Uğur Doğan’ın Tek Kişilik Direnişinde 59. Gün

N. Cemal - 13 Eylül 2011 - #direngeziparkı / İşçi Gündemi / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Uğur Doğan’ın Tek Kişilik Direnişinde 59. Gün

Tek Gıda-İş Sendikası Genel Merkezi’nce işten atılan ve 50 günlük oturma eylemi sonrasında direnişine çadır kurarak devam eden Uğur Doğan’la hak ve hukuk mücadelesinin  59. gününde söyleştik.

İşleri Güçleri Bana Saldırmak

Tek Gıda-İş Sendikası’nın 14. Genel Kurulu’nu ve çadır kuruşunun nelere yol açtığını sorduğumuz Uğur Doğan şunları söyledi; “Direnişimin her aşamasında bir çok güçlükle karşı karşıya bırakıldım ve Mustafa Türkel’in nüfusunun eriştiği her yerden gelen muhtelif baskılara maruz kaldım. Dedikodu söylencelerini düşmanlık propagandalarına kadar vardırdılar ve kimi zaman polis ekiplerini, kimi zamanda zabıta ekiplerini üzerime yönlendirdiler. Genel Kurul sürecinde de anlaşıldığı üzere, korkunun ecele faydası yok. Benim hak ve hukuk mücadelesindeki kararlılığım sürüyor, sendika bürokrasisinin de hak ve hukuk tanımaz tutumları. Bu nedenledir ki, Genel Başkan Mustafa Türkel’den Genel Sekreter Mecit Amaç’a kadar, bütün sendika yönetiminin tavrı Genel Kurul sürecinde bana saldırmak oldu. İşleri güçleri bana saldırmak…”

Sendika Bürokrasisinin Karanlık Yüzü

Hakkında neler söylediklerini ve aleyhinde söylenenlere dair kimlerden bilgi aldığını soruyoruz, Uğur Doğan ise tebessüm ederek cevap veriyor; “Tabi ki Genel Kurul’da yer alan delege arkadaşların anlatımlarından dolayı bu bilgiye sahibim. Genel Kurul sürecinde, ‘kapınızın önünde süren bu direnişte ne?’ diye soranların azımsanmayacak kadar çok olduğu ve Mustafa Türkel ile Mecit Amaç’ın, yer yer ağızlarını bozmaya varacak kadar saldırgan ifadelerle hakkımda karalama kampanyası yürüttüğünü anlattılar. ‘Esrarkeş’, ‘serseri’, ‘psikopat’, ‘devletin adamı’, ‘kendisini polis kullanıyor’, ‘arkasında kimler var iyi biliyoruz’, ‘art niyetli destekçilere sahip’, ‘destekçilerinin ne mal olduklarını biliyoruz’ vs gibi söylemler kullanmışlar. Konuşma kayıtları üzerinden -ki kayıtları silip saklamaz ve delikanlıca ortaya çıkarırlarsa, kendilerine karşı hakaret davası da açacağım. Hak gaspları için davalığız. İşe iade kararını uygulamadığı için davalığız. İşçi sınıfını temsil ettiğini söylüyorlar ve işten atarak hak gaspına yol açtıkları işçisinin ardından yalan ve dolanlarla hakaret ederek karanlık yüzlerini açığa çıkarıyorlar…”

Düşmanlaştırma

Gerçekten de sizin hakkınızda “devletin adamı”, “polis tarafından kullanılıyor” demişler mi, diye sorduğumuzda Uğur Doğan sinirleniyor, “Bunlar utanmaz arlanmaz adamlar. Neredeyse ajan ilan edecekler. Hava-İş Genel Başkanı Atilay Ayçin’in kendi muhaliflerine ‘bunlar AKP’li’ diye yaygara yapmasına benziyor. Başbakan Tayip Erdoğan gibi, kendinden olmayanları ve kendilerini eleştirenleri düşman cephesine yerleştirip saldırıyorlar. Benim hakkımda ‘devletin adamı’, ‘kendisini polis kullanıyor’ diyen bu sendika bürokratlarının fotoğrafları ve görüntüleri sizde de var. Genel Kurul hazırlık süreci ve sonrasında polislerle kafa tokuşturan bu sendika bürokratları değil miydi?  Özel güvenlikçilerine ve korumalarına bir bakın, Güvenlik Şube’den, Sendikalar Masası’na ve TEM ekiplerine kadar hepsiyle kafa tokuşturup sarmaş dolaş geziyorlar. Bulunduğum Meşelik Parkı’nda oturup sohbet ediyorlar. Makam şöförleri de aynı durumda, polisle iç içeler. Canlarının istediği zaman polisi çağırıp dayanışma için gelenlerin kimlik tespitinin yapılmasını sipariş ediyorlar. Daha dün, Mecit Amaç’ın akrabası olan bir sendika personeli polisle kafa tokuşturuyordu ve bunlar kendilerine ‘yurtsever’ diyorlar. Ahmet Kaya’nın dediği gibi, ‘bu ne yaman çelişki…’ diyorum. Bu dediklerim onların yaptığı gibi iftira ve yakıştırma değil, tümünün görüntüsünü kendi güvenlik kameralarından da çıkartabilirler. Sayın Mustafa Türkel ve sayın Mecit Amaç’a sesleniyorum; kapı girişinde kayıt yapan güvenlik kameralarınızdan bir bakın ve polisle işbirlikçilik nasıl yapılırmış görün!

Tekrar ediyorum; ben hak ve hukuk mücadelesi veriyorum. İşimi ve haklarımı geri verin, mahkeme ve Yargıtay kararlarına uyun, diyorum. Haklı taleplerim karşısında yalan ve dolanlarla karalama kampanyası yürütmekle kendinizi aklayamazsınız, diyorum.”

Arkamda Sınıf Dostları Var

Uğur Doğan’a “art niyetli” dayanışmacı dostlarının kim olduğunu soruyorum. Sorarken yanında Elvan Çikolata’dan “sendikalılaştırıldıkları için işten atılan” işçiler de var. Uğur Doğan, “İşte bunlar ve sizin gibiler” diyor ve devam ediyor; “Genel Kurul sırasında yanımda Tez Koop-İş Sendikası yönetici ve üyeleri vardı. Taşeron İşçileri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nden arkadaşlarla direniş çadırı önünde yemek yedik. Elvan Çikolata’dan işçi arkadaşlar vardı. Perfetti’den işçi arkadaşlar vardı. Fırat Pen direnişçileri geldiler. Sivil Havacılık Gökkuşağı Hareketi’nden arkadaşlar vardı. Eğitim-Sen yönetici ve üyelerinden gelenler oldu. Dünya Gazetesi çalışanları geldi. Daha sayamayacağım kadar ziyaretçim ve dayanışmacı dostum oldu. Arkamda sınıf dostlarım var, karşımda ise sendika bürokratları ve binbir türlü oyunları. Bunlarda oyun bitmez…” diyor.

Direniş Çadırım Amacına Ulaştı

Direniş çadırının kendisine neler kazandırdığını sorduğumuz Uğur Doğan’ın vurguları önemliydi; “Çadır kurmamı engellemeye çalışmalarının, polisi ve belediye ekiplerini üzerime salma girişimlerinin nedeni belliydi; Genel Kurul sürecinde direnişimin sesinin duyulmasını, pankartımın burunlarının dibinde yer almasını ve direniş çadırımın bir hak ve hukuk mücadelesi anıtı gibi dimdik karşılarında durmasını istemediler. Ama oldu, dimdik ve kararlıca karşılarındaydım. İllerden gelen delegeler, konuklar, gazeteciler, aydınlar ve daha niceleri sesimi duydular ve direnişimin nedenini öğrendiler. Doğru zamanda doğru yerde doğru şeyler yaptığımı düşünüyorum. Çadır kurmam ve eylemimi bu şekilde devam ettirmem amacına ulaştı. Aklınıza hiç gelmeyecek yerlerden telefon alıyorum. Direnişimin sesi yurtdışına kadar ulaştı…”

Direniş Her Yerde

Bundan sonrası için neler düşünüyorsun sorumuza ise şöyle çevap verdi; “Mücadele ve direnişimin alanını genişletecek ve daha geniş bir çevreye ulaşacağım. Tabi ki emek cephesi ve işçiler önceliğim olacak ve ‘sendika bürokratlarına değil kendi gücünüze güvenin’ diyeceğim. İpliklerini pazara çıkaracak ve gerçek yüzlerini göstereceğim. İşçi sınıfının olduğu her toplantı, her direniş, her platform ve alan Uğur Doğan’ın direniş noktası olacak…”

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Uğur Doğan /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.