nuce_27122011-141753-1324991873.34

Prof. Tonak: Türkiye patlama potansiyeli taşıyor

Sol Defter - 29 Aralık 2011 - 2011 KESK Kongresine Giderken / Dünya / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Prof. Tonak: Türkiye patlama potansiyeli taşıyor

Murat SELENOĞLU / İstanbul – Diha
“Rüyalar ülkesi” Amerika’da 1999’daki Dünya Ticaret Örgütü’ne yönelik Seattle eylemlerinden Wall Street işgaline kadar birçok konuda, 30 yıl ABD’de yaşayan, 21 yıl Bard College’de öğretim üyeliği yapan Ahmet Tonak’la görüştük.ABD’de neler oluyor?– Krizin ilk göstergeleri 2007 yılında ortaya çıktı. 2009’a kadar genellikle ana akım medyada bu krizin diğer krizin benzeri olduğu görüşü yaygındı. Özellikle köşe yazarları ve iktisatçılar nezdinde, “Sistem bir şekilde kendini tamir eder, düze çıkarız ve belli bir büyüme patikasına oturur” şeklinde beklenti hakimdi. Ama benim de içinde olduğum Marksist çerçeveden değerlendirenler bunun ciddi bir depresyon olduğunu, çok derin ve uzun süreli bir kriz yaşandığını iddia ettiler. Nihayetinde bu görüş o kadar kabul gördü ki; New York Times’de Nobelli iktisatçı Paul Krugman, “Artık şu andaki durumun adını koyalım: Depresyon” dedi.

Muazzam bir umutsuzluk…

– ABD hükümetinin krize ilk tepkisi bizzat krizi yaratan finans kuruluşlarını, büyük bankaları, sigorta şirketlerini ve Wall Street’teki tefeci firmalarını kurtarmaktı. Dünyanın en büyük sigorta şirketlerinden olan AİG, -Amerika’da devletleştirme, kamulaştırma tartışılan konular değildir- kamulaştırıldı. Ardından batan şirketler birbiri ardını izledi. Başta Lehman Brothers olmak üzere…

Fakat esas zaiyat sıradan insanların günlük hayatlarında gözlemlendi. Zaten son aylardaki tepkilerin tamamı -Wall Street, Yunanistan, İtalya, İspanya ve Arap Baharı’nı da katabiliriz buna- dünya kapitalist depresyonunun tetiklediği durumlardır. Bir de her yanda özellikle gençler önde rol oynadılar. Bunun nedeni çok açık; uzun yıllar Amerika’da bulunmuş ve öğretim üyeliği yapmış biri olarak, 1990’ların ortalarından 2005’e kadarki dönemi daha önceki jenerasyonlarla karşılaştırdığımda muazzam bir umutsuzluk içinde olduklarını söyleyebilirim. Kapitalizm içinde ‘doktor, avukat olursan şu olur’ şeklinde kısmen garantisi sağlanmış durumun artık ortadan kalktığı meselesi herkesin kafasına dank etti. Bence bu önemli.

Wall Street eylemlerinin niteliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

– Beni şaşırtan bir iki şey oldu. Seattle gibi kitlesel ve geniş bir hareket. İkincisi de sadece bir gençlik hareketi değil. Sendikalar da katıldı. Küreselleşme karşıtı hareketler indi-bindilerle bir şekilde sürdü gitti. Onun yanı sıra Irak müdahalesi Amerika’da yaygın bir tepki yarattı. Fakat onun dışında ekonomiyi karşısına alan küreselleşme karşıtı hareketler Seattle’dan bu yana nispeten gençliğe ait bir hareketmiş gibi gözüküyordu. Kriz vesilesiyle ortaya çıktı: Gençlik hareketi olmanın ötesinde başka sendikaların, sıradan insanların, çalışanların yani umutsuzluk ve hükümetten güvenin tamamen yitirilmesi sonucu katıldığı bir hareket oldu. Sadece büyük şehirlerde değil; liberal diyebileceğimiz New York, Kaliforniya gibi bölgelerinden değil, Amerika’nın ortasında, güneyinde neredeyse her eyalette tepkilere sebebiyet verdi. Şimdi bu hareketin ilk şekli sönümlendi. Wall Street’in göbeğindeki parkta oturmak… Başka nitelikler kazanmaya başladı. Zaten böyle de öngörülüyordu.

Özellikle sendikaların bu işe bulaşmasıyla değişik grevimsi hareketleri beklemek gerekir. Yakın zamanda bunun örneği Wisconsin’de görüldü. Ohio’da benzer şey oldu. Bu tip eyalet hükümetlerinin girişimlerinin Amerikan siyasi yapısı referanduma götürme imkanı tanıyor. Ohio’da olan çok önemli. Eyalet hükümetinin sendikalaşmayı kısıtlayıcı girişimi, sendikaları ve bu işten muzdarip olanları örgütlemeye itti ve referandumda eyalet düzeyinde yüzde 61 destekle girişim durduruldu. Üretimi aksatan ve talepleri oraya bağlayan nispeten bağımsız ve özerk gibi görünen ve eyaletler düzeyinde görülen hareketleri ulusal olarak networke dönüştüren bir şeyler yakın dönemde beklenmeli. Gerçi kriz yakın dönemde atlatılacak durum gibi görünmüyor. Ama siyasi olarak da anlamlı harekete dönüşmesi bağlantı hali, network kurulması ve taleplerin bu siyasi ve programatik bir nitelik kazanması gerekiyor.

Hareketin özneleri gençler ve işçiler mi?

– Amerika’da bu işçilik meselesi ilginçtir. Kimse kendine işçi demez; adam sanayi işçisidir, ama kendisini orta sınıf addeder. Bu sistemin ideolojik hegamonyası ve başarısıdır. Ama bu objektif durumu değiştirmez. Bunlar klasik işçidir. Ancak buna karşılık sendikalaşma oranı çok düşük. Yüzde 10’lar civarında. Çalışanların çoğu sendikasız. Bunların çoğu da sanayi işçisi değil. Dolayısıyla bu grup insanların da buraya katıldığını görüyoruz. Bu hareketin içinde devlet bürokrasisinde çalışan memurlar da var, öğretmenler yaygın bir şekilde katılıyor. Keza sağlık sektöründe çalışanlar. İşin hala dinamik unsuru ise üniversiteli öğrenciler ve gençler.

Seattle’dan bu yana en büyük dalga diyebiliriz miyiz?

– Kesinlikle denebilir. Seattle’daki hareket birkaç günlüktü. Ama ilk ve sert oluşu, sendikaların katılımı, talebin netliği, toplantıyı engelleme kapasitesi bir anda medyada çok önemli bir olay olarak yer almasına neden oldu. Bugünkü ise Seattle’dan bu yana olan en büyük hareket. Niteliği itibariyle farklı.

Küreselleşme karşıtı hareket, aslında Amerika içi bir şey değilmiş gibi algılanmaya müsait. Küreselleşme var, bizde burada işimizi kaybediyoruz, Çin mallarını buraya yığıyor gibi algı vardı. İlk başka Amerika’dan sıradan insanı çeken bir yanı yoktu. Ama şimdi bu hareket öyle değil. Şimdi herkes evlerini kaybediyor, iş güvencesi kalmadı. Siyahi diye ilerici olacak diye başkan seçtiler, o da eline yüzüne bulaştırdı. Etrafına Wall Street’ten bir takım adamları topladı. Önce bankaları kurtardı. Dolayısıyla muazzam bir umutsuzluk, yönetime karşı çıkma ve sistemi sorgulama var.

‘Türkiye’nin Wall Street’i mümkün mü?

-Türkiye’de böyle bir finans merkezi yok. Ama Türkiye’de başka sorunlar var. Başta Kürt sorunu olmak üzere emekçilerin, çalışanların ileriye dönük umutsuzluğu, gelir dağılımındaki eşitsizliği… Bunlar ne zaman birleşir, patlamaya dönüşür, tarihini kestirmek çok zor. Ama Türkiye’nin yeteri kadar patlama yaratacak potansiyeli var. En azından şunu söyleyebiliriz: Türkiye’de böyle bir şey beklenebilir, bekleniyor. Kürt sorunu patlamayı tetikleyecek en önemli aday. Çünkü hükümetin uygulamış olduğu bir takım politikalar insanları köşeye sıkıştırıyor. Bu zıtlaşma ne kadar sürecek bilemiyorum.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: ekonomik kriz /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.