“Kemiklerin Umut Olduğu” Bir Diyarbakır… Sorumlular Bulunsun!

Sol Defter- Haber - 30 Ocak 2012 - Türkiye / Türkiye Solu / Ulusal Sorun

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Çıkan kemikler umut oldu!

Taylan Esmer – ANF

Amed – Diyarbakır İç Kale’de bulunan ve boşaltılan Jitem Üssü’nde restorasyon çalışmalarında çıkan 23 insana ait kafatası ve kemikleri, Jitem tarafından gözaltına alındıktan sonra kendilerinden haber alınamayan aileleri acı ve umutla karışık duygulara sevk etti.

Kemiklerin ortaya çıkması, 15-20 yıl önce babasını, oğlunu, eşini kaybeden aileler için umut oldu. ‘En azından bir mezarları olur’ diyen aileler şimdi DNA testi sonuçlarını bekliyor.

Her birinin ayrı bir hikayesi var. Kimi evinden, kimi kıraathaneden, kimi sokaktan Jitem mensubu asker ve itirafçılar tarafından gözaltına alındıktan sonra kendilerinden bir daha haber alınamamış.

15 yıl önce kıraathaneden gözaltına alınan Mehmet Özdemir’in hikayesi ise diğerlerinden biraz farklı. Çünkü Özdemir’in gözaltına alındığını DGM Cumhuriyet Başsavcılığı da kabul ederek eşinin verdiği dilekçeye verdiği cevabında, Mehmet Özdemir’in gözaltına alındığını kabul etmiş. Ancak aradan geçen 15 yıla rağmen halen Özdemir’den bir haber yok.

Diyarbakır’da Jitem’in uzun süre sorgu ve infaz üssü olarak kullandığı İç Kale’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredilmesi ardından 11 Ocak tarihinde yapılan restorasyon çalışmalarında şu ana kadar 23 insana ait kafatası ve kemikler kanalizasyon çukurunda bulundu.

Kazı çalışmaları Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı ve bölgenin birinci derece SİT alanı olması nedeniyle Müze Müdürlüğü’nün gözetiminde sürdürülürken, yapılan kazılar yakınlarını 15-20 yıl önce kaybedenler için umut kaynağı oldu.

Kayıplarla ilgili ne zaman toplu mezar haberi yansıdığında acılarının tekrar yeşerdiğini ve yeni kaybetmiş gibi hissettikleri duygusunu taşıyan kayıp aileleri, yıllarca kayıplarıyla birlikte yaşayacaklarına acıyla yüzleşmek istediklerini dile getirerek en azından yakınlarının bir mezara kavuşması beklentisi içindeler.

Kayıp yakınlarının her birinin hikayesi birbirinden acı, öfke ve çaresizliği yansıtıyor.

90’lı yıllarda PKK ve Kürtlere karşı Süleyman Demirel, Doğan Güreş, Tansu Çiller, Mehmet Ağar gibi en tepedekilerin oluşturduğu yeni konsept uyarınca yüzlerce kişi derin devletin oluşturduğu ve içlerinde subay, astsubay, itirafçıların da bulunduğu Jitem elemanlarınca kaçırıldı, sorgulandı ve infaz edildi. Yüzlercesinin cenazesi halen kayıp.

‘KAYBEDİLİRSEM SARAYKAPI’DAKİ JİTEM’DEN SORUN BENİ’

Babası Mehmet Özdemir’in 1997 yılında gözaltına alındıktan sonra bir daha haber alamayan oğlu Cemal Özdemir şunları anlatıyor: “Babam kıraathaneden sivil polis 2 kişi tarafından caddede bekletilen beyaz Toros bir araca götürülüyor. Araç içerisinde bekleyen üçüncü şahsı görünce babam araca binmek istemiyor, ancak zorla sürükleyerek araca bindiriliyor. Bir gün sonra DGM Cumhuriyet Başsavcılığı’na annem tarafından başvuruda bulunuldu, 29 Aralık 1997 tarihinde. Emniyet müdürlüğü kaşesiyle gözaltına alındığı doğrulandı. 4 günlük gözaltı süresi dolunca mahkemeye çıkmasını bekledik. Ancak mahkemeye getirilmeyince tekrar başvurumuzda böyle bir gözaltının olmadığını söylediler. 2004 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuruda bulunduk. 2008 yılında Türkiye mahkum edildi. Bu davada Türkiye’yi temsil eden hâkimin de lehimize karar vermesi bizim tesellimiz oldu.

Babam daha öncede gözaltına alınmıştı. Anneme ‘Ben kaybolduğumda ilk başvuracağınız yer Saraykapı semtindeki Jitem olsun’ diyordu. Babamın gözaltına alındığı tarih ve belge mevcuttur. Devlet isterse o dönemdeki arşivleri açarak kimlerin öldürdüğünü ortaya çıkarabilir. Kazılarda ortaya çıkan 23 kemiğin arasında babamın kemikleri olduğuna inanıyorum.

Kendimizi de buna göre hazırlamışız. Her toplu mezar kazıldığında acımız yeniden yeşeriyor. Yeni kaybetmiş gibi hissediyoruz. En azında dua edecek iki taşı olsun yeter. Oradan çıkabileceği umuduyla yaşıyoruz. Yıllarca bu kayıp olgusuyla yaşayacağımıza, bir kez bu acı ile yüzleşsek daha iyidir. O dönemde ülkeyi yöneten yetkili mercilerin kayıplardan haberi vardır. İnfazı gerçekleştirenler kendi başına yapmadı. O dönemin yetkilileri hesap vermeli ve Türkiye içyüzüyle hesaplaşmalıdır.”

BABAMIN KEMİKLERİ BULUNSA SEVİNEYİM Mİ, ÜZÜLEYİM Mİ BİLMİYORUM!

Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde 33 yıl muhtarlık yapan 70 yaşında gözaltına alındıktan sonra bir daha haber alınamayan Fikri Özgen’in oğlu Nevzat Özgen de yıllardır babasını arayan kayıp yakınlarından biri. Babasının artık sağ bulunmasını değil, kemiklerinin bulunmasını istiyor.

Özgün, yaşadıklarını ve babasının kaybediliş sürecini şöyle anlatıyor:

“1991 yılında bir kardeşim dağa çıktı. 1992 yılında ise aldığımız tehditler ve evimizin yakılması sonucu ilçeyi terk ederek Diyarbakır’a yerleştik. 1997 tarihinde babam hastalığı nedeniyle ilaç almak için evden çıkarak 30 metre uzaklaştıktan sonra sivil giyimli ellerinde telsiz bulunan 4 kişi tarafından beyaz toros bir araca bindirilip götürüldü. Emniyet, Jandarma, Savcılığa başvuruda bulunduk. ‘Biz almadık’, ‘Bizde yok’, ‘Haber alsak, size haber veririz’ dediler. Gözaltında serbest bırakılanların verdiği bilgi ve Abdülkadir Aygan’ın babamın Jitem komutanlarından Zahit Engin tarafından öldürüldüğü açıklamaları bizi bu noktaya getirdi. Babamın Jitem merkezinde öldürüldüğünü tahmin ediyorum. Sırtınızda acı bir yük var. Sürekli kendisini size hissettiriyor bu olay.

Bir başka yerde başkasının kemiği çıktığında, keşke benim babamın kemiği çıksaydı diye sevinebilir insan. Acı bir sevinç ama. Kemikleri oradan çıkarsa sevineyim mi, üzüleyim mi bilemiyorum. Çok karmaşık bir duygu. Ama hiç olmazsa torunlarına ‘dedenizin mezarı budur’ diyebilirim. Belki mezarında gidip konuşurum. Umutla sonucunu bekliyoruz. Çatışmada vurulsa üzülmem. Ama bir karıncayı incitmeyen 70 yaşındaki bir insanın öldürülmesini anlayamıyorum.”

19 yaşındaki kardeşinden 17 yıldan beri haber alamayan Sabahattin Demirkıran ise 1995 yılında akşam sivil giyimli ellerinde telsiz ve silahlı kişiler tarafından baskın yapıldığını belirterek, “Kardeşim yoklamasını yaptırmış, İskenderun’da askerlik yapacaktı. Aralarında beyaz Toros’unda olduğu 3 araç ile geldiler. Evdeki telefon kablolarını keserek kardeşimi ‘karakola götürüyoruz’ diye aldılar. 1-2 saat sonra karakollara başvuru yapmamıza rağmen böyle şahsın olmadığını söylediler. 17 yıldır bilgi alamadık.

Yaptığımız araştırmalarda kardeşimin Jitem tarafından Saraykapı’daki karargaha götürüldüğünü öğrendik. Tüm başvurularımız sonuçsuz kaldı. Elbette buradan kardeşimin kemiklerinin çıkmasını istiyorum. En azından o acıyla yaşamayacağız. Umutsuz bekleyiş ve çaresizlik dünyanın en acı olayıdır. Kemiklerin bulunması bizi bir nebzede olsa rahatlatacaktır.”

KEMİKLER OĞLUMA AİT OLSUN DİYE DUA EDİYORUM

68 yaşındaki Süleyman Yıldız ise 29 yaşındaki oğlu Mehmet Yıldız’ı Mersin’e gitmek için evinden uğurlamış ve şu ana kadar kendisinden bir haber alabilmiş değil.

Oğlunu Mersin’e uğurladıktan sonra evlerine gelen elleri telsizli ve silahlı 5 kişinin oğlunu sorduğunu belirten baba Süleyman Yıldız, “O günden beri oğlumdan haber alamadım. Diyarbakır’da mı, yoksa yolda mı götürdüler bilemiyorum. Burada kemikler çıkınca başvuruda bulundum. Belki bir umut benim için. Ömür boyu acı çekmektense oradaki kemikler oğluma ait olsun diye dua ediyorum. Onu çok özlüyorum” diyor.

Hayvan tüccarı ve tütün satarak geçimini sağlayan babası Abdülselam Çelik’in 1997 yılında beyaz bir Toros ile ellerinde uzun namlulu silahla kent merkezinden zorla araca bindirilerek kaçırıldığını belirten Hadin çelik ise şunları anlatıyor: “Babam 1997 yılında yaptığı ticaretten dolayı Lice’den yüklü miktarda alacağını aldıktan sonra Diyarbakır’a minibüsle geliyor. Diyarbakır’da beyaz bir Toros araç tarafından durdurularak zorla arabaya bindiriliyor.

Başvurularımızdan sonuçsuz kaldı. 15 yıldan beri babamdan bir haber alamadık. 23 kişiye ait kemikler bulundu. Babam da aralarında olabilir. Bayramlarda herkes babasının mezarını ziyarete gittiğinde, biz kardeşler birbirimize bakıyoruz. Biz babamızın kemiğini istiyoruz. Hiç olmazsa bir mezara sahip oluruz. Bir dua okuruz.”

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Diyarbakır / Faili Meçhuller /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.