“AKP-Türk-İş İttifakı, 1 Mayıs’ı ve TEKEL İşçilerini Yargılıyor… Geçit Vermeyelim!”

Kaya İlhan - 27 Eylül 2011 - İşçi Gündemi / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

1 Mayıs 2010 mitinginde kürsüye işçilerin çıkması yargıya taşındı. Metin Arslan’ın da içinde olduğu iki TEKEL işçisinin yargılanması bugün başladı. Gelişmeleri kamuoyuna duyurmak ve TÜRK İŞ ile AKP hükümetinin işbirliğini teşhir etmek isteyen çeşitli işkollarından işçi temsilcileri Çağlayan’daki “Adalet Sarayı”nın önünde bir basın açıklaması yaptı.

Yargılamanın gerçekleştiği “saray” çok görkemliydi, buna karşılık “adalet” tecelli edecek miydi?

Bir fikir vermesi bakımından yaşanan bir anı aktarmak istiyoruz:

Kapıda bekleyen özel güvenlik görevlisi içeri girmek isteyenleri söyle uyarıyordu; ” vatandaşlar” yan kapıdan girsinler!

Bir hakim ya da savcı ile işçi eşit olabilirler mi?

Ya sendika bürokratı ile bir işçi?

Duruşma, hakim mazeret olduğu için ve komisyon hakim atamadığı için ileri bir tarihe ertelendi.

İlgili basın açıklaması metni aşağıdadır:

AKP-Türk-İş İttifakı, 1 Mayıs’ı ve TEKEL İşçilerini Yargılıyor… Geçit Vermeyelim!

Değerli Basın,

AKP hükümetiyle işbirliği yaparak işçi sınıfının haklarında kayıplara yol açan Türk-İş yönetimi ve Mustafa Kumlu işbaşında. Mustafa Kumlu, 1 Mayıs 2010 Taksim mitinginde işçilere kürsüden söz hakkı vermemişti. TEKEL, İSKİ, İtfaiye işçileri basın açıklamalarını okumak üzere kürsüye çıktıklarında ise, kürsüden atlayıp kaçmıştı. Mustafa Kumlu ve korumaları kürsüden kaçarken Atatürk Kültür Merkezinin (AKM) camlarını kırarak içine sığındılar.

Cam çerçeve aşağı inince, Kültür ve Turizm Bakanlığı Maliye Bakanlığına yazı yazdı ve istihkak talep etti. Bu talep camı kırana ödetilmek üzere Kumlu’dan talep edildi. Kumlu da para ödememek için, 1 Mayıs 2010’da kürsüye çıkan onlarca işçi ve sendika yöneticisinden sadece ikisinin adını verdi. Şimdi iki TEKEL işçisi, Metin Arslan ve Yüksel Yapar “zorla sendikal faaliyeti engellemek, görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme, inanç düşünce ve kanaat hürriyetini engellemekle” yargılanıyor.

“AKM camlarını kırmak” gibi işçilerin hiçbir sorumluluğunun olmadığı bir konuyla ilgili soruşturmanın dönüp dolaşıp işçilerin yargılamasıyla sonuçlanması, insana pes dedirtiyor. Sendika bürokratlarıyla hükümetin işbirliğini en açık biçimde gözler önüne seriyor.

Türk-İş Genel Merkezinin ve hükümetin, TEKEL işçilerine yönelik hazımsızlığını ve öfkesini bütün kamuoyu biliyor. hükümetin de Taksim meydanını işçilere vermek istemediğini biliyoruz. Yıllarca süren mücadeleler sayesinde ve 2010 yılındaki TEKEL işçilerinin eylemleri nedeniyle 1 Mayıs alanı mücadele edilerek kazanılmıştır.

Bu dava 1 Mayıs’ın devrimci içeriğinin, Taksim Meydanının kazanılması için yıllarca verilen mücadelelerin “cam kırıklarının parası” vesilesiyle yeniden yargılanmasıdır. Buna izin vermeyeceğiz.

Bu davayı hükümetle işbirliği yapan sendika ağalarının yargılandığı bir davaya dönüştüreceğiz.

Çünkü, 1 Mayıs 2010 mitingi işçilerin kürsüye çıkmasıyla gerçek sahiplerine kavuşmuştu. Eğer TEKEL işçileri Ankara direnişlerini Taksim 1 Mayıs kürsüsüne taşımamış olsaydı, Taksim’de 1 Mayıs mitingi yapılması için yıllarca yürütülen mücadelenin zaferine sendika ağaları konacaktı.

2010 1 Mayıs’ında kürsüden sendika bürokratlarının bir kesimini silip süpüren TEKEL, İSKİ, İtfaiye işçileri işçi sınıfının duygularını temsil ediyordu. 2010 yılı 1 Mayısına da rengini veren kürsüdeki işçiler oldu. 2011 1 Mayısında da hiçbir sendikacı kürsüden söz alamadı, bu yılki 1 Mayıs’ta Casper Bilgisayar işçileri sözlerini söylediler.

Değerli Basın,

İşçi sınıfı sendika bürokrasisinden çok çekmiştir. Sendika ağaları hükümet ve patronlarla birleşerek çok işçi canı yakmıştır. Milyonlarca işsiz, sendikasız işçi varsa, güvencesiz, esnek çalışma, taşeronlaşma, iş cinayetleri yaşanıyorsa, 4-C denilen kölelik düzeni geçerliyse; bunun en önemli nedenlerinden biri sendika yönetimlerine çöreklenen bürokratların hükümet ve patronlarla işbirliği içine girmiş olmalarıdır.

Bizler, Türk-İş başta olmak üzere sendikaların tümüne çeşitli seviyelerde sirayet etmiş olan bürokratikleşmeye karşı tabandan mücadele etmekte kararlı olan işçiler olarak, hükümetin ve sermayenin dayatmalarına karşı direnebilmek için sendika bürokrasisini aşmak gerektiğine inanıyoruz. Sendikaları yeniden şeffaf, demokratik bir biçimde örgütlemek için kollarımızı sıvadık.

Şunu da hatırlatmak istiyoruz: 1 Mayıs 2010’da kürsüye işçilerin çıkmasını kınayan örgütler arasında DİSK ve KESK de vardı. O gün, işçilerin değil Türk-İş bürokrasisinin yanında yer aldılar. Onlar için de yeniden tavır alma zamanıdır: DİSK ve KESK’e buradan soruyoruz: Bu davada yerinizi seçin: Yargı kürsünün hangi tarafında yer aldığınızı açıklayın!

Değerli Basın,

Haksız bir soruşturma sonucunda yargılanan işçiler, işçi sınıfının haklı davasının takipçileridir. Onlarıı savunmak 1 Mayıs’ı, işçilerin devrimci çıkarlarını, Taksim Meydanını savunmak demektir; AKP hükümetine, sendika bürokratlarına karşı mücadele anlamına gelir. Bu nedenle davanın takipçisiyiz, bu davaya müdahiliz ve yargılanan değil, yargılayan olmak için buradayız!

Pir Sultan Abdal Derneği İstanbul Şubeleri,

TEKEL işçileri,

Sivil Havacılık, Deri, Tekstil, Belediye,Gıda, Plastik, Metal

Büro, Eğitim işkollarından temsilci ve işçiler

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 1 Mayıs 2010 /

Comments

  1. Bu Ne? Perhiz.Bu Ne? Lahana Turşusu diyor ki:

    TEKEL işçileri, Türkel’i Türk-İş’e şikâyet etti

    Yumurtalı eylemle protesto ettikleri sendikaları Tekgıda-İş Genel Başkanı Mustafa Türkel ve korumalarının saldırısına maruz kalan TEKEL işçileri, Türkel ve sendika yönetimini konfederasyonları Türk-İş’e şikayet etti.

    Tekgıda-İş Genel merkezi önünde 57 gündür eylemde olan 6 TEKEL işçisi, 24 Kasım’da yumurtalı eylemde bulundukları Genel Başkan Mustafa Türkel ve sendika yönetimi hakkında sendikal işlem başlatılması talebiyle Türk-İş İstanbul 1. Bölge Temsilciliği’ne gelerek şikâyette bulundu.

    İşçiler, şikâyet için Beyoğlu Gümüşsuyu’nda bulunan temsilcilik binası önünde polis ile karşılaştı. Bina önünde işçiler adına açıklamada bulunan TEKEL işçisi Metin Arslan, sendikaların görevinin işçilerine saldırmak ve hakaret etmek olmadığını, tam tersine işçilerin haklarını korumak olduğunu söyledi. Arslan, “Mustafa Türkel’in ve sendikanın bizi rencide edecek açıklamaları oldu. Biz bu gün sendika ve Mustafa Türkel’in bize yaptığı saldırı hakkında görüşüp gereken soruşturmanın başlatılmasın talep edeceğiz” dedi. Açıklamanın ardından TEKEL işçileri, hazırladıkları şikâyet dilekçesini Türk-İş Bölge Başkanlığı’na teslim etmek için binaya girdi. İçerde Türk-İş İstanbul 1. Bölge Temsilcisi Faruk Büyükkucak ile yaklaşık bir saat süren bir görüşme gerçekleştiren işçiler, daha sonra Büyükkucak ile birlikte dışarıya çıktı…

    NOT:

    Ah Güzel Arkadaşlarım Ah!!!Siz Neler Yapıyorsunuz anlamakta güçlük çekiyorum.
    Mustafa Türkel i savunacak değilim:Yukarıdaki paylaşımım 29 Kasım 2010,Pazartesi günü haber yapılmıştır.Bu haberde gördüğüm TÜRK İŞ Genel Merkezine Yanı MUSTAFA KUMLU ya Mustafa Türkel’i (TGİS Yönetimini) şikayet ediyorsunuz.Mustafa Türkel TÜRK İŞ Yönetiminden TEKEL direnişine takoz koyan Mustafa Kumlu Başkanlığını pretesto ederek istifa etmiş bir kişi.Peki Siz 1 MAYIS 2010’da Kürsüden Kovaladığınız Mustafa Kumlu ya 29 KASIM 2010’da ‘medet ya Kumlu’ diyerek sarılmak talebi ile,bu şikayeti yaparken ne umuyordunuz.

    EMEK EN YÜCE DEĞERDİR

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.