Bilgi Üniversitesi: Akademi mi, Ticarethane mi? Haksız ve hukuksuz işten çıkarılan akademisyenler yalnız değildir!

Sol Defter- Haber - 10 Ekim 2011 - İşçi Gündemi / Teorik Tartışmalar / Türkiye / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Bugün Çağlayan Adliyesi’nde ilk duruşması görülen ‘işe iade ve sendikal tazminat’ davasını izlemeye ve destek vermeye  gelen sendika ve meslek örgütleri adına yapılan destek basın açıklaması aşağıdadır.

Dava dilekçesine Bilgi Üniversitesi Yönetim Kurulu avukatlarının cevabı mahkemeye duruşmada sunuldu. Tanık ve delillerin gösterilmesi için sonraki duruşma 14 Kasım’da saat 14.00’de görülecek.

Basına ve Kamuoyuna

Bilgi Üniversitesi: Akademi mi, Ticarethane mi?

Haksız ve hukuksuz işten çıkarılan akademisyenler yalnız değildir!

Değerli Basın Emekçileri,

Bilgi Üniversitesi, bir vakıf üniversitesi. Kâğıt üzerinde kar amacı gütmemesi gereken bir eğitim kuruluşu. Parlak bir akademi olarak 1996 yılında yola çıktı. Ancak bugün itibarıyla kar amaçlı bir ticarethane olma yolunda hızla ilerliyor.

Evet, üniversite 1996 yılında ünlü 900’lü hatlardan kazanılan parayla Kuştepe’de kurulmuştu. Kısa zamanda ise özgün bir akademi deneyimine evrildi. Bilgi, Dolapdere kampüsunun ardından Enerji Bakanlığı’ndan uzun süreliğine kiralanan Silahtarağa Elektrik Santrali binasını üçüncü kampüsüne dönüştürmek için büyük bir projenin altına girdi. Plansızlık nedeniyle mali krize girdi.

Üniversitenin sahipleri 2005 yılında dünyanın ikinci büyük uluslararası kar amaçlı üniversite şirketi olan Laureate Education Incorporated’dan borç aldı.  Kar amaçlı işletilmesi yasak olan bu vakıf üniversitesinin, kar amaçlı yabancı şirketle girdiği alış-veriş ilişkisi, seneler süren hukuki itilaflara yol açtı ve sonunda Laureate Şirketi Bilgi Üniversitesi’ni 2009 yılında tamamen yuttu.

Çalışanlarının emeği ve belleği ile senelerdir biriktirdiği ‘akademi ve üniversite’ vasıfları, şimdi teker teker ve bir ‘işletmeci akademisyen’ yeni yönetici elit eliyle dönüştürüyor. Bilgi artık, herhangi bir kar amaçlı kurumun vasat ve anonim ‘performans, vizyon, kar, zarar, müşteri, vitrin, mükemmeliyet merkezi’ gibi kavramlarıyla işliyor. Genç akademisyenleri on aylık idari sözleşmelerle güvencesizliğin şahikasında istihdam ediliyor. İç iletişimi sansüre uğruyor. Bunlara ses çıkaranlar ve eski güvenceli kadrolara sahip olan genç akademisyenler sudan bahanelerle Bilgi’den atılıyor.

Oysa ki Bilgi, büyük bir reklam ve umutla bir araya getirilen akademisyen birikimiyle, öğrenci-öğretim üyesi ilişkileri ve kampus düzeniyle farklı bir kurumdu. Ancak kuruluşunun on beşinci yılında çalışanlarının kapı dışarı edilmesine yol açan ticari bir müessese haline dönüştürülürken, ifade özgürlüğü, bölümlerin özerkliği, genç biliminsanı yetiştirme misyonu gibi tüm akademik niteliklerinin altı oyuldu.

Vakıf kisvesinde işleyen Şirket, ‘kar getirmeyen’ Türkçe, Felsefe, Bilgisayar Teorisi, Ekonomi Politik, Tarih gibi bölümleri, ya kapattı ya da kadrosuz veya kontenjansız bıraktı. ‘Müşteri memnuniyeti’, öğrenci niteliği kavramının yerini aldı.

Değerli Basın Emekçileri,

Bilgi çalışanları, akademiyi ve iş güvencelerini savunmak üzere 2009 senesinde sendikalaşmaya karar verdiler. Güvenlik görevlisinden öğretim üyesine kadar farklı mesleklerden çalışanlar  örgütlenmeye başlamışlardı. Bu bir vakıf üniversitesinde gerçekleştirilen ilk sendikal örgütlenme deneyimidir.

Üniversite yönetimi bu anayasal hakka saygı duyduğunu söylese de pratikte yaptıklarıyla anti demokratik bir tutum sergiledi. Mail attı diye işten çıkarılan bir öğretim üyesini, işten çıkarılan üç işçi, daha sonra öğretim görevlisi Chris Stephenson  hakkında açılan 12 Eylül döneminden kalma yönetmeliklere dayanarak açılan bir soruşturma izledi. Bilgi çalışanlarına idari amirler tarafından açık açık “Sendika mı, İş mi?” soruları soruldu. Yılgınlık göstermeyen ve birbirine ve anayasal haklarına sahip çıkan çalışanlar öğrencilerin de desteğiyle kampüs içinde birçok protesto gösterisi gerçekleştirdi. Son mezuniyet töreninde ise mezun olan öğrenciler Rektör konuşma yapmak üzere kürsüye çıktığında açtıkları pankart ve sürekli alkışlarla işten çıkarmaları protesto edip hocalarına yapılan baskıları kınadılar. Üniversite yönetimi bu tepkileri demokratik hak olarak gördüğünü ifade etse de yılsonunda akademik personelden onlarcasını işten çıkarmaktan geri kalmadı.

Değerli Basın Emekçileri,

Müstakbel YÖK Yasası ile kar amaçlı şirketlerin ‘üniversitecilik işine’ yatırım yapabilmesinin önü açılacağa benziyor. Bu yüzden Türkiye’deki bu ilk ‘kar amaçlı üniversite şirketinin’ nasıl bir üniversite yarattığını ve bilim insanları, üniversite çalışanları ve öğrencileri için nasıl yaşam koşulları sağladığını dikkatlice takip etmek gerekiyor.

Türkiye’de vakıf üniversitesinde sendikal örgütlülük açısından bir ilk olan Bilgi Üniversitesi örgütlenmesi, işe iade ve sendikal tazminat davasıyla da bir ilk olacak. Dava açan Beril Sönmez, Fırat Kaya, Aslı Odman, Gökçe Öcal, Göktürk Uyan, Hale Akay, Reyda Ergün, Oya Cesur Demir, Bahar Fırat arkadaşlarımızla dayanışma içindeyiz. Bilgi Üniversitesi çalışanı akademisyen arkadaşlarımızın haklı davalarında yanlarındayız.

Atılan akademisyenler geri alınsın! (10.10.2011)

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Bilgi Üniversitesi / İşten çıkarma /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.