Hiçbir Direniş Boşa Gitmez!

N. Cemal - 11 Ekim 2011 - İşçi Gündemi / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Hiçbir Direniş Boşa Gitmez!

Taşeron İşçileri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (Taş-İş-Der) kurucu üyelerinden Orhan Atacan ve Güzide Atacan ile dernek ve mücadeleleri üzerine söyleştik.

-Taş-İş-Der’in amaçları ve gerçekleştirdiği etkinlikleri anlatır mısınız?

Güzide: Dernek, taşeron işçilerinin haklarını elde edebilmek için 2009 yılında kuruldu. Orhan’la birlikte, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nin yemekhanesinde çalışıyorduk. Derneğin ilk üyelerindeniz. Orhan kurucu üye ve şu anda da yönetim kurulunda. Taş-İş-Der, Çapa ve Cerrahpaşa hastanelerinin taşeron işçileri üzerinden kuruldu. Temizlik, yemekhane, hasta bakıcı, hemşire, laborant gibi, hizmet alımıyla gelen taşeron şirket işçileri ağırlıktaydı.

Orhan: Öncelikli alanımız Çapa hastanesi oldu. Somut kazanımlar elde etmemiz, varlığımızı göstermemiz gerekiyordu. Bunu Çapa’da başardık. Çapa yemekhanesinde taşeron şirket tarafından et çalınıyordu ve arkadaşlarımız bunu gördüler. Taşeron şirket Damgacıoğulları tarafından olayın üstü örtülmek istendi ve arkadaşlarımıza sus payı vermeye kalktılar. Taahhüt bile hazırladılar, elimizde örneği var. Arkadaşlarımız itiraz etti. Bunun üzerine 6 arkadaşımız taşeron şirketçe işten atıldı. Taş-İş-Der olarak Çapa’da yapacağımız basın açıklamasına Cerrahpaşa’dan geldik. Kitlesel ve etkili bir basın açıklaması yaptık. On gün sonra, Cerrahpaşa’dan beni, Güzide ve Mine arkadaşımızı işten attılar. Sebep; işten atılan arkadaşlarımızla dayanışmamız ve basın açıklamasına katılmamızdı.

Güzide: İşten atılınca oturma eylemi kararı aldık. Çapa’dan atılan 6 arkadaşla birlikte, Çapa monoblok binası önünde direnişe başladık. Dernek yönetiminden bazı arkadaşlarımız bile oturma eylemi kararımıza karşı çıktı. Doğru olmayacağını, derneğe zarar vereceğini söylediler. “Kendinize yeni bir iş bakın” gibi sözler ettiler. O süreçte bazı arkadaşlarımız bile, direnerek bir hak elde edilebileceğine inanmıyorlardı.

Orhan: Arkadaşlara dernek tüzüğünü hatırlattım ve direnişte kararlıyız dedim. Yaklaşık 1 ay hastane bahçesinde oturma eylemi yaptık. Cerrahpaşa’dan dekan görüşmeye çağırdı. Gittik, görüştük. Üçümüzü de hastabakıcı olarak yeniden işe aldılar. İşe başlatılmış olmamız, mücadele etmenin önemini herkese gösterdi. Hiçbir direniş boşa gitmez!

– Taş-İş-Der ne tür kazanımlar elde etti?

Güzide: Kendi örneğimizden hareketle; atılanların geri alınması ve derneğin muhatap alınması ilk kazanımımız. Yıllık izin kullandırmıyorlardı; mücadelemiz sonucunda artık yıllık izin hakkımızı kullanıyoruz. Fazla mesai ücreti yoktu; mesai farklarını almaya başladık. Çalışma saatlerine yasal sınır getirilmeye başlandı. İşten atmalar zorlaştı. İstanbul Üniversitesi’nin rektörlük belgelerinde bile derneğin adı geçiyor.

Orhan: Rektörlük belgesinde, yıllık izinler konusunda “Taş-İş Der’in talebi doğrultusunda gereğinin yapılması” deniyor. Hastane yönetimi toplantılarımız için salon veriyor artık. Beyazıt’taki ihale müdürünü görevden aldırdık; müdürün ihalelere fesat karıştırdığı, bizim kurcalamamız üzerine ortaya çıktı.

– Derneğin kaç üyesi var? Nerelerde örgütlü?

Orhan: Çapa ve Cerrahpaşa ağırlıklı, bin 300 civarında üyemiz var.

Güzide: Örgütlenme ağımızı genişletiyoruz. Haseki, Samatya ve Osmaniye hastanelerinde örgütlenme atağına başladık. Taşeron işçileri yoğun ilgi gösteriyor.

– Niye sendikada değil de dernekte örgütlendiniz? Çalışmalarınızda ne gibi farklar var?

Orhan: Önce sendikalara başvurduk. 4 pilot isim seçtik, arkadaşlar sendika üyeliğine başvurdular. Sendikalardan ret cevabı aldık. Taşeron işçisi olduğumuz için üye olamayacağımız söylendi. Dernekle mücadele etme kararı aldık. Amaç; güvencesiz taşeron işçilerinin haklarını korumak, işten çıkarıldıklarında maddi-manevi destek sunmak.

Güzide: Temel farkımız; yasal haklarımız olan ama kullandırılmayan hakları elde edebilmek için çalışma yapmak. Arkadaşlarımız, haklarının farkında bile değildi. Haklarımızı mücadele ile kullanmaya başlayabileceğimizi biliyorduk.

Orhan: Önce kazanılmış haklarımızı kullanabilmeyi sağlamalıyız. Sonrasında ise yeni haklar kazanmak için mücadele edeceğiz.

– Derneğinizin iç işleyişi hakkına neler söyleyeceksiniz?

Orhan: Yönetimde, konuşarak karar alınıyor. Dernek yöneticileri ve aktif üyeler eşit konumda. Yöneticilik hiçbir ayrıcalık getirmez, getirmemeli de. Mücadele sürecinde de gördük ki; üye sayısındaki artış ve ilgi odağı olmamız bazı iktidar hırslarını da açığa çıkarıyor. Ayrıcalığa yer yok. Eşitlik temel olmalı. Dernek bütün işçilerindir. Yöneticilik sadece maddi değil, manevi rant veya kariyer aracı da olmamalı. Bunları yönetici sıfatıyla ve dernek adına değil, derneğin bir üyesi olarak söylüyorum.

– Derneğin gündeminde şu anda neler var?

Güzide: 2009 yılında bir müfettiş raporu çıktı; Taşeron işçilerinin haklarının yendiği belirlendi. 2010 yılında gelen müfettişin raporunda ise, önceki raporun uygulanmadığı belirtildi. Raporda, taşeron işçilerinin kadrolu çalışması gerektiği vurgulanıyor. Bu rapor üzerine dekanlık, personel için ayrı bir bölüm kurmak durumunda kaldı. Ama bu bile çok yetersiz.

Orhan: Yakın tarihte dekanlık internet sitesinde kadroya geçmek için bir ilan yayınlandı. İlan kısa bir süre sonra kaldırıldı. Görüp, başvurabilen taşeron işçilerinden sadece hemşire, anestezi teknikeri, tıbbi sekreter olarak çalışanların formları alındı. Hasta bakıcıların, temizlikçilerin, yemekhanecilerin, güvenlikçilerin başvuruları reddedildi. Taşeron işçilerinin arasında bile çifte standart uyguluyorlar. Mücadele edeceğiniz işlerden birisi bu olacak. Kadrolu çalışmak istiyoruz, taşerona son diyoruz.

Güzide: En kötü kadrolu çalışma bile, en iyi taşeron işçiliğinden iyidir. En iyi taşeron tarihin çöplüğüne gömülmüş taşerondur!

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: TAŞ-İŞ DER / taşeronlaşma /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.