MEB Teşkilat Yasası Değişikliği

Ömer Yıldız - 18 Eylül 2011 - İşçi Gündemi / Teorik Tartışmalar

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

MEB Teşkilat Yasası Değişikliği

Bir bütün olarak bakmadan parça parça yorumlayamayız yeni değişikliği. Herkes kendi tarafından tutuyor, inceliyor. Önce parça eleştirileri bütünlükle değerlendirdikten sonra ayrıntılar ile ilgili görüş belirtelim.

En önemli eleştiri Atatürkçülük ile ilgili, kapitalizmin içinde başka “izm” olmaz. Dünyadaki kapitalist hegemonyaya ayak uydurma ve hatta “yöneteni/emperyalist” olma  çabası ve hayalleri taşıyan bir hükümetten kapitalizm dışı bir yasa, yönetmelik bekleyemezsiniz. Kendi “doğrusunu” sonuna kadar uygulayacaktır. Kaldı ki Atatürkçülük ile ilgili, tüm hükümetler kapitalizm ile uyumlu olduğu tüm kısımları ile barışıktır. Yani aslında Kemalizm’in kapitalizm uyumu herkesi “Atatürkçü” yapmıştır. Çoktan bırakılmış olan “devletçilik”, “halkçılık” gibi ilkeler, sosyal devlete, ya da sol anlayışa yakın oldukları için en önce terk edilmiştir. Yerine getirilenler, serbest piyasa ekonomisine entegre kuşak yetiştirme kaygısı taşıyan yapılanmalar. Yüzde elli oy almış bir hükümetin kafasındaki fikirleri gerçekleştirmede tereddüdü olmaz. Kemalizm kapitalizme hizmet ettiği sürece  var olacaktır artık. Çatışma halinde tercih edilen Kemalizm olmayacaktır.

Özür grubu atamaları, performans konularında da refleks aynıdır. Kamu reformu yasası hazırlayıcılarından olan bir kişiden nasıl bir uygulama gelebilirdi.

Bu hükümete göre: Bizler bu düzende müşteriyi memnun etmekle yükümlü elemanlarız. Statümüzün, eğitimimizin ve en önemlisi kişisel özelliklerimizin bir farkı olamaz. Herkes her halde müşteriye gülümseyecek. Herkes her halde işine gelip istenilen “performansı” gösterecek. Şimdi bu durum ağır geliyor. Devlet hastanelerinde günde yüzlerce hastaya hizmet verip yorgunluktan “gülümseyemeyecek” durumdaki hemşireyi özel hastaneler açılırken terk ettiğimizde biz de kaybettik. Sandık ki o hemşire insan değil. Şimdi bizi eğitim çalışanlarını insan olarak görmediklerinde kimseden merhamet beklemeyelim. Özel derslerden, dershanelerden bir saate bir haftalık ücret alırken sandık ki parasını aldığımız insan değil. Şimdi özel derse bir sürü para verenden merhamet bekleyemeyiz. Kapitalizm budur bir anlamda da; aynı sınıf içindekileri birbirine kayıtsız hatta düşman yaparak daha çok sömürmektir.

Maddelere gelirsek; hizmet birimlerinin birleşmesi olumlu bir hareket. Din öğretimi genel müdürlüğü de meslek liselerine birleşebilirdi. Ancak hiçbir hükümet doğacak siyasi durumu göze alıp böyle bir birleştirmeyi yapmaz. Aslında başbakanın Araplarda ortaya çıkan laiklik sevgisi bu hükümetin de din öğretimi genel müdürlüğünü meslek liseleriyle birleştirmek isteyeceği sonucunu doğuruyor ama dediğim gibi biraz zor cesaret edilebilecek bir konu. Bir de yeni kurulan birimlerin isimleri kapitalizme uydurulmuş, “insan kaynakları genel müdürlüğü” gibi.

Talim terbiye hemen hemen her dönem iktidarların dümen suyuna göre iş yapmıştır. Tıpkı HSYK da olduğu gibi bunlarda tamamen kendilerine bağımlı bir müfredat arzusunu bu şekilde ortaya çıkarmışlar.

Müsteşardan başlayarak il müdürüne kadar yöneticilerin görevden alınıp “gerekirse” özel sektörden alınabilmesi devlette diğer alanlarda da başbakanın daha önce ifade ettiği hükümetlerle gelen hükümetlerle giden kadro isteğinin yansıması şeklinde oluşmuş. Başkanlık sistemlerinde uygulanan bu yöntem sanırım bir ön hazırlık.

Müfettiş-denetmen değişiminde ise gözüme çarpan en önemli değişiklik yeni adıyla il denetmen ve denetmen yarımcılarının sadece ilköğretimleri değil tüm örgün ve yaygın eğitim kurumlarını denetleme yetkisi almış olmaları. Ayrıca “gizli” belgelere ulaşabilir ibaresi denetmenlerin rehberlikten çok soruşturma ağırlıklı hizmet vereceklerini gösteriyor. Zaten sicil amirliğinden çıkarılmışlardı, şimdi tamamen soruşturma ağırlıklı çalışacakları ortaya çıkıyor.

Son olarak ders ücreti ile ilgili düzenleme bakanlıkça öyle bir anlatılıyor ki “öğretmenden başkasına ek ders ücreti yok” diye. Sanırsınız öğretmene iyilik yapıyorlar. Ek ders ücreti bizim için en olumsuz ödemelerden birisidir. Tamamı vergi matrahına girdiğinden hemen hemen bütün öğretmenler mayıs haziran aylarında yüzdelik dilim artışına girerler. Yüzdelik dilim artışında ise maaşın tamamından yüzde beş daha fazla kesinti olur. Aldığımızdan daha fazlasını vergi olarak geri öderiz. Yıllardan beri katsayıya dahil edilmesi gerektiğini ifade ediyoruz ve doğrusu da budur. Aslında öğretmenden diğer kadrolara- yapılacak düzenleme katsayı üzerinden olursa- iyilik bize kötülük yapılmış olacak.

Artık kapitalizmin tam uygulayıcısı olmaya doğru “usta” adımlarla giden hükümete karşı forumlarda karşı söz söyleyerek bir yere varamayız. Örgütlü mücadele hatlarında yer alıp safınızı doğru belirlemelisiniz. Yandaşla, sarı sendikayla bunlara dur diyemeyiz.

Son 8-10 yıldır kazanım değil hep kayıplarla ilgili yorum yapıyoruz. Emek dünyası bunun farkına varmalı ve emekçiler bir an önce doğru mücadele hattını örmelidir.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: KHK / MEB / MEB Teşkilat Yasası /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.