Taşeron sistemi ile kamu zarara uğratılıyor – Av. İbrahim Arzuk

Sol Defter- Haber - 9 Mart 2012 - İşçi Gündemi / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Taşeron sistemi ile kamu zarara uğratılıyor

İbrahim Arzuk

İş hukuku konusunda uzmanlığı ile tanıdığımız Avukat İbrahim ARZUK’la İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operasyonu da konu edinerek, taşeron sistemi ve iş gücü teminindeki yöntemlerin yasal durumunun arkasındaki anlayışları ve felsefeyi de konuştuk.

Yurtsuz – 2 Mayıs 2011 tarihinde İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik başlatılan soruşturmanın 19 Ocak 2012 tarihinde kabul edilen ve izleyen günlerde açıklanan iddianamesinde, işgücü temini ve belediye şirketlerine dair bir takım iddialar olduğu göze çarpıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi davasının iddianamesine baktığınızda durumu iş hukuku açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

İbrahim ARZUK – Okuyabildiğim kadarıyla iddianamede iki hizmet alım ihalesi ile ilgili olarak bazı iddialar davaya konu edilmiş. Bu ihalelerden biri park bahçe bakım işleri ihalesi diğerinde belediye binasının temizlik ihalesi… Her iki ihaleye de, Belediye’nin iki şirketi yanında bir kısım özel şirketler de katılmış. Anladığım kadarıyla, ihaleye konu işleri, önceki ihaleyi almış olan belediye şirketleri almış. Davaya konu ihale sırasında, belediye şirketlerinde çalışan işçilerin bir kısmının ve sendikalarının yöneticilerinin bir müteahhitte yönelik olarak, ihaleye girmemeleri yönünde konuşmalar yaptıkları yolunda, ihaleye katılan şirketlerden birinin yetkililerinin şikayeti olmuş. Bu şikayet sonucu açılan soruşturma, İzmir Büyükşehir Belediyesi hakkında yapılan soruşturma dosyası ile birleştirilmiş. Görülecek olan davada bu konuda da yargılama yapılacak.

Bu konuda benim söyleyebileceğim, fesat karıştırıldığı söylenen bu- güya hizmet alım, aslında işçi temin- ihalelerinin kendilerinin aslında yasaya karşı bir hile olduğu. Yılardır bu ihaleler yapılıyor ve bu yüzden kamu bu ihaleleri alan kişi ve şirketlerin ödemediği işçilik haklarını, kendisi ödemek zorunda kalıyor, hiç kimse de bunda ne bir görev zararı görüyor ne de kimseye bir soruşturma açılıyor.

Ancak, İzmir Büyükşehir Belediyesi görevlerini yerine getirmek için yaptığı işlerde çalıştırdığı işçilerin neredeyse tamamını kendi şirketlerinde çalışan işçilerden temin ediyor. Geçmişte özel taşeron firmalarının yol açtığı zararlar görülünce, önce İZELMAN şirketinde, daha sonra İZENERJİ ve İZBETON şirketinde ve İZBELCOM şirketinde çalışan işçiler, bu şirketlerin belediyenin açtığı hizmet alım ihalelerini kazanmaları üzerine, belediye işlerinde çalıştılar, sendikalara üye oldular ve toplu sözleşme hakkına kavuştular. Bu nedenle, işçilerin ücret ve çalışma koşulları iyileşti. Bu gelişmenin belediyelere işçi temin eden taşeron firmaların ve hizmet sektörünü daha da genişletmek isteyen politikaların hoşlanacağı bir durum olmadığı açık değil mi?

Yurtsuz – İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bir anlamda dışında kalma tercihi yaptığı taşeron sisteminin yerleşmesi için AKP iktidarı belediyelerle ilgili ne gibi düzenlemeler yaptı?

İbrahim ARZUK – AKP iktidarı döneminde 2005 yılında yeni Belediye Kanunu çıkarıldı. Çıkarılan yeni kanunda belediyelerin daimi işçi sayıları ile ilgili olarak norm kadrolar belirlendi ve belediyelerin personel giderlerinin gelirlerinin % 30 unu aşamayacağına ilişkin olarak yeni esaslar getirildi. Sonrasında 2007 yılında çıkarılan norm kadro ilke ve esasları ile ilgili yönetmelikle tüm belediyelerin daimi işçi kadro sayıları belirlendi ve belediyelerdeki işçi sayısı belirlenen sayılara ininceye kadar yeni işçi alımı yasaklandı.

2007 seçimleri öncesinde geçici işçilere yönelik olarak başka bir kanun çıkarıldı. Bu kanunla geçici işçilerin bir kısmı daimi işçi kadrolarına geçirilirken, bir kısmı da geçici işçi ya da sözleşmeli işçi statüsüne geçirildiler ve geçici işçi olarak çalışma süresinin yılda 6 aydan fazla olamayacağı kuralı getirildi. Daimi kadroya geçen işçiler sevindi ama geçici işçilerin bir kısmı yılın 6 ayı işsiz kalmış oldu. En son 2011 yılında torba yasaya konulan bir hükümle belediyelerdeki kadrolu işçilerden ihtiyaç fazlası olduğu söylenen 30.000 civarında işçi Milli Eğitim Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü olmak üzere çeşitli kamu kurumlarına aktarıldı.

Bütün bu yasal değişikliklere bakıldığında ortaya şu çıkıyor. AKP iktidarı sürekli olarak belediyelerdeki kadrolu işçi denilen çoğu sendikalı ve toplu sözleşmeli işçi sayısını azaltmaya çalışıyor. Çıkarılan bu işçiler tarafından görülen hizmetler için gerekli işçiler de taşeron işçisi temin eden şirketlerden temin ediliyor. AKP’nin, belediyelerde çalıştırılacak işçiler açısından adına taşeron sistemi denilen bir çalıştırma biçimini çıkardığı yasalarla desteklediği açık olarak görülüyor.

Yurtsuz – Taşeron sistemi ile ilgili bu düzenlemeler sermaye açısından ne anlama geliyor?

İbrahim ARZUK – Başta da konuştuğumuz gibi taşeron sistemi daha düşük ücretle işçi çalıştırma anlamına geliyor. Türkiye’de işverenler denilen sermaye kesimi iş gücü piyasasında belediyelerde yüksek ücretle işçi çalıştırılmasına herhalde sıcak bakmazlar. Zaten sermayenin işçilik ücretlerinin düşürülmesi ile ilgili isteklerinin ardı arkası kesilmiyor. Bu konuda en fazla dayattıkları konulardan biri de özel istihdam büroları. Bununla ilgili yasa çıktığında, bugünkü taşeron sisteminin koşulları işçiler açısından daha da ağırlaşacak, işverenler açısından da taşeron işçilerine karşı hiç bir hukuki yükümlülükleri kalmayacak. İşçiler emek piyasasında işçi simsarları ile baş başa kalacak. Taşeron sistemi olsun, özel istihdam büroları olsun bu konular sermaye açısından aynı zamanda yeni iş alanları. Taşeron şirketlerinin ya da özel istihdam bürolarının patronlarına hangi sektörde iş yaptıklarını sorsanız herhalde hizmet sektörü diyeceklerdir. Günümüzde hizmet sektörünün arttığı şeklinde bir ezber var. Herhalde hizmet sektörü bu şekillerde genişliyor(!)

Yurtsuz – Son yıllarda hızla yayıldığını söylediğiniz, belediyelerde hizmet sunumunun bir parçası haline gelmiş olan bu sistem nasıl işliyor?

İbrahim ARZUK – Belediyeler, başta imar, su-kanalizasyon, ulaşım, çevre, temizlik, zabıta, itfaiye, şehir içi trafik, ağaçlandırma, park ve yeşil alanları düzenleme ve bakımını sağlama gibi hizmetler başta olmak üzere, Belediye Kanunu’nun 14. Maddesi’nde yazılı olan diğer görevleri yerine getirmek amacıyla kurulmuş yerel yönetim kuruluşları olarak tanımlanabilir. Bu hizmetleri/ görevleri yerine getirmek üzere işçi çalıştırılması gerekiyor. Taşeron sistemi diğer kamu ve özel işyerlerinde olduğu gibi belediyelerde de, düşük ücretli işçi çalıştırmak için uygulanan bir sistem. Belediyelerdeki taşeron sistemi “hizmet alım ihalesi” yoluyla temin edilen işçilerin belediye işlerinde çalıştırılması şeklinde gerçekleştiriliyor.

Belediyeler taşeron uygulamasını Belediye Kanunu’nun 67. Maddesi’ne dayanarak ve Devlet İhale Kanunu/Kamu İhale Kanunu’ndaki usullere göre yapıyorlar. Söz konusu 67. Madde neredeyse belediyelerin görevi olarak tanımlanmış tüm hizmetlerin ihale yoluyla üçüncü şahıslara gördürülebilmesine olanak tanıyor. Bu hizmetleri ihale yoluyla üçüncü şahıslara gördürmek ya da başka bir deyişle üçüncü şahıslardan, yani piyasadan temin etmek belediyelerde belediye meclisinin, bağlı kuruluşlarında ise yetkili organların kararlarıyla oluyor. Oysa belediyeler mutlaka taşeron sistemini uygulamak zorunda değiller. Yasa bu hizmetleri üçüncü kişilere gördürebilirsin diyor. Gördüreceksin demiyor. İşleri taşerona gördürmek bana göre aslında politik mahiyette bir karar.

Buraya kadar söylediklerimden, taşeron sisteminin yasal olduğu gibi bir sonuç çıkarılmaması gerekiyor. Konunun ihale kısmına, ihalelerin içeriğine ve ihale sözleşmelerine bakmak gerekiyor. Prosedür olarak bir hizmet alım ihalesi şeklinde yapılıyor olsa da, bugün belediyelerde, diğer kamu kurumlarında, hastanelerde taşeron işçisi çalıştırılmasını mümkün kılan bu ihaleler aslında hizmet değil “işçi temin ihalesi”.

Yurtsuz – İşgücü temini için ihaleye çıkmak gerekli midir?

İbrahim ARZUK – Eğer “işgücü temin etmek” gibi yasal olmayan bir uygulamaya karar vermişseniz, hizmet yani iş alım ihalesi adı altında muvazaalı olarak ihaleye çıkmak dışında bir seçeneğiniz kalmıyor.

İşçi temininin ihale konusu yapılmasına ise ne ihale kanunu ne de iş kanunu izin veriyor. O yüzden, bu ihaleler gereği alınan herhangi bir işçi, işten çıkarıldığında ya da işçilik alacakları ile ilgili bir dava yaşandığında çoğunlukla bu hizmet alım sözleşmeleri, aslında işçi temin sözleşmesi olduğu gerekçesiyle geçersiz sayılıyor ve ihaleyle çalıştırıldıkları asıl işverenler yani belediyeler, kamu kurumları, hastaneler, üniversitelerin asıl işçisi sayılıyor. Bu konuda verilmiş binlerce mahkeme kararı var. Sorunun cevabını kısaca verecek olursak; taşeron sistemi iş hukuku açısından yasaya aykırı olarak işletiliyor.

Yurtsuz – Sermaye açısından ne anlama geldiği ortada olan bu sitemi kamu sektörü açısından nasıl değerlendirebiliriz?

İbrahim ARZUK – Taşeron firmalarının ödemediği işçilik hakları ki, çoğu zaman tam olarak ödemezler. Ödemedikleri ücretleri, kıdem ihbar tazminatlarını, onlara iş veren belediyeler ve kamu kurumları öder ve ödüyor. Tüm belediyelerin, kamu kurumlarının, üniversitelerin, hastanelerin, taşeron firmalarının ödemeyip de kendilerinin ödemek zorunda kaldıkları paralar araştırılacak olsa, sanırım epey büyük bir kamu zararı olduğu ortaya çıkacaktır.

Bir başka yanı da, taşeron işçi çalıştırmak suretiyle sunulan kamu hizmetinden yararlananların uğradığı zararlar. Karın tokluğuna çalıştırılan bir işçi, nasıl iyi bir hizmet sunabilir? Sürekli fazla çalıştırılan, birden fazla işi yapmak durumunda olan işçilerin bu çalışma şekli, kamu hizmetinin gerekleriyle nasıl bağdaşır? Özellikle sağlık gibi, toplu ulaşım gibi her zaman risk bulunan alanlarda düşük ücretle işçi çalıştırmak, ancak basit bir işletme mantığıyla düşünüldüğünde rasyonel gelebilir. Zaten her şey, tüm kamu kurumlarının bu işletme mantığıyla yönetilmesinden kaynaklanıyor. Kimsenin kamu diye bir şeyi düşündüğü yok.

Yurtsuz – Bu durumda, taşeron sistemine paralel  olarak genel olarak belediye hizmetlerinin piyasalaştırılmasından da söz edilebilir mi?

İbrahim ARZUK – Taşeron sisteminin özelleştirme politikalarıyla birlikte yürütüldüğü herkesin bildiği bir gerçek. Bu süreç belediyelerde de aynı şekilde işliyor. Özal dönemi ile birlikte belediye hizmetlerinin yürütülmesi için belediyelerin şirket kurabilmesi mümkün hale geldi. Pek çok belediye hizmeti daha karlı olacağı gerekçesiyle şirketler eliyle gerçekleştirildi. Bu uygulama belediyelerin ve tüm bağlı kuruluşlularının şirket mantığına göre işletilmesi sonucunu getirdi. Şimdi gelinen nokta bu hizmetlerin belediye dışındaki şirketlerden satın alınması. Oysa yukarıda da değindiğimiz gibi belediye şirketleri işçiye görece olarak daha güvenceli bir ortam sağlıyordu. İzmir Büyükşehir belediyesine karşı yapılan operasyona bir de bu açıdan yaklaşmakta fayda var. Başka bir deyişle belediye hizmetlerinin sermayenin yatırım alanı haline getirilmesi. İlk dönemdeki uygulamaya bir örnek olarak aklıma TANSAŞ geliyor. Başlangıçta tanzim satışlar müdürlüğü olarak faaliyet gösteren bu belediye kuruluşu daha sonra bir süre belediye şirketi olarak çalıştırıldı daha sonra da belediyenin hisselerini satmasıyla başka bir sermaye grubunun eline geçti. Bugün metrolar dahil toplu taşıma olsun, su işleri olsun belediyenin temel hizmet alanlarının sermayenin eline geçmesinin hazırlıkları yapılıyor, belediyeler bu konulardaki imtiyaz haklarını devretmeye hazırlanıyor ya da zorlanıyorlar. Bu bakımdan kent içi toplu taşıma konusunda olsun, su konusunda olsun bu özelleştirme politikaları kentlerde yaşayan tüm insanları etkiliyor. Gelecekte bu konularda kentlerde yaşayan insanlar bu hizmetler açısından piyasanın insafına bırakılacak yüzden bu alanlarda da bugünlerde yürütülen mücadelelerin de büyük önemi var.

Yurtsuz – İzmir örneğine dönecek olursak, belediyenin hizmet sağlaması amacıyla kurulmuş ve kar amaçlı bir şirket gibi belediyenin hizmet alanı dışındaki ihalelere girmesi söz konusu olmayan bir belediye şirketinin belediyenin ihalelerini alamaması durumunda çalışanları açısından bunun muhtemel sonucu nedir?

İbrahim ARZUK – Belediye şirketlerinin halen sürdürdükleri işlerin ihalelerini tekrar alamaması durumunda şirketlerde çalışan işçiler işsiz kalabileceklerdir. İşsiz kalmamalarının tek yolu ihaleyi alan yeni firma/şirket ya da kişinin onları çalıştırmaya devam etmesidir. Geçmişte bu tür sorunlar yaşanmıştır.

Çalışmaya devam etseler bile sendikalı ve toplu sözleşmeli olarak çalışmaya devam edebilmeleri mümkün olmayacaktır. İhaleyi alan yeni firma bu işyeri için alınan sendikal yetkiyi ve sürüyorsa toplu sözleşmeyi tanımayacaktır. Zaten taşeron sistemi, sendikasız, toplu sözleşmesiz ve düşük ücretle işçi çalıştırmak için düşünülmüş bir sistemdir. Bunlar olsa zaten taşeron sistemi diye bir sistem var olmayacaktır.

Bu işlerin belediye şirketlerine ihale edilmesi sonucu, bu şirketlerde çalışan ve diğer kadrolu – sendikalı-toplu sözleşmeli işçilerle birlikte aynı işi yapacak olan işçiler hukuken belediye işçisi olmalarının dışında, birlikte çalıştıkları kadrolu belediye işçileri ile aralarında var olan adaletsizliğin ortadan kaldırılması için daha avantajlı bir konumda bulunmaktadır. Başta eşit işe eşit ücret talebi olmak üzere bütün işçilik hakları konusunda daha örgütlü davranabilmekte, taşeron sistemine karşı daha etkili bir söylem geliştirebilmektedir. Ama bugün İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bulduğu çözüm ara bir çözümdür.

İşçiler açısından daha uygun çözüm, belediyenin tüm hizmet alanlarında belediyelerin kendi kadro işçisi statüsünde işçi çalıştırılmasıdır. Bu noktada belediyeler; Belediye Kanunu, norm kadro düzenlemesi, hizmet satın alma gibi düzenlemeleri taşeron sistemini geliştirmek ya da ara çözümler bulmaya çalışmak üzere değerlendirmek yerine, bu uygulamaların sonuçta kendilerini piyasaya teslim olmuş kuruluşlar haline getirecek bir süreç olduğunu görerek bu sürece karşı politikalar geliştirmek durumundadır.

http://www.yurtsuz.net/News.aspx?tt=taseron-sistemi-ile-kamu-zarara-ugratiliyor-&newsid=993&fileid=0

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: taşeronlaşma /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.