DİSK, KESK, TMMOB, TTB “Her şartta barış istiyoruz” diyerek ortaklaşa çağrıda bulundular

Kaya İlhan - 15 Eylül 2011 - İşçi Gündemi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Emek ve meslek örgütleri (TTB,TMMOB, KESK ve DİSK), 15 Eylül Perşembe günü, TMMOB Makine Mühendisleri Odası’nda düzenledikleri bir basın toplantısıyla, Kürt sorunun barışçı çözümü için taraflara çağrı yaptılar. Basını ve kamuoyunu da sorumlu davranmaya davet ettiler.

AKP hükümetini, Kürt sorununu çözmemekle eleştiren temsilciler (TTB İstanbul Tabib Odası Başkanı Prof. Dr. Taner Gören, TMMOB İstanbul İl Koordinasyonu Kurulu Üyesi Tores Dinçöz, KESK İstanbul Şubeler Platformu dönem sözcüsü Ersoy Adıgüzel ve DİSK İstanbul Bölge Temsilcisi Murat Denizkurdu), hükümet, PKK, basın ve kamuyona “barıştan yana taraf ol” çağrısı yaptılar.

Basın açıklaması metni, dört örgütün 1 Eylül Dünya Barış Günü ile ilgili metinlerinin “revize” edilmiş haliydi. Taraflara “sözümüz sizedir” şeklinde hitap ediliyor ve ölümlerin durması için sağduyuya davet var.

Basın açıklaması metninden:
“Sözümüz hükümetedir: Bu ülkenin, bu coğrafyanın yoksul gençlerini savaşa/savaşlara sürüklemeyin, sorunları çözme cesareti gösterin, silahı ve şiddeti değil demokratik, eşit, adil bir yaşamı savunun, bunu insanımıza, Ortadoğu’nun halkalarına çok görmeyin. Sorumluluğunuz ağır; yüzünüzü içeride-dışarıda savaşa döndünüz. Evet barış sabır ister, acıları hızla azaltmak, cesaret ister; insana, demokratik ortama güven ister; bu güveni sağlayacak eşitlikçi, adil, insan haklarına uygun bir arada yaşam duygusunu geliştirecek demokratik adımlar atılmasını ister. Bunlar mümkün ama önce tüm bunları yapacak bir Hükümet ister”

Diğer taraf olan PKK’ye ise; “Sözümüz silah ve şiddetle davları için mücadele ettiğini düşünenleredir: Dönüp düne bakın! Çekilmiş acılar, dökülen kanlar yetmez mi? Dönüp tarihe bakın! Silahların sesinin olduğu yerde insanın sesi çıkmaz, duyulmaz. İnsana ihtiyacı olan tetiğe dokunmaz”, şeklinde sesleniliyor.

Basında çağrı yapılan taraflardan, “Savaş Çığırtkanlığı yapan, baskının aracı olan, değerlerin değil silahların gölgesinde kalem tutanların işidir tetikçilik, kimseye yakışmaz. Sorumluluğunuz böyük, hep birlikte sınavdan geçiyoruz ve siz en görünür yerdesiniz” dedi.

Basın açıklaması metni son olarak da “insanlara” sesleniyor: “Sözümüz insana yani sana ve kendimize, vicdanlara; bir anadan doğan, kalbi öldürmek için değil yaşam için atan herkese” dedi. Sözlerini şöyle sürdürdü: “Kendimizi kandırmayalım, birbirimizi kandırmayalım. Eğer öyle düşünen bir an için bile olsa varsa tekrar hatırlatalım. Ne bizde ne başka coğrafyalarda, ne dün ne bugün öldürmek çare oldu, daha fazlası hiç olmayacak. Kim olursa olsun silaha, şiddete destek vermeyelim, vermediğimizden daha güçlü olarak çözüm için adalet için eşitlik, demokrasi, adalet isteyelim. Her şartta barış isteyelim.”

Basın metin imzası olan örgütlerin, “sadece basın açıklamaları ve sağduyu çağrıları yapmakla yetinmeyecek, barışın ve kardeşliğin sağlanması için üzerimize düşen her görevi yerine getirecek ve bu sürecin her aşamasında aktif bir şekilde görev alacağız” iddiasıyla bitiyor.

Basın açıklamasına katılım çok sınırlıydı ve ilgi yetersizdi. 20 dakika sürdü, bitmesini ardından katılımcılar, o günün diğer basın açıklamalarına katılmak için salondan ayrıldılar… Gerçekten de “sözün bittiği yerdeyiz” basın toplantılarıyla “akan kanın duracağı ve barışın gelmeyeceği” belli!

Vicdanlara seslenmek, insani olanı öne çıkarmak, “savaş değil barış; artık kimse ölmesin” şiarını dillendirmek elbette anlamlı. Bütün bu “siyasi” çıkışların yetersiz kaldığı bir döneme girdik. Emek güçleri, tarafsızlık adına, ortadan konuşmaya devam ettikçe, Kürt sorunun da bir taraf olmaları mümkün olmayacak!

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.