Her Şey Bildiğiniz Gibi: Tiyatrocu Yıldız Gözaltında

N. Cemal - 23 Aralık 2011 - Edebiyat/Sanat / Türkiye / Türkiye Solu / Ulusal Sorun

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Oyuncu ve basın emekçisi İsmail Yıldız son “KCK Operasyonu” dalgasında gözaltına alındı…

Rojin Canan Akın ve Funda Danışman’ın Kürdistan’da 90’lı yıllarda yaşanan savaşı konu alan ‘Bildiğiniz Gibi Değil’ isimli kitabı oyunlaştırılarak nü.kolektif tarafından tiyatro sahnesine taşındı…

Kitaptaki kod isimleriyle, Stilile, Wanbetan, Avrehan ve Gever isimli gençlerin öykülerini başarıyla sahneye taşıyan nü.kolektif’in oyuncuları arasında bulunan İsmail Yıldız Gever karakterini oynuyordu. Ve o oyuncu ve basın emekçisi İsmail Yıldız son “KCK Operasyonu” dalgasında gözaltına alındı. İsmail Yıldız 90’lı yılların baskı, zulüm ve katliamlarını anlatırken, “KCK Operasyonu” ile yaşadıkları üzerinden kendi hayatının öyküsünü de oluşturdu…

Kürtlerle savaşın geldiği nokta ve devletin AKP Hükümeti eliyle oynadığı rol üzerinden bugüne bakıldığında, 90’lı yıllarda yaşanılanların sona erdiğini kim söyleyebilir ki? Tiyatro oyuncusu ve basın emekçisi İsmail Yıldız nezdinde yaşananlar bunun en belirgin örneklerinden birisidir. nü.kolektif, “Bildiğiniz Gibi Değil” adlı oyunlarını oynamak yerine basın açıklaması metni yazmak ve “tiyatrocunun veya basın çalışanının hayatının 20 yıl önceki gibi gözaltılar ve baskılarla süreceğini hiç düşünememiştik” diyerek arkadaşlarının sesini duyurmak zorunda kalıyorlar: “20 Aralık günü,  basın çalışanlarına yönelik bir operasyonla 35 kişinin gözaltına alınmasıyla anlatısını sahnelediğimiz yıllardan çok da uzaklaşamadığımızı bir kez daha gördük…”

İsmail Yıldız’ın sahnede olamayışına rağmen “Bildiğin gibi değil” bu hafta ve sonrasındaki haftalarda da -düşmana inat- sahnelenmeye devam edecek. nü.kolektif’in çağrısına ve oyununa destek vermek ve “Bildiğin gibi değil” oyununu izlemeye gitmek, yaşananlara seyirci kalmamak anlamına gelecektir…

“Bildiğin gibi değil” oyununda, gözaltına alınan İsmail Yıldız’ın sergilediği Gever karakterinin anlatımları yoruma gerek bırakmıyor:

“Gever: Kardeşim İlkokulu yeni bitirmişti. Lokantada çalışıyordu. Cumartesi temizlik yapıyorlar. 7’de kapatmaları gerekiyorken, 8’de kapatmışlar. O dönem 19’dan sonra sokağa çıkma yasağı vardı. Kardeşim de çıkmış, eve doğru gelecek. Pencereden seyreden birisi anlatıyor bize: Evimize yakın bir yerde sürekli panzer duruyordu. Panzerden biri seslenmiş, “Hey niye selam vermiyorsun?” Kardeşim de, “dün selam verdim, niye selam veriyorsun diye kızdınız bana. Bu gün vermiyorum, şimdi niye vermiyorsun diye kızıyorsunuz” demiş. Askerler panzerden inip kardeşimi dövüyorlar. Yüzünü gözünü kan içinde bırakıp, “oğlum, biz Ermeni miyiz bize selam vermiyorsunuz?” demişler. O mahalle yolu düzgündü, fazla viraj yok. Gözden kaybolana dek sürünerek gideceksin demişler. Panzerin üzerinde ışıklar oluyor. Bu ışık senin kafanda olduğu müddetçe sürüneceksin. Kardeşim de sürünmüş. Yani bir kilometreden fazladır o düz alanı sürünmüş, sürünmüş, sürünmüş. Ta ışıktan çıkana kadar. İçeri girdi. Her tarafı kan içinde. Şeyhmus ne oldu, diye sordum. Top oynadık düştüm, dedi. Hani yere sürtersin elbiseler parçalanır ya, kan elbise hep bir olmuş. Yüzü müzü hep mahvolmuş. Biz dedik, bu düşme değil. Yok ben düştüm diyor. Git banyoya, yüzünü yıka, dedim. Yok ben yüzümü yıkamam. Sabah yıkarım, dedi. Anlatmadı bir şey. Soğukkanlı, ağlamıyor, gözyaşı yok. Neyse sabah oldu, biz kalktık, Şeyhmus yok. Yatağında yok. O gün Pazar. Lokanta kapalı. Arıyoruz bulamıyoruz, bu çocuk nereye gitti? Mahallede birkaç yaşlı amca var. Erken kalkar. Sorduk, Şeyhmus’u gördünüz mü diye; “neydi öyle yüzü gözü kan içindeydi” dedi. O sabahın beşinde kalkmış gitmiş. Kanını temizlemeden çıkmış gitmiş. O öyle kanla gitmiş gerillaya katılmış. Kanını da silmemiş ta oraya kadar. O gün gitti. Daha ilkokulu yeni bitiren bir çocuk gerilla olmak zorunda bırakıldı…”

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Kürt sorunu /

Comments

  1. N.Cemal diyor ki:

    Zorunlu bir not:

    Yukarıda bulunan metin bir çok adrese kişisel imzamla gönderilmiş ve Sol Defter tarafından da yayınlanmıştır. Yazılanlar tamamen (N.Cemal) beni ilgilendirmektedir…

    Ve fakat, nü.kollektif bileşenlerinden bazı unsurlar, mevcut “cadı kazanı” uygulamasının da etkisinde kalarak, bazı vurgulardan rahatsız olduğu beyanını iletmektedirler…

    Adeta ve nerede ise, oyuncu ve gazeteci İsmail Yıldız’ın tutuklanmasını mevcut “cadı kazanı” atmosferinde bu yazıya bağlama eğilimi içinde olanlar bile hissedilmekte olup, bu yönde beyanlarına raslamaktayım…

    Bu kişiler; “bu metin siteden kaldırılsın” deme durumununda bile olmuşlardır. Mevcut tutumlarının salınan korku ortamını ve yaşadığımız ırkçı ve şoven süreci iyi yansıttığı düşüncesindeyim…

    Yazının, “Sol Defter sitesinden kaldırılması” önerisi tarafımı doğrudan ilgilendirmese de, iletme gereği yine bana düşmüştür…

    Maalesef ki,AKP nezdinde devlet bazı hedeflerine ulaştığı kanısına kapılmaktadır. “Köpeksiz köyde değneksiz gezme” rahatlığının nedeni de budur. Yaşanan çetin süreçlerin acılı atmosferinde “isim ve ünvan yapma hevesi” ise malesef -şimdilik- mümkün görünmemektedir. Yazıdaki meramım da, 90’lı yılların çok gerilerde kalmadığı vurgusu da, tam da bu nedenledir…

    Haber ve yorum metnimde; “İsmail Yıldız’ın sahnede olamayışına rağmen ‘Bildiğin gibi değil’ bu hafta ve sonrasındaki haftalarda da -düşmana inat- sahnelenmeye devam edecek…” demem de -oyunu sahneye koyanlardan da öte- bu nedenleydi…

    Yaşanan sürteçte, “abdestinden emin olmayanlar” ve “korku cumhuriyetine teslim olanlar” bu vurgudan rahatsız olmuşlardır. Kendileri bilir diyemiyeceğim; korkunun ecele faydası yoktur ve en net ifade tutuklanan özgür basın mensuplarınca dile getirilmiştir; “Bu krallık yıkılacak!”

    Gever’i anlattığını sanıp da anlamamak en acısı…

    N.Cemal

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.