Beyaz Yakalılara Bipolar (*) Duygu Durumu Bozukluğu Teşhisi

N. Cemal - 4 Ekim 2011 - İşçi Gündemi / Teorik Tartışmalar / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Beyaz Yakalılara Bipolar (*) Duygu Durumu Bozukluğu Teşhisi

Plaza Eylem Platformu ve Çağrı Merkezi Çalışanları Derneği tarafından 1 Ekim 2011 cumartesi günü saat 14:00’te Makine Mühendisleri Odası’nda, 80 kişilik bir katılımla “Boşuna mı okuduk” söyleşisi gerçekleştirildi. Tanıl Bora’nın kaleme aldığı aynı adı taşıyan kitapla ilgili sunuştan sonra sorular ve söyleşi bölümüne geçildi.

Hangi Düğmeye Basılacağı Önemli Mi?

Tanıl Bora’nın sunumu yaşanmış mizahi örneklerle süslenerek başladı. Bora, klasik bir askerlik hikayesi anlattı: Askere gelenler bir araya toplanmış ve meslek gruplarına göre ayrıştırılmışlar. Mühendisler içinden en lisanslısı ve CV’si en şişkin olanı komutan tarafından seçilerek bir kenara ayrılmış. “Bundan böyle kantindeki televizyonun düğmesine sen basacaksın, sen açıp kapayacaksın” denmiş. Her anlatıldığında olduğu gibi yine gülüşmelerle karşılanan esprili örneğin, katılımcılar açısından bir kara mizah niteliği taşıdığı açıktı…

Vasıfların Değersizleştirilmesi

“Sosyal kapitalizm döneminde diploma seçkinliğin bir ifadesiydi” diyen Tanıl Bora, değersizleştirmeye vurgu yaptı ve “vasıfların değersizleştirilmesini” işledi. Söyleşi bölümünde esprili örneğe ve vurguya geri dönen bir katılımcı tarafından şu soru soruldu; “Askere giden o mühendise televizyonun değil de bir füzenin düğmesine basması söylenseydi ne olurdu?” Tanıl Bora bu soruya “mesleğine uygun bir görev olurdu” niteliğinde cevap vermiş olsa da, tartışmanın seyrinin “iş bölümü” sorgulamasına kayması engellenemedi. “Yaptığımız işin niteliği” ve “çalıştığımız şirketlerin işlevi” gibi sorgulamalar ve vurgular ise Tanıl Bora’nın, “biz makro bakıyoruz, o yanı da mikrocuların işi olsun” esprisiyle noktalandı…

Vasıf Şişirme Yarışmaları

Değersizleştirilme süreci karşısında beyaz yakalıların yaygın bir vasıf ve CV şişirme çabasına girdiğine değinen Tanıl Bora, “yetersizim duygusunun” ve “rekabet savaşlarının” altını çizdi…

Sınıfsal Onursuzlaştırma

Vasıfların değersizleştirilmesi olgusuna emek hareketi ve işçi sınıfı mücadelesi temelinde bakılmalıdır diyen Tanıl Bora’ya göre, “Bu bir sınıfsal onursuzlaştırmadır.” Konuya dair verdiği örnekte ise tekstil işçileri ve Türk-İş kampanyası vardı; “Beğenmediğimiz ve eleştirdiğimiz o Türk-İş’in bir kampanyası ve kampanya sloganı vardı. ‘İşçi Kardeş Üstünü Aratma! Sendikana Bildir!’ diyor ve tekstil işçilerinin işyerinden birkaç parça çaput çalacağı yargısına karşı duruyordu. Çünkü bu sınıfsal bir onursuzlaştırmaydı…”

İşçi Sınıfı ve Beyaz Yakalılar

“Alt sınıftan olanlar, emekçiler daha açık ve duygusal tepki veriyor” diyen Tanıl Bora’ya göre, “beyaz yakalılar çok cool.” İşçilerin, işten atılma karşısındaki duygusal tepki ve üzüntüsünün ağlamaya kadar vardığını ve açık ifade edildiğini vurgulayarak, “beyaz yakalılar işten atıldığını bile açıkça söylemezler” diyen Tanıl Bora, “beni işten attılar demek yerine, işten atma gündeme geldi gibi sıkıntılı cümleler kurarlar” diye vurguluyor. Bu aktarımlar ise salonda bulunanlar tarafından “kuyruğu dik tutma” ve “façayı bozmama” gibi ifadelerle destekleniyor…

Daha Az Ücreti Kabullenmek

Değersizleştirme ve sınıfsal onursuzlaştırma bahsinde salonda bulunanlardan biri tarafından şu değerlendirme yapıldı: “İşsizim. Değersizleştirmeyi kabul edersem daha düşük ücret almayı da kabul etmiş olurum…” Gelen yorum ve açıklamalar da bunun cevabı niteliğinde oldu: “Sermayenin yeniden üretilmesi sürecinde ücretlerin düşük tutulması amacıyla emek değersizleştiriliyor…”

Bilmekle Lanetlenmek

“Beyaz yakalılar bilmekle lanetlenmişlerdir” diyen Tanıl Bora, “bu bir duygu bozulumudur” teşhisinde bulunuyor…

Anneme İşçi Olduğumu Söyledim

Söyleşiye katılanlardan birine atıfta bulunularak annesi ile arasında geçen diyalog aktarıldı: “Anneme, ben de bir işçiyim dediğimde tepki gösterdi ve boşuna mı okuttuk biz seni dedi” diye başlayan diyalog da bütün beyaz yakalıların kendini bulduğu açık. Bu aktarımın ardından ise bir Boğaziçi mezununun sesli düşünceleri geldi: “Biz ayrı bir sınıf mıyız? Bu yönde tespitte bulunanlar da var…” Tanıl Bora, bir Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olarak Boğaziçi Üniversitesi mezunlarıyla olan klasik çekişmelere gönderme yaparak ortama espri kattı. Ardından da Marks’ın “soyut emek – somut emek” kavramlarını anlattı.

Ayrı Bir Sınıf Mı?

“Beyaz yakalılar ayrı bir sınıf mı?” tartışmasına Tanıl Bora “yanılsama” cevabı vererek avukatların durumundan örnekler verdi. Kendini işçi sınıfı statüsünde görmeme haline avukatlar cephesinden başka bir örnek daha verilerek konuya açıklık getirildi: “İstanbul Barosu seçimlerinde, vergi levhası olmayan ve kendine ait bürosu bulunmayan avukatların oy kullanmaması bile önerildi…”

Duygu Durumu İtirafları

“2000 yılında işsiz kaldım ve sokakta kendimden daha kötü birini görünce (mendil satan bir kadındı bu), ben de mi böyle olacağım diye kötü duygulara kapıldım” diyen bir duygu durumu bozukluğu itiraf edildi…

Yarış Başlıyor

“Neden daha yüksek bir not almadın diyen anne ile yarışa başlıyoruz. Mezuniyet, staj, sertifika programları vs ile devam ediyoruz. Bütün bunların arkasından gelen işsizlik gerçeği ise kabullenilemiyor” diyen bir katılımcı, “fizik mühendisi iken insan kaynaklarında çalışmak zorunda kaldım” diyor. Ona, “düşük ücretli bir banka memuru da ola bilirdin” diyenler oluyor…

Eski Solcu Müdürüm

“Seninle artık çalışmak istemiyoruz” demek için çağıran eski solcu müdüründen bahseden bir başkası şöyle devam ediyor; “Arkadaşımı çağırdığında ise ‘artık gençlerle çalışmak istiyoruz’ demiş. Arkadaşım da buna inanmış ve daha 32 yaşında. Depresyona girdi ve kendisini bu toplantıya getiremedim…”

Evi Tek Etti

Felsefe mezunu ve daha henüz 3 aylık işsiz bir beyaz yakalının depresyonu anlatılıyor; “Tedavi görüyor. Erkek arkadaşı ile birlikte aynı evde oturuyordu ve işsiz kalınca şu duygulara kapıldı: ‘İşsizim diye bulaşıkları sen yıka artık der mi?’ Bu düşünce sonucunda evden ayrıldı…”

İki Büklüm Erkekler?

Kadın-erkek iş bölümünün ve neye göre ölçüleceğinin tartışmaları içinde Tanıl Bora şunları söyledi; “İşsiz erkek daha çok ezikleşiyor. İki büklüm oluyor…”

İşçi Nedir?

Söyleşiye katılanların en önemli değerlendirmelerinden birisi de beyaz yakalılar ve işçiliğin reddi konusundaki örnekleriydi: “İnsan kaynakları eğitiminde ilk derse ‘işçi nedir?’ sorusuyla başlıyorum. Konuyu işliyorum ve sonunda da ‘siz işçi misiniz?’ diye soruyorum. Tabi ki ‘hayır’ diyor ve kabul etmiyorlar. ‘Biz büroda çalışıyoruz’, ‘üretimde değiliz ki’, ‘konumumuz yöneticilik’, ‘beyaz yakalıyız’ vs diyorlar ama biz işçiyiz demiyorlar. Bu yöntem ve sorular nedeniyle de ders için artık beni tercih etmiyorlar. Bu durumu ve kavramları sorgulamalıyız. İşçi sendikasıyız diyen sendikanın başındakiler patronlaşıyor ve kendi sendika çalışanını işten atıyor. Beyaz yakalıların konumuna benzer bir durum değil mi?” Konuşma sırasında salonda bulunan Uğur Doğan tanıtılıyor ve “arkadaş Tek Gıda-İş Sendikası tarafından işten atıldı ve sendika önünde direniyor” hatırlatması yapılıyor. Bunun üzerine konuşmacı, “Mustafa Türkel hakkında şimdi ne diyeceğiz ki?” diye soruyor…

“Boşuna mı okuduk” tartışmaları ve beyaz yakalılık toplantı arasında da hararetle konuşuluyordu. Plaza Eylem Platformu ve Çağrı Merkezi Çalışanları ise etkinlikten memnun görünüyorlardı.

* Bipolar: Türkçe’ye “iki kutuplu” olarak çevriliyor ve psikiyatride duygu durumu bozukluğu hastalığının adı olarak kullanılıyor.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: beyaz yakalılar /

Comments

  1. N.Cemal diyor ki:

    Düzeltme:
    “Tanıl Bora’nın kaleme aldığı aynı adı taşıyan kitap…” ifadesi, söyleşiye dair yaptığım Haber-Yorum’da eksik bir ibare olmuştur. Söz konusu kitap -Sol Defter’in söyleşiye çağrı ilanında da ifade edildiği gibi- Tanıl Bora ile birlikte Aksu Bora, İlknur Üstün ve Necmi Erdoğan’ın imzalarını da taşımaktadır. Mazeretlerini ileten diğer üç yazar söyleşiye katılamamış ve sadece Tanıl Bora yer almıştır. Bu nedenle de söyleşiyle ilgili olarak sadece Tanıl Bora’nın ismi belirtilmiştir…
    Düzeltir ve hassas uyarılarınız için teşekkür ederim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.