Siyasi Eğitim Bakanlığı

Ömer Yıldız - 5 Ocak 2012 - Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Bu güne kadar Milli Eğitim Şura kararlarından uygulananlar oldu. Hepsinde iktidarların politikalarına yakın olanlar hayata geçti. Milli Eğitim Bakanlığı kuruluşundan beri siyasi kararların alındığı en önemli bakanlık olmuştur. Dolayısıyla aslında tüm zamanlarda “siyasi eğitim bakanlığı” olarak adlandırılabilir.

Tek parti döneminde devletin güçlü olduğu, devletin milletten önemli olduğu vurgulandı yurttaşlık bilgisi kitaplarında. Bireysel haklardan, insan haklarından eser yoktu neredeyse. Bu dönem insanları aldıkları eğitim ile devleti çocuğundan önemli saymıştır sonuçta. Devlete karşı işlenen suçlar insanların gözünde ölümü hak etmeye değer görülmüş.

Sistem ise tarihteki en eski hiyerarşik yapı olan askeri sistem esas alınmış. Bugün de sivilleşmeden bahseden hükümet hiçbir değişiklik olmadan sistemi yürütmekte. Tek tip kıyafet (önlük-forma), saç kesimi, ayakkabıların bile standart oluşu başka hangi kurumda var? Sınıf başkanı (manga başı), öğretmen (takım komutanı), müdür (bölük komutanı) benzerlik var mı? Sabah sıra olma, öğlen sıra olma, andımız (içtima) neye benziyor? Bayram yürüyüşleri rap rap. Düşünürseniz daha neler neler bulursunuz.

Demokrat parti dönemi bizdeki dönem intikamları geleneği gereği tek parti dönemini düzeltme değil intikam alma dönemi oldu eğitimde. Açıkça söylenmese de Atatürk’ün izlerini silmek istendi. Ders kitaplarının neredeyse her sayfasına Atatürk resmi konularak “bıkkınlık” üzerinden bir propaganda yapıldı. Bunun yanında Amerika’nın dostluğu ve solculuğun zararları yoğun şekilde verildi eğitim sitemine. Ancak sistemi kullanmak kolay olduğundan değiştirilmedi.Askeri düzen devam etti.

Özal aynı askeri düzen içerisinde “girişimcilik”, kısa yoldan zengin olma hayalleri pompaladı. Devlet yavaş yavaş tanımını değiştirdi. Eski şekliyle devlet yanlıştı. Yeni devlet her şeyi piyasaya bırakması gereken ve sermayenin önünü açan devlet olmalıydı. Ancak devlete ait, insan haklarını engelleyen görev ve sorumluluklar değişmedi.

Her dönemde kadın evde yemek yapan erkek çalışan gösterilmesi gibi kadını yok sayan yazılar, resimler devam etti. Ancak bu uzun bir konu ve başlı başına bir yazı konusu.

Geldik AKP devrine. Hep özgürlüklerden dem vuran hükümet okulları özgürleştirmedi. Özgürlük deyince tek anladığı başörtüsü özgürlüğü oldu. Keşke bu mücadeleyi verirken öğrencilere bir baksa ve hepsinin birbirine benzetilmeye çalışıldığını görse.

AKP de kendini devamı saydığı demokrat parti gibi yanlışları düzeltmek yerine geçmişten intikam almayı seçti. Kan davası güttü ve aslında ürünü olduğu 12 Eylül darbesi müsebbipleri gibi kendinden farklı olanı ortadan kaldırmaya çalıştı, çalışıyor. On yıllık eğitim vizyonunu İmam Hatipleri yeniden canlandırmak üzerine kuran hükümet YÖK te katsayı ve okullarda imam hatip haklarından başka önceliği olmadı. Zaten imam hatipler yeniden aktif olduğunda eğitim sorunu çözülmüş olacaktı. Elbette pek çok ülkede dini eğitim veren kurumlar, okullar var. Türkiye’de de isteyenler için olmalı. Büsbütün bu çerçevede eğitim şekillendirilmesi olmamalı. Bütün okulların imam hatipleştirilmesi olmamalı. Eğer gelişme diyorsanız zorunlu din derslerini kaldırmalısınız. İsteyen dini eğitim alır istemeyen almaz.

İşte curcuna burada başlıyor. Devlet yetkilileri seçmeli din dersi eğitimine, “bu yaşta çocuk neyi seçecek, ailesi istemiyor diye din eğitimi alamayacak” diyor. Herkesi zorunlu tam Müslüman sayıp “İslami” kurallara göre yedi yaşında din eğitiminin başlaması gerektiğini düşünüyor. Çocuk din dersini seçip seçemeyeceğini bilemiyorsa nerden çıktı 4+4+4? 9-10 yaşında çocuk imam olmak istediğini biliyor mu? Ha pardon siz bu eğitimi imam olsunlar diye vermiyorsunuz “imanlı” olsunlar diye veriyorsunuz. Peki bir Budist isterse bu eğitimi verecek misiniz? Budist imanlı olmasın mı?

Ne Müslüman ne de Budist çocuk 9-10 yaşında yetenek grubu meslekler haricinde mesleğini seçemez. Avrupa’daki liselerdeki kademeli geçiş sistemini kullanın hiçbir şey bilmiyorsanız. Pedagoglara sorun , vicdanınıza sorun ve geçmişten intikam almak için eğitimi bozmayın.

Size sizin taraftan bir örnek vereyim. Tek parti döneminin yoğun baskısına rağmen sizin zihniyetiniz bitmedi ve şimdi iktidar. Bir de bizim taraftan örnek vereyim. Tüm dönemlerde ve şimdi sizin döneminizde baskı ve zulme rağmen sosyalistler bitmedi ve hala düşünüyorlar, üretiyorlar. Baskılar kendi karşıtlarını güçlendirir. Gelin intikam eğitimi değil bilimsel eğitim yapalım.

Bir sürü yazı yazdım aptal gibi. Kime diyorum ben bilimsel eğitim diye. Pardon tüm yazdıklarımı geri aldım. Siyasi eğitim bakanlığı her dönem “başarıyla” çalışıyor!

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: eğitim /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.