Sincan’daki çocuklar hemen tahliye edilmeli

Sol Defter- Haber - 26 Mart 2012 - Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

BDP: Sincan’daki çocuklar hemen tahliye edilmeli

BDP’nin Pozantı Raporu, çocukların yaşadığı işkenceyi bir kez daha gözler önüne serdi. BDP, çocukların yaşadığı işkencenin tam olarak açığa çıkması için öncelikle tahliye edilmeleri gerektiğini belirtti.

BDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu, Pozantı Cezaevi’ndenden Sincan Cezaevi’ne nakledilen cinsel işkence mağduru çocuklara ilişkin raporunu açıkladı.

BDP Genel Merkezi’nde yapılan basın toplantısına BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, BDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş ve BDP Hukuk Komisyonu üyesi Avukat Pınar Akdemir katıldı.

16 ÇOCUKLA GÖRÜŞÜLDÜ

6 avukatın tutuklu 16 çocukla görüşerek hazırladığı rapor, çocukların yaşadığı işkenceyi bir kez daha gözler önüne serdi. Raporda yer alan anlatımlardan bazıları şöyle:

TMK mağduru 14 yaşındaki H.K’nın anlatımları raporda şu şekilde yer aldı:
“Kendisinin gördüklerine ve şahit olduklarına esasen inanamadığını böyle bir vicdansızlığın nasıl yapıldığını anlamadığını, cezaevi görevlilerinin kendisini koğuşa ‘terörist getirdim size’ diyerek attığını, abisinin koğuş sorumlusuyla görüşene kadar adliler tarafından durduk yere bir sürü dayak yediğini, düşündüğünde aslında dayak yiyecek hiçbir şey yapmadığını, başlangıçta ilk 3-4 gün, gece- gündüz korkudan uyumadığını, adlilerin ve sorumluların uyuyanların üzerine kaynar su döktüğünü ya da jilet atarak çizdiğini, bu yüzden korkudan uzun süre uyuyamadığını, Allahtan abisinin sorumluyu tanıdığını yoksa orada yaşamanın çok zor olduğunu,

Orada bulunan tutuklulara sorumluların çok ezinti (eziyet olarak kullanıyor, devamlarda aktarımı bölmemek için kendi tabiri kullanılacaktır.) yaptıklarını, onları bu şekilde yönlendirenlerin ise cezaevi idaresi olduğunu, birkaç kez idareye çıkıp yaşadıklarını ve asıl şahit olduklarını anlatmaya çalıştığını fakat idarenin bu ezinti yapanları adeta onaylayarak “onlar olmasa ben sizlerle nasıl başa çıkarım, size eziyet yapmasalar ben yaparım” dediğini ve dayak attığını,

Orada gördüklerini kolay kolay anlatamayacağını, bazı arkadaşlarının tacize de uğradığını, (bu kısımda anlatmanın bile çok ayıp olduğunu söyleyerek, gördüklerini detaylandırmadan ancak kabaca anlatabileceğini söylüyor) bazı arkadaşlarının sadece külot ya da boxer ile bırakılarak koğuş içinde o kadar erkeğin arasında çırılçıplak bırakılarak dolaştırıldığını, bazı zamanlar bu arkadaşlarının zorla ya da hissettirmeden tenhalara çekildiğini, ne olduğunu zaten ezinti yapanların hiç birinin saklamadığını,

Bu tacizlerin (kendisi ısrarla taciz kelimesini kullanıyor) bazen o kadar çok arttığını, tacize uğrayan bazı arkadaşlarının kapıya bile çıkmaya kalkıştığını (anlamını sorduğumuzda kendisi açıklamasını şöyle yapıyor; eğer ezinti yapılan kişinin gözü çok kararır ve artık canına tak ederse, kendisine ezinti yapana posta koyar ya da o uyurken jilet atarak ya da sıcak su dökerek üzerine onun canını yakar, artık orada barınamayacağını da bildiğinden kapıya gider ve gardiyanlara kendisini buradan almasını söyler, Pozantı farz edelim 32 koğuşluydu, o kişinin ne yaptığı tüm koğuşlarda duyulur ve 32 koğuşun tamamından atılarak çıktığı koğuşa geri döner ve artık onun için hayat eziyet olur, çok arkadaş sırf bunu göze alamadığı için karşılık veremez.)

Görüşme esnasında duruyor ve Pozantı’da ifade verdiklerini savcının kendisine eğer bu ifadeler yalan çıkarsa, bunlar beraat ederse seni mahvederiz dediğini ve gerçekten yapabilecek gücü olup olmadığını soruyor.

Kendisinin bu kadar ezintiye dayanamadığını, vicdanın almadığını, kendisinin o koğuşta kayrılmasından ötürü sanki o da ortak oluyormuş gibi hissettiğini ve yaklaşık 2 ay sonra koğuşunu değiştirdiğini,

Bu koğuş değişikliklerinde de en zor şeyin siyasilerin de olduğu koğuşa geçmek olduğunu söylüyor ve devamla, aslında hiçbir şeyin değişmediğini gittiği koğuşta da çok benzer şeylerle karşılaştığını hatta koğuştaki arkadaşlarından birisinin çok büyük ezinti çektiğini (burada eziyet yapan kişi olarak K. D. isimli çocuğun adını veriyor) ablasının cep telefonu numarasını vermediği için arkadaşının havalandırmada ellerinin kara batırarak domaltıldığını ve poposuna çekçek sapı ile vurularak ezinti yapıldığını en sonunda arkadaşın, ablasının telefonunu vermek zorunda kaldığını…”

‘ANLATTIKLARIMI HERKES BİLİYOR’

16 yaşındaki TMK Mağduru Ş.U.’nun anlatımları ise şöyle: Kendisi Sincan Cezaevi’nde M.K. ile müşahadeye alınanlardan olduğunu, kendileriyle ilgili haberin gazetelerde çıkmasından sonra kendilerine yönetim tarafından çok daha iyi davranıldığını söyleyerek başladı.
Çok daha somut şeyler söyleyeceğini, bu somut şeyler üzerinden ileride ifadesi tekrar alınırsa, her şeyi daha açık anlatacağını söyleyerek aşağıdaki isimleri ve olayları verdi
Z. K. isimli çocuğun tacizde bulunduğunu,
K. T.’ın siyasilerin boğazına ip bağlayarak işkence yaptığını ve aynı zamanda tacizde bulunduğunu bildiğini,
F. G.’in tacizci olduğunun herkes tarafından bilindiğini,
M. A.’ın sorumlu ve ezinti yapan kişilerden olduğunu.
Anlattıklarının tamamının gerçek olduğunu ve bu söylediklerinin aslında herkes tarafından bilindiğini söylüyor.”

16 yaşındaki D.T.’nin anlatımları da raporda şu şekilde yer aldı: Pozantı’da mahalle çocuklarının –kendilerini ve arkadaşlarından bu şekilde bahsediyorlar- 3’lü çekpas sopası ile sürekli dövüldüklerini, ellerinin üstüne vurulduğunu, çocuklara ‘pis şeyler’ yapıldığını gördüğünü, her koğuşta ‘pis şeyler’ yapan kişilerin olduğunu, kendisi bir gün üst kattaki ranzasında uzanırken Z.K.’nin bir adli çocuğu üst kata çıkarıp, pantolonunu çıkardığını, çocuğun ‘yapma’ diye yalvardığını duyunca bu ‘pisliği’ görmemek için kendisinin televizyonun yanına gittiğini, C9 koğuşunda kalan arkadaşlarının oradan geldiğinde yüzlerinin mosmor olduğunu, K.T., Z.K., F.G.’nin siyasetten gelen çocukları taciz ettiğini, adli çocuklardan birinin taciz- cinsel istismardan bahsediyor- kendisine yapılanı anlattığını, tacizi yapanların diğer çocukları aşağı indirerek – ranzanın üst katlarından- pisliği yaptığını, kendi koğuşunda zorla pantolonlarının indirildiğini, çocukların korktukları için hiçbir şey yapamadıklarını, koğuş ağalarının güvendiği adamlarının olduğunu bu yüzden kimseye anlatmadıklarını, cezaevinde malta da(havalandırma) arkadaşlarına selam vermenin yasak olduğu, bir keresinde gardiyanın kafasına bu yüzden vurup yere düşürdüğünü.”

TESPİTLER VE ÖNERİLER

BDP’nin raporunun son bölümünde ise tespit ve öneriler yer aldı:
“Şikayetleri ile ilgili revire giden çocuklar doktorlar tarafından gerekli ve yeterli kontrolden geçemedikleri için süreç eksik işlemiştir. Gerçekte cezaevi görevlileri ve doktorların kusur ve ihmalleri olduğu da açıktır.

Yaşanan olaylarla ilgili yürütülecek yargısal süreçte öncelikle tahliyeleri sağlandıktan ve üzerlerindeki baskı bu şekilde görece azaldıktan sonra gerçekler ortaya çıkacaktır. Zira hala tutukluluk durumlarının yeni travma ve ihlallere sebebiyet vereceği düşüncesi çocuklar üzerinde baskı oluşturmaktadır.

Anne ve babalarının ve ailelerinin üzülmemesi için gerçekleri tam anlamıyla ifade etmeme durumu tarafımızca tespit edilmiştir. Ayrıca tüm ifade ve işlemlerin psikolog ve sosyal hizmet uzmanları tarafından izlenerek tamamlanması şarttır.

Siyasi tutuklu çocuklar ile birlikte adli tutuklu tüm çocukların insan hakları kuruluşları, TİHV uzmanları, psikologlar ve adi tıp uzmanları tarafından kontrol edilerek travmanın etkisi azaltılmalıdır.

Çocuk yargılamasının tutuksuz yürütülmesi esas alınmalıdır. Bu sebeple bu tür travma merkezine dönüşmüş cezaevleri olmak üzere tüm çocuk cezaevleri boşaltılmalıdır. Denetimli serbestlik önlemleri tutuklama yerine ikame edilmelidir.

Çocukların ailelerinin yaşadıkları illerden -Adana- Mersin vs. uzak bir yere- Ankara’ya sevkleri yeni bir travmaya yol açmıştır. Ayrıca bu sevk bakanlığın açıkladığı rapora göre, yapılacak adli ve idari işlemlerin daha adil ve şeffaf yürütülmesini engeller niteliktedir. Yapılacak en doğru işlem dosya üzerinden çocukların tahliyelerini sağlamaktır.”

SEVK SIRASINDA DA BÜYÜK TAHRİBATLAR YAŞADILAR

Basın toplantısında konuşan BDP Eş Başkan Yardımcısı Avukat Meral Tanış Beştaş, çocukların sevk sırasında büyük sorunlar yaşadığını belirterek, “Adli tutuklular otobüsler ile sevk edilirken, siyasi tutuklu çocuklar ise cezaevi araçları ile nakledilmiş ve bu çocuklarda büyük tahribatlara yol açmıştır” dedi.

Çocukların sevk sırasında yaşadıkları sorunları protesto için 3 gün açlık grevi yaptıklarını hatırlatan Avukat Beştaş, “Ayrıca çocukların Pozantı’dan hiçbir eşya getirmelerine izin verilmedi” diye belirtti.

MİLLETVEKİLLERİ CEZAEVİNE GİDECEK

BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan da, avukatlardan ve milletvekillerinden oluşan yeni bir heyetin Sincan Cezaevi’nde inceleme yapacağını söyledi. Adalet Bakanlığı’ndan Sincan Cezaevi’nde tutulan çocukların listesini istediklerini ancak Bakanlık’tan “Liste bizde yok” yanıtını aldıklarını anlatan Buldan, Ceza Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü’nün ise listeyi “yetkileri olmadığı” gerekçesiyle kendilerine vermediğini söyledi.

ETHA

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Anada Pozantı Cezaevi /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.