Ulusal İstihdam Strateji Belgesi: Ne Yapmalı? Nasıl Yapmalı? – Güvencesizler Hareketi

Sol Defter- Haber - 10 Mart 2012 - İşçi Gündemi / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Ulusal İstihdam Strateji Belgesi: Ne Yapmalı? Nasıl Yapmalı?

Güvencesizler Hareketi
Panel-Forum: 25 Şubat 2012
Mimarlar Odası

Durum tespiti ve çıkarımlar

Ulusal İstihdam stratejisi belgesi, sermayenin hareket alanını genişleten mevzuat, kurum ve ilişkiler bütününü inşa ederek güvencesiz ve en ağır sömürü koşullarındaki çalışma biçimlerinin işçi sınıfının tamamına uygulanmasına yol açacak bir yol haritasıdır.  Strateji belgesinin satır araları ise bu süreçten etkilenme biçimlerinin ve düzeylerinin ırk, etnik köken, toplumsal cinsiyet, zorunu erken emeklilik, işsizlik ve göçmen olma hallerine bağlı olarak farklılaşacağını, ağırlaşacağını ve tahammül edilmez boyutlara ulaşacağını ortaya koymaktadır.. Bu durum, ırkların, etnik kökeni farklı olan toplumların, göçmenlerin, kadınların ve cinsel eğilimi farklı olan diğer grupların da sınıfsal bir aidiyeti olduğu gerçeğini bir kez daha doğrulamaktadır. Zira bu gruplar, emek sömürüsü süreçlerine çok daha farklılaşmış araçlarla dâhil olmakta; en ucuz ve en korumasız emek olarak en ağır sömürü biçimlerine maruz bırakılmaktadır.

Güvencesizler Hareketi tarafından düzenlenen Panel-Forum etkinliğinin görünür hale getirdiği bir başka gerçeklik ise yaklaşmakta olan özel istihdam büroları ve emekçilerin ücretlerinin ikinci bir patronla daha bölüşülmesine yol açacak olan işçi kiralama pratiği ile ilintilidir. Merkez kapitalist ülkelerde işgücünün çok önemli bir kısmının artık kiralama yoluyla istihdam edildiği gerçeği, bu gelişmenin Türkiye’de de hızla yaygınlaşacağını göstermektedir. Kaldı ki Ulusal İstihdam Stratejisi belgesinde de bu gelişmenin işaretleri verilmektedir. Hekim, mühendis, hukukçu, öğretim üyesi vb. en nitelikli emek gruplarından en niteliksiz işçilere kadar her tür emeği portföylerinde bulunduran ve kiralamaya çalışan Özel İstihdam Büroları iş kolu ve işyeri esaslı sendikal örgütlenme biçimini de tamamen işlevsiz hale getirmektedir. Zira kiralanan emekçilerin her birinin iş kolu ve çalıştıkları işyerleri farklıdır ama patronları aynıdır. Buna karşın sendika doğası gereği aynı patron tarafından istihdam edilen işçilerin patrona karşı bir araya gelmesi ve örgütlenmesidir.

İşçi kiralama olgusu, taşeron işçiliğiyle de farklılaşmaktadır, çünkü taşeron işçilerinin işkolu sendikalarına üye olması ve toplu sözleşme haklarından yararlanması mümkündür. Diğer yandan her ne kadar Türkiye’de taşeron işçilerinin sendikalaşması konusunda belli bir yol kat edilmiş olsa da, düzenli ve sendikalı işçilerin  çalışma koşulları ve sosyal haklarındaki kötüleşmenin yanısıra taşeron işçilerin yetkisiz sendikalara üye yapılmasının kollektif hakları güvence altına almadığı gerçeği göz önüne alındığında  iş kolu sendikacılığı yine umut olmaktan çok uzaktır.

Yukarıda sayılan gerçeklikler karşısında Sendikalar ve diğer işçi örgütlerinin gerek yapısal sorunları, işçileri sürece katmayan, anti demokratik iç işleyişleri dolayısıyla ve gerekse sınıf içi rekabet nedeniyle mücadelede yetersiz kaldıkları tespitini yapmak mümkündür. Diğer yandan az sayıda fakat önemli ve anlamlı bazı çabalara rağmen örgütlenmenin sektörel ve bölgesel kalması, üye sayısına endeksli sendikal anlayışın devam ettirilmesi sermayenin saldırılarına karşı mücadeleyi cılızlaştırmakta, sınıfsal muhalefeti yalnızlaştırmaktadır.

Sonuç olarak Güvencesizleşme ve esnek çalışma biçimleri, işçi sınıfının tümünü kesen yeni bir işçi hareketinin neden kaçınılmaz olduğunu ortaya koymaktadır.

Güvencesizleşen işçi sınıfının tüm kesimlerinin ortak çıkarları doğrultusunda sendika, dernek, kongre, hareket, vb. isimler alan farklı emek örgütlerinin ve siyasal yapıların dikkatlerinin ortak şiarlar ve ortak bir mücadele programı temelinde birleştiği kurucu bir emek odağına çekilmesi önemli bir görev olarak ortada durmaktadır. Bu sürece karşı örgütlenecek direnişin sendikaların ve diğer emek örgütlerinin anti-kapitalist, cinsiyetçiliği reddeden, etnik, milliyetçi ve ırkçı ayak bağlarından kurtulmuş bir mücadele olması yerelden ve tabandan hareket edecek bir örgütlenmenin önünü açma ve muhalefeti genişletme olanaklarını barındırmaktadır.  Böyle bir yaklaşım üretim ile yaşam alanını birlikte örgütlemeyi kaçınılmaz hale getirecektir.

İleriye dönük bir hedef olarak belirlediğimiz emek odağını oluşturmak için gerekli somut çalışmalara bugünden başlanabilir. Mütevazı işlere yönelik mütevazı adımlar şimdiden atılabilir. Dünyadaki örnekleri olumlu ve olumsuz yönleriyle iyice inceleyerek sistemin nasıl evrilebileceğinin tartışılması ve mücadele dinamiklerinin açığa çıkarılması bu bağlamda oldukça yaşamsaldır.

İşçi sınıfının önemli bir kısmı bugün örgütsüz ve mücadelenin sürekli savunma hatlarına çekilmiş durumdadır. Fakat yine de mevcut hatlar cüretkâr bir şekilde savunulmakla kalınmamalı mücadeleyi işçi sınıfın lehine geliştirecek araçları tartışmaktan kaçınılmamalıdır.

Bu mücadele vatandaşlık farklarına ve ulusal sınırlara bakmaksızın tüm işçi sınıfını kapsamayı gerektirir.
Nasıl bir örgütlenme olmalı?

İlk aşamada yapılabilecek önerileri şöyle sıralamak mümkündür:

UİSB’nin ne olduğuna, meydana gelebilecek kayıp ve sonuçlara dair bilgilendirme amaçlı broşürler, yayınlar hazırlanıp dağıtılabilir; toplantılar düzenlenebilir

Taşeronlaşma ve kiralık işçi bürolarına karşı mücadelenin nasıl örüleceğine dair araçlar tartışmaya açılabilir;

Tüm işçileri, tüm farklılıkları ile kesen şiar ve sloganlar bulunabilir. Bunların formüle edilmesinde ve mücadele araçlarının geliştirilmesinde ulusal, ırkçı ve cinsiyetçi ayak bağlarından sıyrılmalıdır.

İşçi sınıfı mücadelesinde grevin hala büyük önemini koruduğu hatırlanmalıdır.

İşkolu sendikalarının yetersiz ve örgütlenmeyi sınırlayıcı yanıyla birlikte, örgütleme deneyimlerinin ve sınıfmücadelesinin birikimlerinden oluşan imkânlarının kullanılması da ihmal edilmemelidir.

Ancak farklı ve çoğul formların bir arada olduğu tek hedefli bir sınıf örgütlenmesi sınıfın güvencesiz, esnek alanlarına müdahale edilebilir.

Örgütlenme çalışmaları hiyerarşi ve iktidar odaklarını yeniden üretmeden, kültürel farklılıkları dikkate alarak, sermayenin kavramlarını kullanmadan, homojenleştirici ve cinsiyetçi bir dil kurmadan yapılmalıdır.

Ortak taleplerimiz neler olmalı?

Güvencesizler Hareketinin bildirgesindeki ortak mücadele programı önerisindeki maddelerin yanı sıra belirlenebilen ortak taleplerimiz ne olmalıdır?

Herkese tam ve süresiz işsizlik sigortası;

İşlerin, çalışma ihtiyacı duyan herkese, çalışma saatleri azaltılırken ücretler düşürülmeksizin mevcut cinsiyet ayrımcılığını da ortadan kaldıracak şekilde paylaştırılması ve böylece işsizliğin önlenmesi;

Çalışma saatlerinin işçinin evinden çalışmak için çıktığı zamandan çalışma sonunda evine döndüğü zamanı kapsayacak şekilde hesap edilmesi ve bu sürenin maksimum sınırının kişinin tam olarak dinlenmesine, sosyalleşmesine ve kendini geliştirmesine yetebilecek bir serbest zamana göre belirlenmesi;

Mesai sırasında yapılan işin, fiziksel ya da psikolojik bir soruna meydan vermeyecek şekilde düzenlenmesi;

Mesleki eğitimin, kişinin talebine bağlı, kişinin istihdamını etkilemeyecek şekilde, tamamen ücretsiz, saatleri ve yeri açısından özellikle kadınlar için erişilebilir, patronlar tarafından finanse edilen ama işçi örgütleri tarafından denetlenen bir hizmet olması;

Ulusal İstihdam stratejisinde yeniden düzenlenen, bölgesel asgari ücret, kıdem tazminatı fonu, kiralık işçi büroları ve yeni esnekleşme uygulamaları gibi saldırıların önüne geçilmesi;

Yasalarda “engelli veya özürlü” olarak tanımlanan işçilerin bedensel ve zihinsel farklılıklarının dikkate alınarak üretim sürecine dâhil edilmesi, çalışma ve dinlenme zamanlarının özgün ihtiyaçlarına göre belirlenmesi ve engelli durumları bahane edilerek herhangi bir ayrımcılığa maruz kalmalarının önlenmesi;

Ulaşım, barınma ve diğer yeniden üretim alanlarının da işçi mücadelelerinin öncelikli mevzi alanı olarak sayılması; Özellikle göçmen işçilerin bu alanda yaşadıkları sorunların bütünleşik bir mücadele hattının önemli bir parçası olduğunun kabul edilmesi;

İşin/üretimin yapısal koşullarına göre ve ağır çalışmanın yapıldığı iş kollarında emekliliğin özgün koşular dikkate alınarak düzenlenmesi; işçilerin farklı adlar altında ve istekleri dışında erken emekli olmaya zorlanmasının önüne geçilmesi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Güvencesizler Hareketi / UİSB /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.