Devlet Gazetecilere mi Savaş Açtı Yoksa Kürtlere mi?

Sarphan Uzunoğlu - 24 Aralık 2011 - Türkiye / Türkiye Solu / Ulusal Sorun

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Foreign Policy isimli yayında, 22 Aralık 2011 tarihinde Alia Malek imzalı bir makale yayınlandı. Alia, Türkiye’ye geldiğinde kendisiyle konuşanlardan biri olarak hem Alia’nın analizinden (görüştüğü kişilerle yaptığı konuşmalardan edindiği izlenimler sonucu ortaya çıkan), hem de Türkiye’yi daha içeriden gözleyen birçok görüşten yola çıkarak ‘gazetecilik’ ekseninde sürdürülen bu ‘devletin açtığı cephe’ söyleminin daraltıcı bağlamına dair sözler söylemek gerekiyor.

Alia Malek’in makalesi, Alia’nın Şık ve Şener’in 22 Kasım’da gerçekleşen duruşmasındaki şu izlenimle başlıyor. 22 Kasım’daki duruşmanın önünde beklenenden az bir katılımla da olsa gazetecilerin bekleyişi. Malek, henüz daha ‘yolun başındayken’ Türkiye’deki ‘sansürcü’ ortamın temel olarak ‘basın’dan başladığını dosyasının çıkış noktası olarak görüyor. Açıkçası, bunun Türkiye’nin ‘beyaz gazetecilik camiası’nın temel problemi olduğunu ve ‘gazeteciliğin’ ‘haber taşıyıcı’ bir özgürleştirici işlevi olsa da ‘baskı altında’ olduğunda diğer mesleklerden daha fazla kayırılmasının ve dahi basın özgürlüğünün bir halkın özgürlükleri için verdiği mücadeleye göre daha meşru bir alan olarak görülmesini sorunlu bulmalıyız.

Alia’nın biz buluşmadan önce edindiği izlenim şuydu. Türkiye’de ‘gazeteciler’ çok ciddi bir baskı altındaydı ve bu baskı Türkiye’deki bütün ifade özgürlüğünü tehdit eder nitelikteydi. Alia’nın bu gözlemindeki asıl problem, Türkiye’de daha çok İstanbul ve çevresinde gerçekleşen muhalif hareketlenmelerin düştüğü sıkıntıya denk geliyordu: Türkiye’de ifade özgürlüğü gibi sorunlar, sanki sadece ‘gazetecilik’ bir ifade biçimiymişçesine, gazetecilere sıra geldiğinde ilgi ve yankı uyandırabiliyordu.

Ruşen Çakır, makaleden bahsettiği yazısına “Gazeteciyi vurun!” adını verdi ve bunu şöyle açıkladı: “Bu başlıkta karar kılmamın nedeni, ABD’nin önde gelen siyasi dergilerinden Foreign Policy‘nin (FP) internet sitesinde dün çıkan yazıdır. Arap asıllı Amerikalı kadın gazeteci Alia Malek‘in yazısının başlığı çok açık ve sert: Türkiye’nin gazetecilerle savaşı. Kuşkusuz bu başlık çok kişiyi rahatsız edecektir ancak onlar ne kadar öfkelenirse öfkelensinler, Batı dünyası bizde yaşananları böyle algılıyor ve böyle sunuyor.”

Buradaki problemin ne olduğunu düşünürken, Alia’nın burada olduğu dönemde Kürt ‘gazetecilerin’ henüz gözaltına alınmamış olduğunu eklemekte fayda var; ancak Alia’nın görüştüğü kaynaklar arasında İHD de dahil olmak üzere bu konuda onu bilgilendiren birçok kuruluş vardı, yazı da 20 Aralık’taki gözaltılardan sonra yazıldı; ancak burada Alia’nın değil de, Batı’nın ve Türkiye’nin Batı’sının AKP’nin hak ihlâllerini ‘tematik’ olarak algılayıp belirli temaları öne çıkarması realitesi var ki, bu da Kürt halkının gözden çıkarılmış bir halk olmasından kaynaklanıyor olsa gerek.

Uluslararası alan için, Kürt mücadelesi öyle ya da böyle ‘eski önemini’ yitirmiş durumda. Bunun sebebi de AKP’nin dış politikadaki ‘uslu’ tutumunun iç politikada elini rahatlatması ve Kürtlere yönelik bir kırıma durumu vardırmasının ‘hak’ olarak görülmesi.

Bugün, 90′larda sokaklarda Özgür Gündem satarken gördüğümüz isimleri artık sokaklarda biraz zor görüyoruz. Gündem gereği soykırım gibi Türkiye’de nedense hâlâ yüzleşilememiş mevzularda bile kolaylıkla ses çıkarabilen isimler, konu Kürt halkının mücadelesi olduğunda, “Kürtler de çok oldular ama” çizgisine gelebiliyorlar.

Kısacası, Kürtler, uluslararası alanda yedikleri sansürü, terörize edilerek, anbean, günbegün, Türkiye’de bizzat ‘yoldaş’ olarak yanlarında bulunanlardan yiyebiliyorlar. Bu yüzden 4 bin kadar gözaltı hiçbir ‘ortak muhalefet’i harekete geçirmezken, meşru bir alan olarak ‘Kürtlükten evvel gazetecilik’ öne çıkarılabiliyor.

Tüm bu şartlar altında, Alia’nın makalesi, uluslararası alanda ses duyurmak adına etkili ve güzel, tıpkı Ahmet Şık ve Nedim Şener için sarf edilen çaba gibi; ancak muhalefetin zekası, sunulanın dışında bir alanda reaksiyoner olmayan bir ses üretmesidir, sanırım bugün ihtiyacımız olan budur.

Alia Malek’in makalesi: http://www.foreignpolicy.com/articles/2011/12/22/turkeys_war_on_journalists

Ruşen Çakır’ın makalesi: http://haber.gazetevatan.com/T/419697/1/twitter

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: gazetecilik / Kürt sorunu /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.