanı olarak görev yapan Burcu Ayan, “Uğur, senin arkanda kim var?” diye soruyor. Uğur, “sendika bürokratları değil, sınıf dostları var” deyince ortam gerginleşiyor. Burcu Ayan, “ben buralarda değilim, Cenevre’de görev yapıyorum” diyerek durumu düzeltmeye çalışıyor

“Oyuna Gelme Uğur

Uğur Doğan’ın mücadelesini uluslararası platforma taşıması ve sendika bürokrasisinin hedef tahtası olması başkalarını da rahatsız ediyor. “Buraya da mı geldiniz?” sorularının dışına da taşıyor bu rahatsızlıklar. Uğur’un yanına yaklaşan biri, “Hava-İş tarafından işten atılan iki kadın çalışandan söz ediyorsun. Kimden alıyorsun bu bilgileri. Kendini kullandırma. Oyuna gelme…” diyor. Uğur, “kimsin, adın ne, hangi sendikadansın?” sorularına cevap alamıyor, isimsiz uyarıcı uzaklaşıyor. Soruyu soranın, cevapları da bildiğini ise elbetteki biliyoruz…

Sendika Muhalefeti

Tek Gıda-İş Sendikası Genel Kurul çalışmaları hızlandı. Trafik yoğun ve illerden gelen delegeler ürkek ve kaçamak gözlerle Uğur Doğan’ın direniş pankartını okuyorlar. Mimikleri açık vermiyor, yorumsuz. Sendika cephesinden ilk kez Uğur’un direniş noktasına selam ve dayanışma mesajları geliyor. Bunlar, Tek Gıda-İş Sendikası Genel Kurulu’nun “istenmeyenler”i. Yani muhalefet. Genel Başkanlığa adaylığını koyan Muzaffer Dilek, genel sekreter Mecit Amaç tarafından komisyon toplantısına sokulmuyor; “Biz böyle karar verdik…”

Gangster Sendikacılık Yöntemleri

Tek Gıda-İş Sendikası Genel Sekreteri Mecit Amaç’ın koltuğunun sallantıda olduğu iktidar kavgasında, saldırganlığı da artıyor. Tek Gıda-İş Sendikası Genel Merkezi’nin yolsuzluklarının sıralandığı muhalefet metni eline geçen ve bu metni bazı şubelere ileten bir kişinin istihbaratı yapılıyor. Mecit Amaç, üç kişilik timi ile polis gibi operasyona çıkıyor. Bu kişinin cep telefonları, adresleri ve babasının işyeri tespit ediliyor. (?!) İşyeri “ziyaret” edilerek, “can yakmak”tan ve “işinden etmek”ten söz ediliyor. Günlerce “telefon tacizleri” sürüyor. Yöntemler, tıpkı TEKEL işçisi Metin Arslan’a saldırılmasında ve yaralanmasında olduğu gibi gangster sendikacılığı bir kez daha açığa çıkartıyor. “Suç duyurusu” ile olay yargıya taşınıyor…

10.9.2011: Tek Gıda-İş Sendikası Genel Kurulu

Uğur Doğan direnişinin 56. gününde ve bugün sendika genel kurulunu karşılıyor. İşten atılan Elvan Çikolata işçileriyle sabaha başlıyor ve TEKEL direnişçilerinin sözleriyle ekliyor; “Biz Haklıyız, Biz Kazanacağız!”

(*) Teknik nedenlerle gecikerek yayınlıyoruz, özür dilerir.  (sol defter)

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Tek Gıda-İş 14. Genel Kurulu / Uğur Doğan /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.