Sırrı Süreyya Önder: Darbeyle Hesaplaşmak İçin Kürtlerle Hareket Edin

Sol Defter- Haber - 12 Eylül 2011 - Teorik Tartışmalar / Türkiye Solu / Ulusal Sorun

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Sırrı Süreyya Önder:

Darbeyle hesaplaşmak için

Kürtlerle hareket edin

78′liler Girişiminin düzenlediği sempozyumda konuşan BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreya Önder, darbeyi yapan general beşliyi, “darbeyi yapan en ahmak, en kuş beyinli” olarak tanımlayarak, “Çektiğim işkencelerden daha çok bu beni acıtıyor. Çünkü insan düşmanında bile bir kalite arıyor” dedi. Önder, darbe karşıtı bütün kesimleri “darbe ile hesaplaşmak için” Kürt halkı ile birlikte hareket etmeye çağırdı. BDP Milletvekili Emine Ayna ise, demokratik özerkliğin ortak karar alma istemi olduğunu belirterek, “Bu ilan cumhuriyete ve tekçiliğe yönelik bir eleştiridir” dedi.

78′liler Girişimi, “12 Eylül Darbesi, Kürt sorunu ve Demokratik Özerklik” konulu sempozyum düzenledi. Ankara Sanat Tiyatrosun da yapılan ve BDP Milletvekilleri Sırrı Süreyya Önder ve Emine Ayna’nın konuşmacı olarak katıldığı sempozyumun yapıldığı salon doldu. 78′liler Girişimi Başkanı Hüseyin Gevher açılış konuşmasında, 12 Eylül darbesinden sonra Diyarbakır Cezaevi’nde başlatılan direnişe dikkat çekerek, “Orada başlayan Kürt özgürlük mücadelesi ile Kürt halkı bugün Demokratik Özerkliği ilan ederek kaderini tayın edebilecek noktaya gelmiştir” dedi.

Sempozyumun moderatörü yazar Tayfun İşçi ise, salondakilere, “12 Eylül’ün ırkçı, tekçi ve faşist yapısıyla yüzleşmeli ve hesaplaşmalıyız” çağrısında bulundu. Kürtlerin 12 Eylül rejimine ve yarattığı baskı aygıtlarına “direniş ve mücadele” ile cevap verdiklerine işaret eden İşçi, Kürtlerin bu sayede demokrasi mücadelesini gelinen aşamada da göğüslediklerini ifade ederek, “Bu mücadele sürüyor. Bugün başlayacak olan Kara harekâtının hedefinde demokratik özerklik ilanı vardır. Çünkü devlet bunu bir savaş ilanı olarak algılamıştır” dedi.

Alevi muhtarın işkenceden kurtaran zekiliği

Daha sonra salona gelen Canip Yıldırım’ı kürsüye davet eden ve ellerini öpen Sırrı Süreya Önder, Yıldırım’a söz hakkı verdi. Ardından konuşan Önder, 12 Eylül darbesi döneminde 18 yaşında olduğunu belirterek, aradan geçen zaman boyunca darbeyi politik sanat ile cevap vermeye çalıştığını söyledi. Daha sonra darbe dönemini anlatan Önder, “O dönem ben Tuzlu Çayır bölgesinin sorumlusuydum. O bölgede örgütlenmeden tutalım, halkın can güvenliğinin sağlanmasına, eğitime, barınmaya kadar birçok şeyi kendimiz yapıyorduk. Dersim, Fatsa gibi yerler böyleydi” dedi. Devletin darbeden sonra, Tuzluçayır gibi Alevilerin yoğun olduğu bölgelere camii yapımını yaygınlaştırarak cevap verdiğini belirten Önder, o dönem yaşanan bir anıyı da şöyle anlattı: “O camilerin birinde kilim-halı çalınıyor. Tabi bölgedeki insanları topluyorlar çok sayıda kişi gözaltına alınıyor. Muhtarı da alıyorlar ve çok kötü işkenceden geçirilecekler. Hepsine soruyorlar kilimi kim çaldı diye. Muhtar atılıyor ve diyor ki, ‘yahu 200 yıldır Osmanlı bizi kılıç zoruyla o camilere sokmadı, biz iki kilim için mi oraya gireceğiz’ diyor. Böylece işkenceden kurtuluyorlar.”

Bu darbeyi kuş beyinli ve ahmak beşli yaptı

Bugüne kadar 12 Eylül darbesi ile yaşanan hesaplaşmanın yoksulların, ötekilerin ve ezilmişlerin aleyhine bir hesaplaşma olduğunu belirten Önder, vesayetin kalktığını savunan kesimlere de, “12 Eylül ve vesayet sizin anladığınız şey değildir, bu vesayetin sadece aktörleri değişmiştir” sözleriyle cevap verdi. 12 Eylül darbesini, “darbecilerin en kuş beyinlisi, en ahmakı en cürufu”nun yaptığına dikkat çeken Önder, “Yaşadığım işkencelerden ve çektiğim acılardan daha fazla bu ağır gelir bana. Çünkü insan düşmanında bile bir kalibrasyon arıyor” dedi.

‘Temsili kıyafetleri çıkararak gerçek Kürtleri öldürüyor’

Önder, 12 Eylül “Türkiye’nin ne kadar erdemli şeyi var” hepsini yok ettiğini dile getirdi. Darbe öncesi koşullara da dikkat çeken Önder, “O dönem bölge illerinde tatbikatlar yapılıyordu. Temsili düşmana yöresel Kürt kıyafetleri giydiriliyordu. Şimdiki iktidar bu tatbikatlar yerine gerçek operasyonlar düzenliyor. Temsili kıyafetleri çıkararak gerçek Kürtleri öldürüyor” dedi. 12 Eylül dönemindeki aydınların, yazarların ve basının “bedelini ödemek koşuluyla” cesur çıkışlar yaptıklarını anımsatan Önder, Türkiye’nin aydının hiçbir zaman bugün ki kadar, “korkutulmuş, susturulmuş, ezilmiş olmadığına” işaret ederek, “Hangi yazar bugün bir şey yazacaksa bir gözü Tayip Erdoğan’dadır. O dönemin mahkemeleri tırnak içinde bugünkü mahkemelere göre daha objektifti hiç değilse görüntüde delil arıyordu” diye konuştu.

Kongre hareketine destek çağrısı

12 Eylül ile hesaplaşmanın koşullarını da anlatan ve “bunun yolu Kürtlerin yanında yer almaktan geçer. Çünkü Kürtler dışında direnen hiçbir odak kalmadı” diyen Önder, Newroz’dan bu yana 4 bin 600 kişinin gözaltına alındığı ve tutuklandığını sözlerine ekledi. AKP’yi “uluslar arası güçlerin ürettiği yüz yılın icadı” şeklinde tanımlayan Önder, “ben ömrü hayatımda böyle bir şey görmedim. Demokrasi lazımsa onu ben getiririm, Kürtlükse ben sizden daha iyi kürdüm, Siyonistlikse onu da en iyi ben yaparım… Elinde bir cennet bir cehennem bulunuyor, cennetine düşenler sürüyor, cehennemine düşenler ise bin beter yanıyor” diye konuştu. Önder, işçi sınıfının Kürtleştiğini belirterek, bütün muhaliflere de Kürtlerin yanında yer almaya çağırdı. Önder, “12 Eylül ile hesaplaşmanın hafızayı diri tutmaktan, ahmakları teşhir etmekten ve Kürtlerle birlikte hareket etmekten” geçtiğini belirterek, çatı partisi ve kongre hareketine destek verilmesi çağrısı yaptı.

Ayna: Demokratik Özerklik cumhuriyete yönelik bir eleştiridir

Yapılan askeri darbelerin karşısında AKP’yi de sivil darbe olarak nitelendiren BDP Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna, AKP hükümetinin toplumsal muhalefeti sindirmek için elindeki bütün araçları kullandığına işaret ederek, “Elindeki araçlar tükenince kala kala şiddete sarılıyor” dedi. AKP’nin güçlü olmasını, “halkı örgütlenmeye” bağlayan Ayna, muhalif güçleri de, “bizim kullanmadığımız bütün araçları AKP kullanıyor” sözleriyle eleştirdi ve “Biz bu halkı okumayı sevmiyor dile eleştirdikçe, AKP Zaman gazetesini ev ev dolaştırarak bedava dağıttı. O gazete bütün evlerde okundu. Ev ev dolaşarak insanları örgütleyip, dernekler kurup yardım yaptı, kurslar açtı, yurtlar sayesinde yoksul öğrencileri okuttu. Bazılarını ABD’ye gönderdi sonra döndüğünde Batman’da milletvekili (Mehmet Şimşek’i kast ediyor) yaptı. Bizim boş bıraktığımız bütün alanları o doldurdu. Halk kandırılıyor demek bizim için kolaycılıktır” dedi. Kürt sorununun da esas olarak, “Türkiye’nin demokratikleşmesi ve özgürleşmesi” sorunu olduğuna işaret eden Ayna, Demokratik Özerkliğin sorunu çözmek için ciddi bir adım olduğunu söyledi.

‘Özerklik kararı birlikte verelim demektir’

Demokratik Özerkliği tanımlarken, PKK Lideri Abdullah Öcalan, “Özerkliğin ilanı Cumhuriyetin eleştirisidir” sözlerini hatırlatan Ayna, “Bundan daha güzel tanımı olur. Demokratik Özerkliğin ilanı tekçiliğin eleştirisidir, onu red etmektir. Örneğin üniversitelerde yıllarca özerk üniversite istendi. Neydi o, alınan kararların oradaki öğrencilerin de dahil olmasıydı. Bizden bundan fazlasını istemiyoruz. Bu kararları sadece ben vereyim de demiyoruz. Biz verelim biz olalım diyoruz” dedi. Özerkliğin hazırlanmasında önemli payı olan DTK eski Eşbaşkanı ve BDP’nin milletvekilliği gasp edilen milletvekili Hatip Dicle’nin anlattığı bir anıyı paylaşan Ayna, “Arkadaşlarımız DEP davasından tutuklandıktan birkaç yıl sonra ABD’li bir heyet kendilerini ziyaret ediyor ve ‘Bu sorun Özerklik ve Federasyonla ile çözülemez mi’ diyor. Arkadaşlarımızda bunu Öcalan ve PKK ile görüşün biz siyasi partiyiz ve ayrılmak gibi bir talebimiz yok diyorlar. O gün Özerklik isteyen kesimler bugün Demokratik Özerklik talebimize karşı çıkıyorlar. Çünkü bizim özerklik talebimiz gibi ilkel milliyetçilik içermiyor” dedi.

‘Özerk yönetimde belki de vergi olmayacak’

Özerklik ilanı kapsamında tartışılan “vergi” meselesine de değinen Ayna, “Bu gibi şeyleri tartışmak özerkliğin içeriğini boşaltmaktır. Belki özerk yönetimde vergi olmayacak. Biz kapitalist bir model hayal etmiyoruz ki” dedi. Ayna, Özerklik talebinin yazılan yalan tarihin yeniden yazılmasını istemek anlamına geldiğini söyledi.

DİHA

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 12 Eylül / Kürt sorunu /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.