AKP’nin Sendikaları Hizaya Çekme Operasyonu

Seyfi Adalı - 2 Şubat 2012 - İşçi Gündemi / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

AKP hükümeti çalışma yaşamına dair bir dizi yeni kanun, yönetmelik hazırlayıp meclise sevk ediyor. Genel Sağlık Sigortası ve zorunlu sağlık sigortası primi ödeme dayatması 1 Ocak 2012 itibariyle yürürlükte. Kıdem Tazminatı Fonu gündeme getirildi ve kısmi tepkiler sebebiyle zamana bırakıldı. 2821-2822 sayılı sendikalar ve toplusözleşme kanununda değişiklik yapılarak, tek kanun maddesine indirgendi; işkollarının birleştirilmesinde sendikaların toplu sözleşme imzalama yetkileri için gerekli yetkiyi alabilmeleri için gerekli olan üye sayısı barajı değiştirildi.

Aynı zamanda 4688 sayılı kamu emekçileri sendikaları kanununda değişiklik de gündemde. 12 Eylül referandumunda kabul edilen ve bugüne kadar bir türlü yasası çıkartılamayan kamu emekçileri, memurların toplu sözleşme yasası, kamu çalışanları arasında en çok üyeye sahip sendika haline getirilen Memur Sen’e yetki verilerek yasalaştırılmaya çalışıyor.

İşçileri ilgilendiren “Toplu İş İlişkileri Kanunu” tasarısı ise, bir yandan 12 Eylül askeri darbesinin ürünü olan yüzde 10 işkolu barajını düşürürken, diğer yandan sendikaların özgürce toplu sözleşme yapmalarını engelleyecek oranda (yüzde 3) baraj uygulamasını araya sıkıştırıyor.

Yüzde 10 barajı tıpkı seçim barajı gibi, serbestçe işçilerin ve seçmenlerin iradelerini sendikalara ve parlamentoya yansıta hakkını engellemek üzere yasalara konmuştur. AKP hükümeti 12 Eylül askeri darbesine karşı çıktığını söyleyerek meydanlarda ve kamuoyunda demokratik bir kimliğe bürünürken, ne seçim barajını aşağı çekiyor ne de sendikaların toplu sözleşme yapmalarına olanak verecek kadar barajları düşürmüyor.

Bugüne kadar sendikaların aidat verip vermediğine bakılmaksızın bakanlığa bildirdiği üye sayıları üzerinden baraj hesaplanıyordu. Bu hesap kuşkusuz gerçek durumu yansıtmamaktaydı. Sendika bürokrasisi de bu durumu kendi iktidarının devamı için bir fırsat sayıyor, hükümet de sendikaları “gerçek sayıları açıklarım” diyerek tehdit edip, bazı tavizler kopartmanın aracı olarak istatistikleri kullanıyordu.

Bu işin sonuna gelindi. Sendikalar için “deniz bitti”. Kral artık çıplak. Hükümetle ikili diyaloglara dayalı sendikacılığın sonuna geldik. Gerçek üye sayıları ortaya çıkınca yüzde 3 barajı bile yüksek gelmekte, birçok sendikanın toplu sözleşme imzalama yetkisi sona ermektedir.

Hükümet bunun bir infiale yol açmaması için, bugün yetkili olan sendikaların yetkilerini 5 yıl süreyle sürdürmesine, bir geçiş evresi tarif ederek tepkilerin en aza inmesine yol açan bir taktik tutum içindedir. Bugünden 5 yıl sonrasına projeksiyon yapacak olursak, ana eğilimin kamu emekçilerinde olduğu gibi işçi sendikaları arasında da hükümetin koorparatist zihniyetine hizmet eden Hak-İş konfederasyonunun büyüme eğiliminde olacağını söylemek mümkün. Nitekim Hak-İş bir dizi yeni sendika kuruluşu içinde. Enerji, gazetecilik başta olmak üzere taşeron işçileri de kapsayacak örgütlenme atakları içinde. Türk-İş bürokrasisi içinse, “nereye kadar” gidilebilirse gidilmesi esas. Hepsi ununu elemiş eleğini asmış, yükünü tutmuş sendikacılar. “Önümüzdeki 5 yıl daha yönetimlerde kalmamız kafidir” diyenler de çıkar. Sonrasını yeni gelenler düşünsün!

Bir kere dert işçi sınıfının örgütlenmesi ve hak alması için mücadele yürütmek olmayınca, sadece profesyonel biri iş, gelir kapısı olarak sendikaları görünce, sendikal hakların kolektif bir işçi sınıfı hakkı olarak görmeyen bir zihniyet kolaylıkla sendikacılar arasında egemen oluyor.

Diğer yandan bir sendika tanımı yapılacaksa, onun içinde mutlaka toplu sözleşme ve grev hakkı bulunmak zorundadır. Barajın yüzde 3’e düşürülmesi demek, Türk-İş dışındaki sendikaların (özellikle de DİSK ve bağımsız sendikaların) toplu sözleşme yapma yetkisi ellerinden alınmış oluyor. Hak-İş’in büyüme trendinde olduğu düşünülürse, bugün için risk grubunun içinde dahi olsa, önümüzdeki 5 yıl içinde yüzde 3 barajını geçme fırsatı hükümetçe kendilerine tanınacağı kesin sayılmalı.

Barajın yüzde 3 veya 10 olması sadece sayılar üzerinden siyasetin ifadesi olacak. Sendikalaşmanın önündeki yasal ve fiili engeller sebebiyle sendikaların üye sayıları düştüğü için, matematik bir hesapla baraj oranını 3 veya 5 ya da 1 olmasının anlamı, sermayenin ve hükümetin ne yapmak istediğiyle ilgilidir. Rakamlar, yüzdelikler patronlara ve hükümete toplu sözleşme imzalama olanağı olmayan sendikalar yaratma fırsatı verebilir.

Taslağın kamuoyuna açıklanan ilk halinde işkolu barajı binde 5 olarak açıklanmıştı. 28 işkolu da 18’e indiriliyordu. Hükümetin patronlarla ve Türk-İş yönetimiyle yaptığı görüşmelerin neticesiyle binde 5 barajı kendileri için (hükümet, sermaye ve Türk-İş yönetimi) riskli bulundu. Yüzde 1 olacağı konuşuldu ve ardından (DİSK ile bakanın randevusu iptal edilerek) tek yanlı olarak Çalışma Bakanı Faruk Çelik oranı yüzde 3 olarak açıkladı.

Böylece ortaya çıkan şudur: Birincisi, AKP ve sermaye barajın binde 5’e düşürülmesi halinde sendikalaşmanın önünün açılacağını görüyorlar ve bunu istemiyorlar. İkincisi, yüzde 10’u aşağı çekerek sanki reform yapıyormuş gibi davranarak, işçilerin tabandan gelişecek yeni sendikal hareketine yüksek bir baraj, engel koymuş oluyorlar. Üçüncüsü, DİSK’i tasfiye kararı alınmıştır ve tepki çekmemek için yetki süreci ve yüzde 3 uygulanması 5 yıl ertelenerek öfkenin gazı alınıyor. Dördüncüsü, sendika bürokrasisi hükümet desteğini de almış bulunuyor.

AKP hükümetinin 12 Eylül karşıtlığından, reformlarından işçi sınıfını örgütlenmesi ve sendikalaşması için bir fırsat bekleme hayalinde olanlar sendikacılar ve liberal sol bir kez daha yanıldı. Sermaye, hükümet ve sendika bürokrasisi demokrasi adına veya 12 Eylül’e karşı çıkarak kendi iktidarlarını tehdit edecek, işçilerin örgütlenmesini kolaylaştıracak yasal düzenlemelere hiçbir zaman gitmeyecektir.

İşçi sınıfı örgütlüyse her şeydir, örgütsüzse bu durumdan kazanan sermaye sınıfı, hükümetler ve sendika bürokratları olur.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Toplu İş İlişkileri Yasası /

Comments

  1. Müyesser Öztürk diyor ki:

    Gerçek kimlikleri ile yazı yazmaya cesareti olmayanın sendikası olsa ne olur olmasa ne olur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.