Kolektif hakların elde edilmesi sürecinde yerlilik ve Kürtlük

Sarphan Uzunoğlu - 17 Aralık 2011 - Güncel Politika

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Dünyanın birçok noktasında ‘az’ın ‘çok’la savaşımının demokrasi adına nasıl da engellendiğini, Nuray Mert’in bugün ‘sivil dikta’ olarak adlandırdığına benzer süreçlerin, aslında liberal demokrasi normlarının açık birer çıktısı olduğunu görebiliyoruz. Tam bu noktada belki de ‘kimlik’ esaslı kolektif toplumsal talep ve arzuların incelenmesinde yeni bir döneme girmekte fayda var.
‘Kim’ sorusu insanlar için kültürel farklılıklar ve bireyleşme ekseninde bambaşka biçimlerde cevaplanabilecek bir anlam derinliğini ifade ediyor. Bugün birçok etnik, kültürel grup “kim?” sorusunun etrafında biçimlenen soruların getirdiği kolektif linç kültürünün hedefi haline gelmiş durumda. Bu “kim?” sorusunun karşısına dikilmesi gereken bir kavram var: Tanınma. Buna bağlı olarak ortaya konacak iki problematik konsept de ortaya çıkıyor: Yanlış tanınma ve eksik tanınma. Peki o ‘tanıma’nın iktidarın da çözemediği sınırları neler olacak? ‘Özgürlüğün sınırı‘ meselesi aslen modernitenin temel problemidir. Ancak bu, Avrupa’dan edinilmiş bir ‘yerli’ kavramından ortaya çıkan ve 200 yıllık bir tarihi olan ulus devletin bataklığında iyice sorun niteliği taşıyan bir sonuçtur. İşgalcilerin ‘yerli’ olanların haklarını belirlemeleri süreci tam da bu ışıkta gerçekleşir. Bugün Türkiye topraklarındaki ‘yerliler’ için Kürtlerin tanımlanması, Hindistan’daki Adivasiler yahut Kanada’daki Quebeclilerin tanımı denli normal sayılabilir.
Çünkü ‘yerli’ kavramı, başından beri bir topluluğu otantik, çağdışı bir şey olarak tanımlamak için kullanıldı. Bugün Kürtler, Türkiye’de ‘yerli’ olarak tanımlanmıyor; ama ‘ikinci’likleri daimi kılınıyor Başbakan’ın ağzından düşürmediği ‘Kürt kardeşlerimiz’ tanımlaması da bu ast üst ilişkisine işaret ediyor.
Özcan Alper’in “Gelecek Uzun Sürer” filminde kahramanına kurdurduğu “Demek Kürtler artık sosyolojik araştırma konusu oluyor” cümlesinin kodlarını çözdüğümüzde ‘bir renk olarak Kürtlük’ün ne demek olduğunu çok daha iyi algılayabilir duruma geliyoruz. Bugün Kürtlerin siyasal alandaki taleplerinin tamamına baktığınızda bu taleplerin ‘kolektif’ talepler olduğunu ve anayasal bağlamda Türkiye’deki tüm gruplar açısından kurtarıcı nitelik taşıdığını görebiliyoruz. Bugün Demokratik Özerklik önerisi, devlet kurtarıcılığı ve erkine karşı halkın kolektif erki demektir.
Hükümet ise, liberalizm esintileri taşıyan çok kültürcülük politikalarıyla, Kürtleri bireysel haklarına mahkum etmenin peşinde. Bugün Sovyetlerden sonra yaşanan çözünmede Letonya gibi ülkelere yerleşmiş oralı olmayan kimi etnik grupların yaşadığı asimile olma gerçeğini, Osmanlı sonrası dönemi Türkiye’sinde yaşayan Kürtler de yaşıyor, üstelik bu gerçek onlara ‘birey’ olarak tanınacak haklarla çözülemeyecek kadar karmaşık ve asimilasyonu kaçınılmaz hale getiriyor.
Bugün modernite, en ‘geri kalmış’ olarak tanımladığı kavimlerle bile ‘pazarlık’ sürecine girerek bu kavimlerin yaşam ve varlık alanlarını onlara kolektif haklar çerçevesinde tanıyor; ancak çok kültürcülük politikaları tam burada devreye giriyor, çünkü çok kültürcülük, tam da ‘geri kalmış‘ olarak tanımlanan kavimlerin temel haklar ve hürriyetlere saldırı niteliğindeki kadın sünnetinden, şiddete ve sosyal mahkumiyetlere varan geleneklerinin yumuşatılarak yok edilmesi ve moderniteye katılması amacını taşıyor. Kısacası çok kültürlülük, elbette renkleri muhafaza ediyor; ancak onları az az toplayarak paletindeki yerlerini belirliyor, üstelik ‘boyama’ işini de ulus devlet ressam olarak kendisi gerçekleştiriyor.
Kürtleri simgesel bir topluluk haline getirip ‘bireyler’e indirgeyerek eriten, çoğu zaman Kürt hareketinin bazı kesimlerce maruz kaldığı sınıfsal analizlerin hakaretamiz boyutlara ulaştırılmasıyla da muktedirin anlayışının meşrulaştırılmasına hizmet ediyor. Özetle, Kürtleri parça pinçik ederek inceleyen bir bakış açısının varacağı noktanın olsa olsa ‘ne mozaiği, mermer’ çizgisi olacağı ortadadır. Bugün Kürtlerin talepleri Kürt olmak kadar Kürtlük ve Türklüğü tanımlama talebidir de, zaten Kürt hareketini demokratik ve özgür kılan da bu taleplerdir.

Yeni Özgür Politika gazetesinde yayınlanmıştır

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Kolektif Haklar /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.