Eğitimin Halleri

Ömer Yıldız - 12 Eylül 2011 - Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Eğitimin Halleri

Eğitim Bakanlığı her bakanda bir şekil değiştiriyor. Bakanın “hayallerine” göre şekillenen teşkilat, müfredat değişiklikleri yaşanıyor.

Teşkilat değişikliği bakanın yakın çalışma arkadaşları ile sınırlı kalmıyor. AKP’nin “ustalık” hükümetinde önce spor bakanı şimdi de eğitim bakanı köklü değişikliğe gidiyor.

Rivayetler muhtelif; gece gündüz açık okullar, hafta sonu mesaileri, öğretmenlerin ders ücretinin kalkacağı gibi bir sürü dedikodu dolaşıyor ortalıkta. Uygulamada tam gün tam yıl benzeri çalışmalar halk eğitim merkezlerinde, meslek liselerinde vb. yapılmaktadır. Bunlar genelde kurs gibi faaliyetler aracılığı ile yapılıyor. İlköğretim ve orta öğretim kurumlarında uygulanabilmesi okulların olanaklarının arttırılması ile mümkün olabilir. Sosyal tesisler, gelişmiş kütüphanelerle gerçekleşebilir. Sadece okullara bilgisayar koyup internete girilsin şeklinde planlanamaz.

Peki öğretmenler bu duruma ne diyecek? Ne derse desin “isterse” hükümet uygular. Bundan önceki bütün isteklerini tepkisiz gerçekleştirmeyi başaran hükümet bu çalışmayı da hayata geçirir. Hiçbir yapılana tepki göstermeyen, sendikal mücadeleyi “yandaşlık” olarak uygulayan, mücadele edenleri “vatan haini” olarak suçlayacak kadar özünü kaybedenler mücadele edemezler.

Bırakın müfredat hazırlamayı kitap seçerken bile kendisine danışılmayan ve bu danışılmamadan rahatsız olmayanlar mücadele edemezler. Eğitim politikalarını eleştirmek yerine meslektaşlarını eleştiren zihniyet mücadele edemez.

Kılavuz kitaplar okullara geldiğinde mesleğinin en önemli hasletlerinden birisi olan hazırlık aşamasında kendisini yansıtacak, özelliklerini öğrenciye aktaracak, bölgesel farklılıkları yansıtacak olanakların ortadan kalktığını düşünmeden sanki bir yükten kurtulmuşçasına sevinenler şimdi kendisi üzerinde alınacak hiçbir tasarrufa itiraz edemezler. “Ben öğretmenim, öğretmenlik zaten yirmi dört saat yapılıyor. Bu mesai de nereden çıktı?” diyemezler.

Artık meslek sıradanlaştırılıyor. Öğretmenlere mesai sistemi gelirse en çok sevinecek öğrenciler ya da veliler değil başka meslek gruplarındaki kamu çalışanları olacak. Böylece birbirine “rakip” aynı sınıf mensubu varken hükümetin yapacaklarının önüne geçilemez.

“İleri demokrasi” okulların sadece kendi düşüncesinde öğrenci yetiştirmek için var olduğunu düşünüyor.

“İleri demokrasi” çalışanların “emekçi” değil “kapı kulu” hatta “köle” olduğunu düşünüyor.

“İleri demokrasi” karşısında “emriniz olur efendim” demeyen herkesi “muhalif” olarak görüyor.

“İleri demokrasi” “fikir beyan etmeyi “bölücülük” olarak görüyor.

Kendisinin “emekçi” değil “kul” olduğunu kabul edenler de bu durumda bir tuhaflık görmüyor. İçine düştüğü durumdan kurtulmak yerine, bu durumun iyi olduğuna dair “kılıf” bulmaya çalışıyor.

Ders ücreti konusu mu? Açıp ellerimizi dua edelim ücretimiz azalmasın diye. Mücadele etmeyecekseniz sizi bu kurtarır. Mücadele edecekseniz “sendikal mücadeleye” KESK’e bekleriz.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Eğitimin Halleri / KESK / MEB /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.