Tek Gıda-İş Yönetimi, Üyelerinin ve Şubenin Mücadelesini Görmezden Geliyor? Peki Diğerleri…?

Seyfi Adalı - 5 Şubat 2012 - İşçi Gündemi / Teorik Tartışmalar / Türkiye / Türkiye Solu

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Tek Gıda-İş Yönetimi, Üyelerinin ve Şubenin Mücadelesini Görmezden Geliyor? Peki Diğerleri…?

Tek Gıda-İş sendikasının genel merkez web sayfası ( http://www.tekgida.org.tr/), işçi sınıfıyla ilgili ve özellikle sendikal harekete ilişkin gazete haberleriyle açılır. Aydınlık, Evrensel ve Cumhuriyet gazetelerinde bazen de BirGün gazetesinde çıkan sendika haberleri güncel olarak yer alır.

Bu haberlerin seçilmesinde bir tarafgirlik her zaman olur. Hava-İş Genel Başkanı Atilay Ayçin ve Tek Gıda-İş Genel Başkanı Mustafa Türkel’in sıkça Aydınlık Gazetesinde çıkan beyanatları boy boy yer alır. Ancak nedendir bilinmez, Tek Gıda-İş web sayfasında Tek Gıda-İş Avrupa Yakası şubesine ait faaliyetlerin ve mücadelelerinin haberleri gazetelere yansısa bile, genel merkez tarafından görmezden gelinmektedir.

Gıda işçilerinin tarihini bir gün Tek Gıda-İş arşivinden yazmak isteyecek herhangi bir tarihçi veya tarihini öğrenmek isteyen bir gıda işçisi, Elit ve Elvan çikolata işyerlerinde ne olup bittiğini Tek Gıda-İş sendikasının arşivlerinden öğrenemeyecektir.

23 Ocak tarihli BirGün gazetesinde Tek Gıda-İş sendikasının örgütlü ve yetkili olduğu Elit Çikolata işyeriyle ilgili son derece ciddi iddialar içeren bir haber yayınlandı. (ttp://www.birgun.net/workers_index.php?news_code=1327324676&year=2012&month=01&day=23) Belgeleriyle ortaya konan iddia şuydu: Tek Gıda İş Genel Merkezi Elit Çikolata patronu ve aynı zamanda İstanbul Sanayi Odası Başkanı Tanıl Küçük ile ikişer yıllık toplusözleşme dönemlerini içeren ve tamamı 3 toplu iş sözleşmesini (6 yıl) kapsayan bir protokolle, işçilerin toplu sözleşmeyle kazanılmış olan yüzde 100 fazla mesai ücretleri yüzde 50’ye düşürülmüştür. Yani işçilerin 6 yıldır yaptıkları mesailerde ciddi ücret kayıplarına yol açılmıştır.

İkinci haber ise, Tek Gıda-İŞ sendikasına üye oldukları için işten atılan Elvan Çikolata işçilerinin işe iade davalarıyla ilgili haberdir.

3 Şubat tarihli Evrensel  (http://evrensel.net/news.php?id=22375) ve BirGün (http://www.birgun.net/worker_index.php?news_code=1328262510&year=2012&month=02&day=03) gazetelerinde yayınlanmıştır.

Şimdi sormak gerekmez mi?

Birincisi, Tek Gıda-İş Genel Merkezi Elit Çikolata için neden suskundur?

Gazetecinin sorularına cevap veren bir sendika yetkilisi ortaya çıkmazken, sendikanın basın danışmanın şu sözleri manidardır:  ” sendika yönetimi Muzaffer Dilek’le ilgili konulara cevap vermeme kararı almış. Ayrıca, sendika yönetimi, BirGün’de çıkacak bir haberi, BirGün’e tavır aldıklarından önemsemiyor”muş…

İkinci olarak, genel merkez avukatının takip ettiği Elvan Çikolata işçilerinin işe iade davasının gazetelere konu olması, Tek Gıda-İş genel merkezini ilgilendirmez mi?

Bu iki sorunun cevabı da sendika danışmanının sözlerinde gizli: Muzaffer Dilek işin içindeyse, konu Tek Gıda-İş genel merkezini ilgilendirmiyor. Gerçek durum ise tam da bunun tersidir.

Tek Gıda-İş Avrupa Yakası Şube Başkanı Muzaffer Dilek, 10-11 Eylül tarihlerinde genel merkez kongresinde aday oyduğu için ve sendikadaki gidişatı kongrede ve sendikal camiada, kamuoyunda açıkça söylemekten çekinmediği için genel merkez tarafından tasfiyeye çalışılmaktadır.

Şubesine bağlı işyerlerinin (Elit Çikolata) genel merkeze bağlanmasından tutun da, işyeri temsilcilerinin görevden alınmasına, disiplin kurulu kararıyla 11 ay şube başkanlığından uzaklaştırılmasına; işyerlerine girişinin patronlarca engellenmesi için sözlü talimatların sendika tarafından işyerlerine bildirilmesinden, sendika aracının ve şube yöneticiliği ücretinin kesilmesine ve eski işyerine girip çalışmasının engellenmesine kadar bir dizi baskıyla karşı karşıya kalmıştır. Sadece bu kadar da değil: İşçilerin ve temsilcilerin kendisiyle görüşmesi bizzat genel başkanın tehditvari uyarılarıyla, işten attırırım tehditleriyle engellenmiştir. Şube binasına kapı kilidi kırılarak girmeye kadar iş varmıştır.

Bütün bu baskı, tehdit ve şantajlara rağmen disiplin kurulu kararına iş mahkemesi tedbir koyup geçersiz saymış ve şube başkanı da faaliyetlerine kaldığı yerden devam etmektedir. Bu sefer ise, şube yönetimini münfesih yapmak üzere diğer şube yöneticilerine istifa etmeleri yönünde baskılar artmıştır.

Şimdi yeniden soralım: Tek Gıda-İş Genel Başkan Basın Danışmanının söylediği doğru olabilir mi? “Muzaffer Dilek işin içindeyse, konu Tek Gıda-İş genel merkezini ilgilendirmiyor” sözünün hiçbir inandırıcılığı bulunmuyor. Tam da Muzaffer Dilek içinde olduğu için Tek Gıda-İş genel merkezi konuyla ilgilenmektedir.

Son söz: Bu süreci en başından beri Sendikal Güç Birliği sözcüleri, Güç Birliğini oluşturan sendikaların genel başkanları, başta Evrensel Gazetesi olmak üzere emek basını, sol, sosyalist çevreler, Türk-İş bölge, Türk-İş genel merkezi biliyor ve susuyorlar. Görmezden geliyorlar. Konunun üzerine gitmiyorlar. Sendika bürokrasisi tam da bu durumdan güç alarak muhalefetini ezmeyi sürdürüyor.

Bu duruma ilk kez tanık olmuyoruz…

TEKEL işçilerinin 78 gün Tek Gıda-İş Genel Merkezi önünde çadır kurup sendikanın mücadele etmesi için kamuoyu oluşturmaya çalıştıklarında benzer muameleyle karşılandılar. Yüzlerine “sizin eylemlerinizi görmeme kararı aldık” dendi.

Tezkoop-İş 2 Nolu Şubenin içi (üyeleri) boşaltılıp şube kapatılırken de aynısı oldu. İşçilerle şubeyi geri alan Hulisi Başkana “arkanda işçi yok” dendi.

Hava-İş Gökkuşağı Hareketinin eylem ve etkinlikleri karşısında da aynı muameleyle karşı karşıya kaldık. “Sizi AKP yönetiyor” dediler.

Belediye-İş’te, Deri-İş’te benzer tasfiye girişimlerini ve bu tasfiyeler karşısında solun ve emek basınının suskunluk örneklerini sayabiliriz.

Bu gibi bürokratik uygulamalar sadece Türk-İş’te mi var? Kuşkusuz hayır.

DİSK  Genel-İş, Birleşik Metal’de olduğu gibi, daha da solda olduğunu iddia eden Bank Sen ve Sosyal-İş’te birçok örneğe tanığız.  Sol Defter’in külliyatında yukarıda saydığımız örneklerin detaylarını bulmak mümkündür…

Şu günlerin popüler mevzu üzerinden söylemek gerekirse, bütün bu ihanetler ve suskunluklar olmasaydı, sendikaların üye oranı yüzde 3’ün altında kalır mıydı?

Umut Çürüyende Değil Yeşerendedir

Kısacası tamamında görebildiğimiz ortak yan şudur: Sendika bürokrasisiyle kavgada, önce karşımıza kendisine sol, emekten yana diyenler çıkıyor ve sendika ağalarını onlar savunuyor. Sendika bürokratları da onları “görüyor”.

Bu ilişkinin  siyasi olmaktan çok dar maddi çıkarlarla, uzman, avukat vb. türden  maddi çıkar ilişkileriyle ilgisi var. Tabii ki,  işçi sınıfının mücadelesine güvensizlik temel neden. Kestirmeden işçi sınıfı içinde mevzi kapma arayışı var.

Sendika bürokrasisinin bir kanadına yaslanarak bağımsız bir işçi hareketini inşa etmek mümkün olmayacaktır. Her aşamada da işçilerin karşısına bürokratla cephesinde yer alınarak çıkılmış olunacak.

İşte tam da bu nedenle Umut Çürüyende Değil, Yeşerendedir diyerek 9 Temmuz’dan buyana yan yana gelen, işçi sınıfının tabandan mücadelesini, eylemini örmek üzere birlikte hareket eden; işçi sınıfının kurtuluşu kendi eseri olacaktır şiarını, aşağıdan gelme hareket ve sendikalarda denetimle birleştiren kolektif, ilkeli bir mücadele ve muhalefet örülmektedir.

Umut Yeşerende Emek Kolektifi önümüzdeki dönem, mütevazı ve tabandan bir hareketin, işçi sınıfının güvenli gelecek umudunun örgütlenmesinde bir adım olma iddiasındadır. İşçi sınıfı ve emekçilere güven verecek samimi bir hareketin gelişmesinin önünde sol sendika bürokratları gibi, bürokratlara soldan destek vereceklerin durması da mümkün olmayacaktır.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: sendika bürokrasisi / Tek Gıda-İş / Tek Gıda-İş Avrupa Yakası Şubesi /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.