KESK ve Sol Siyaset

Ömer Yıldız - 27 Kasım 2011 - İşçi Gündemi / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Toplu sözleşme istiyoruz diyerek yaptığımız mücadele sonucunda umut ediyorduk ki grevli toplu sözleşmeli bir sendikamız olsun. Görüyoruz ki referandum öncesi, ister bilerek ihanet isterse bilmeden gaflet olarak değerlendirilsin KESK’in aldığı tutum sonrası artık uzaktan seyirciyiz. Gelen gideni aratır misali şu an koltukta oturanlar da “saatleri kurma enstitüsü” yöneticileri gibi “belirli gün ve hafta” kutlamaktan öteye giden işler yapmıyor. Olumsuz nitelikle tarihe geçenlerden sonra konu ile alakası olmayanlar koltuklarda oturuyorlar.

Memlekette müdahale edilecek hiçbir şey yok. Ses çıkarılacak olaylar bitmiş. Memleket güllük gülistanlık. Memleketin siyasetle uğraşan yarısı o ya da bu sebeple hapiste değil. Gazeteciler, akademisyenler hapiste değil. Dalga dalga vatandaş Ahmet Efendi’ye doğru gitmiyor esaret sırf Tayyip’i sevmiyor diye. Farklı düşünceler el üstünde tutuluyor. Darbe dönemlerinin olağanüstü yargılama sistemleri devrede değil.

Peki, bütün bu durumların çaresi KESK’te mi?

Belki ben çok anlam yüklemişimdir. Doğrudur bazı şeyleri siyasetçiler yapmalıdır. Fakat “biz böyle gördük”. Fiili meşru mücadele, yaşamın içindeki yanlışlara karşıydı. Bu sadece özlük hakkı değil yaşamın kendisi olmuştur. Çünkü mücadelemizi sadece maaş ya da özlük haklarına çekenler bizim diğerlerinden farksız olmamıza sebep olacaktır. Bizim baskı gören tüm kesimlerden üyemiz var. Bizi biz yapan ise tüm yaşamsal alanlarda söyleyecek sözümüz, yapacak işimiz olmasıdır.

Siyasette suya sabuna dokunmadan, sadece olağan açıklamalar ve desteklemelerle kendi fikrince bu karanlık dönemi geçirip sonra “Zümrüt-ü Anka”  gibi küllerinden doğacağını umanlar sadece külden ibaret kalacaklardır.

1996 yılında partiyi kuranlardan bir kesim şimdi hapislerde ve şimdikiler zaten ayrılmış olanların arkasından sadece “Fatiha” okumakla yetiniyorlar. Hâkim oldukları örgütlerde siyasetin sözünden çıkamıyor her nedense.

Partilerinde ne yaptıkları onların sorunu. Ancak bilsinler ki “tabanları” bu sessizlikten rahatsız. Artık birçoğu Enternasyonalist değil. “enter” kısmını askıya almış. Bazı gözaltılara ateş püskürürken bazılarına ses çıkarmıyorlar. Yöneticileri yaşanan durum yerine teorik durum üzerinden söz söyleyip yorum yapıyor. Belki de korkuyorlardır. Metin Hoca’nın öldürülüşünden sonraki yapılan doğru hareketlerden sonra gelen baskılardan. Unutmasınlar orada yaşananları her gün yaşayanlar var. Artık sıradan insanlar hapislerde görüşlerini açıkladıkları için. Siz böyle bir dönemi kabuğunuzun içinde geçirip afet bitince yanmadan çıkamazsınız. Belki efsane olursunuz “yedi uyurlar” gibi ancak devrimci olamazsınız.

Ya çıkın kozanızdan tekrar devrimci tavır takının ya da bu günlerde mücadelesine ihtiyaç olan örgütlerden elinizi eteğinizi çekin.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: KESK / Sol Siyaset /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.