Tarım Reformu!

Ömer Yıldız - 2 Şubat 2012 - Ekoloji / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Reform, düzeltme olarak geçiyor sözlüklerde. Kötü olanı iyileştirme. Yanlışlarını düzeltme. Bu “düzeltme” iyiye, doğruya ulaşmak için yapılıyor. Yanlışlık bazen tarihsel bazen de süreçle ilgili olabiliyor. Sonuçta dönemin kriterlerine uygun bir “düzeltme” yaşanıyor.

Düzen bozuksa yapacak bir şey yok. Yapılan reform bozuk düzene uyum şeklini alıyor neticede. Dünya alternatifsiz liberalizmin, kapitalizmin pençesindeyken reformlarda düzene, konjonktüre uygun gerçekleşiyor. Yani bütün reformlar kapitalizmin sömürü düzenine uygun yaşanıyor. Ve bütün bu düzenlemelerin adı “reform” oluyor.

Tarım alanında Tarım Reformu Genel Müdürlüğü kuruldu. Daha önceki yazılarımda Afyonkarahisar Sultandağı ilçesinin halk arasında “Napolyon” denilen ama aslında sadece bizim bölgemizde istenilen renk ve aromada yetişen Ziraat 900 cinsi kiraz üretiminin yoğun olduğunu söylemiştim. Ziraat 900 (Sultandağı Kirazı) büyük çoğunluğu ihraç edilen, 26 mm çap ve daha büyük olan bir kiraz. Üretim maliyetinden ve özellikli oluşu sebebiyle pahalı ve yurt içinde tüketilmesi zor bir kiraz. Yurt içinde tezgahlarda ancak Etiler, Nişantaşı gibi yerlerde görebilirsiniz. Görünce de ben üreticisi olmasam tüketemeyeceğim bir kiraz. Bizim toptan satışımız 3 lira/kg.

Bugün 02/02/2012 günü Tarım Bakanlığı’nın Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Pazarlama Daire Başkanının da olduğu bir panel yapıldı. Panelde Daire Başkanı, Tarım İl Müdürü, Üniversiteden akademisyen, Sanayi Ticaret Odası temsilcileri ve özel sektör temsilcisi vardı panelist olarak. Sunumlardan sonra ilk sorum tabi ki katılımcılar içerisinde neden üretici temsilcisinin olmadığı oldu. Yanıt yok. Çünkü “reform” üretici için yapılıyordu. Üretici bu reform ile kapitalizmin içine çekilecekti ve orada yeri yukarıda saydığı kesimlerden sonraydı.

Diğer sorum ise şirket tarımcılığı ile ilgili oldu. “Bu toplantı ve tarım alanında yaptığınız tüm organizasyonlarda neden arazilerin birleşmesi gerektiğinden, toplu üretimin toplu arazilerle yapıldığından bahsediyorsunuz? Şirket tarımcılığı yapan AB üyesi ülke var mıdır? Şirket tarımcılığına geçilince şu an elinde küçük araziler olan çiftçi “sattığı” arazisinde “işçi” olarak mı çalışacak?” sorusunu sordum. Daire başkanı sorumu “ideolojik” buldu. Anlam veremediğini ve bakanlığın böyle bir çalışma yapmadığını söyledi. “Öyle ise neden bunlardan bahsediyorsunuz ve ülkede pek çok yerde ve bölgemizde şirketler arazi toplamaya başladı” dedim. Köylü işini doğru yapamıyor, zarar ediyorsa ve arazisini değerinin üstünden fiyata bu şirketlere satıyorsa biz ne yapalım” dedi. Aklıma Filistin geldi. Böyle satılmıştı Filistin toprakları İsrail’e.

Sonra da Afyonkarahisar’da da uygulamaya konulan “reform” çalışmaları kapsamında arazilerin 20 dekar esasına göre birleştirileceğini. Parça parça birkaç yerde 3 dekar 5 dekar arazilerin 20 ye tamamlanıp toplu olarak eşdeğer bir yerde birleştirilip çiftçilere verileceğini söyledi. Kendi bahçelerimi düşündüm. Toplamı beş buçuk dekar. Komşularımı, köylülerimi düşündüm. En fazla yirmi aile çıkar yüz elli haneli köyde yirmi dekar arazisi olan. Öyle ise ben 5, komşum 5, öbürü 5, diğeri 5, etti mi 20. E ben alamam geriye kalan on beşi, komşum da alamaz, öbürü de, diğeri de. Kim alır? Fala bakalım mı? Bakmayalım falda kötü şeyler var.

Reformu iyi bir şey sanırdım. Kamu reformu! yasasından, genel sağlık sigortası reformundan! Ve tarım reformundan! Sonra anladım ki reform iyi bir şey değil. En çok da ideolojik mi bakıyorsunuz olaya tavrı kızdırdı beni; sanki siz ideolojik bir uygulama yapmıyorsunuz. Sanki köylüyü “aptal” sanıyorsunuz. Yanılıyorsunuz.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Sultandağı Kirazı / Tarım Reformu /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.