Kongre Hareketi ve Programı – (Ahmet Tonak)

E.Ahmet Tonak - 24 Eylül 2011 - Teorik Tartışmalar / Türkiye / Türkiye Solu / Ulusal Sorun

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Kongre Hareketi ve Programı

Son gelişmeler dikkate alınırsa, nereden baktığımıza bağlı olarak, içinde bulunduğumuz koşulların Kongre Hareketi’nin kimilerine artık manasız gelebileceğini biliyorum.  Bu görüşe katılmadığım gibi, şahsen hâlâ Kongre Hareketi’ni son derece anlamlı bulanlardanım.  O yüzden de hareketin oluşum safhalarını yakından izlemeye çalışıyorum.

Bu meyanda, geçen hafta  çağrılı oduğum ve ağırlıklı olarak  Kongre Girişimi Program Çerçeve Metni adlı taslağın (http://bit.ly/qCi6QI) tartışıldığı bir toplantıya katıldım.  Taslak 4 sayfalık, 36 maddeli bir metin.  Daha önceki metinler, toplantılar ve komisyon çalışmaları dikkate alınarak ile oluşturulmuş bu taslak son şeklini 15-16 Ekim’de Ankara’da yapılacak Kongre toplantısı ile alacak.

Kongre Hareketi niye önemlidir?  Katıldığım toplantıda da dile getirilen şu tespite katılmamak mümkün değil:  dünya devrimci hareketlerinin tarihinde ilk defa bir ülke sınırları içinde ulusal bazda devrimci bir azınlık hareketi o ülkenin devrimci dönüşümü için çoğunluğun göreli olarak daha cılız devrimcilerini ortak davranmaya çağırıyor.  Bu çağrıyı anlamlı kılan üç konjonktürel faktör var.  İlki, kızışan savaş ortamı içinde onurlu bir barışın aciliyeti.  İkincisi, dünya kapitalizminin nasıl aşabileceğini bilemediği ve 1930’lardan beri yaşamadığı derinlik ve ölçekte küresel bir ekonomik kriz içinde debelenmesi.  Üçüncü faktör ise, hareketin bileşenlerinin gerek örgütsel gerek kişiler bazında çeşitliliği ve kapsayıcılığı.

Hem mesleki deformasyonum (iktisatçılık) hem de ideolojik  formasyonum (klasik Marksist) yüzünden taslağın özellikle Emek Mücadelesi bölümüne odaklandım.  Bu bölüm 21., 22. ve 23. maddelerden oluşuyor.  Bu maddelere ilişkin ilk  gözüme çarpan şu oldu:

Bu maddelerde 8 cümle var; 4’ü “mücadele eder,” 1’i  “mücadeleyi destekler,” 1’i “yanında yer alır,”  1’i “çaba gösterir” ile bitiyor. 22. maddedeki tek cümle ise “..mücadele eden Kongremiz insanın insana kulluğunun son bulacağı sömürüsüz bir düzeni amaçlar” şeklinde.

Bu durum, yani sorunlara somut alternatifler önermek yerine, varoluş tarzını sürekli mücadele, uğraşma, çabalama olarak formüle ediş,  büyük ölçüde taslağın geri kalanında da gözlemleniyor.  Metnin taslak olması, programın kendisi olmaması itibariyle bir ölçüde anlaşılabilecek olan bu  durum, bence bir sıkıntının ya da yetersizliğin semptomatik dışa vurumudur.

Şunu da eklemem gerekiyor: taslakta ekonomi ve kriz sözcükleri hiç geçmediği gibi, küresel kelimesi ekoloji bağlamında, ekonomik  kelimesi ise 3 kez ve yıllardır hep birlikte kullanılmasına gereksiz aşırı özen gösterilen “ekonomik, siyasal…” veya  “ekonomik, sosyal…” türü klişe ibarelerde kullanılmış.

Varolanı eleştirerek onun yerine yepyeni bir düzen kurmaya (devrimciliğe) girişen siyasi hareketlerin programında üç ana unsur esastır.  Durum tespiti, A noktası diyelim; varılmak istenen yer, B noktası; ve ikisi arasındaki yolculuğun safhaları.

Emek Mücadelesi bölümünde “mücadele edilecek” şeyler aracılığıyla aslında dolaylı tarzda, kısmen bir durum tespiti yapılıyor, A noktasının ne menem bir şey olduğu sezdiriliyor: yolsuzluk, talan, gelir dağılımındaki uçurum vs. dile getirilmiş.

Aynı şeyi bir ölçüde varılmak istenen yer, B noktası için de söyleyebiliriz:  “kapitalizme karşı….mücadele eder” ibaresinin dışında “mücadele edilen” şeyler aracılığıyla, o şeylerin olmadığı bir durumun arzulandığı söylenmiş oluyor: “insan çalıştırmanın güvencesiz ve sigortasız, güvensiz ve sağlıksız ortamlarda” olmaması gibi.  Bunların ve bu bölümdeki diğer karşı çıkılan hususların tedavisinin kapitalizm içinde ne ölçüde gerçekleştirilebileceği metinde belirsiz olmakla birlikte, 22. maddede belirtilen “sömürüsüz bir düzen” ifadesinden nihai amacın kapitalizm sonrası bir şey olduğu ima edilmiş.

Şu andaki durum ile varılması amaçlanan durum arasında “mücadele etme”nin dışında yapılacaklar, enerjinin teksif edileceği öncelikli alanlar, politika önerileri vs. taslak’ta belirsiz.  Yukarda da söyldiğim gibi “mücadele eder” ibaresinin bu kadar çok tekrarı sanki bu belirsizliği aşamamanın ifadesi gibi.

Taslakta, sadece 20. maddede geçen Demokratik Özerkliğin “Türkiye’nin demokratikleşmesinde, halkların özgür ve gönüllü birliğinde önemli bir rol oynayacağı..” savunulmuş.  O zaman, Demokratik Özerklik anlayışının açıklandığı metinlerdeki ekonomi,  kalkınma vb. konular üzerindeki görüşler ile programın bir ara yüzleşmesi kaçınılmazlaşıyor.  Bu kaçınılmaz yüzleşmenin bazı potansiyel tartışmalara yol açacağı açık.

Demokratik Özerklik metinlerindeki ekonomik modelin  oldukça komünal, fazlasıyla yerel, katılımın her derde deva olduğunu varsayan bir zihniyete dayandığını düşünüyorum.  Bir bakıma bu zihniyetin yol açtığını sandığım bir sonuç da teknoloji, verimlilik gibi modern toplumun göz ardı edemeyeceği alanların es geçilmesi.    Keza, yılların baskıcı, otoriter merkezi devletine duyulan haklı tepkinin bir sonucu olarak planlama, kaynak ve enformasyon kontrol ve dağılımı da sözkonusu modelde ihmal edilebiliyor.  Bu da, yerel birimlerin birbirleriyle ulusal ölçekte ilişkilendiriliş biçimleri ile kalkınma/gelişme hedefleri bakımından sağlayabileceği imkanların gündem dışı sayılmasına yol açıyor.

Kısacası, “yetmez, ama evet”çi gibi gözükme riskini alarak, Kongre Hareketi’ni gerekli, ama programı itibariyle yetersiz bulduğumu söylemek istiyorum.

BirGün

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Kongre Hareketi /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.