Taşeron Sistemi ve İşçi Derneklerinin Rolü – Adem Kuru İle Röportaj

N. Cemal - 8 Nisan 2012 - İşçi Gündemi / Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Çapa İşçilerinin Direnişinin 44'üncü Gününde Adem Kuru Direniş Çadırını Ziyaret Etti.

TAŞERON SİSTEMİ VE İŞÇİ DERNEKLERİNİN ROLÜ

(Kamu Şirket İşçileri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği -KAŞİD-Başkanı Adem Kuru ile Söyleşi)

N.Cemal

TAŞ-İŞ-DER, Taşeron İşçileri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği iki yıl önce kurulduğunda sınıf mücadelesi açısından fazlaca bir değer taşımıyordu. Sol, sosyalist kesimlerde “güvencesizler” ve “taşeron işçileri” başlıklı tartışmalar gündeme oturup, “nasıl bir örgütlenme” soruları sorulmaya başladığında ise TAŞ-İŞ-DER kendi alanında epeyce bir yol kat etmişti. Sosyalist kesimlerde, daha çok kadrosal düzeyde ve işçilere yönelik olarak “dernek mi”, “hareket mi”, “sendika mı” tartışmaları yapılırken TAŞ-İŞ-DER’i oluşturan bizzat işçilerdi. O nedenle de küçük ama anlamlı kazanımların altına imza attı. İstanbul Üniversitesi Çapa Hastanesi özelinde, taşeron işçilerine hak görülmeyen yıllık izinlerin kullanılmaya başlanmasından tutunda, çalışma sürelerinin belirlenmesine ve fazla mesai ücretlerine kadar bir çok kazanım elde edildi. Şu an devam etmekte olan işten atmalar furyasına karşı kurulan direniş çadırında, işten atılacak işçilerin sayısı aşağılara çekilmekle kalmayıp, hastane yönetiminin işten attığı işçilere özel sektörde iş bulma çabasına kadar uzanan çeşitli zorlamalarının da belirleyeni. Direniş çadırında gelen haberlerden birisi Cerrahpaşa Hastanesi taşeron işçilerinin de geçmişe dönük yıllık izinlerini artık kullanabileceği ve üç ayda bir yenilenen ve her birinin maliyeti 60 TL olan işe alım evraklarından vazgeçilmiş olmasıdır. TAŞ-İŞ-DER, “üç ayda bir film çektirerek ve radyasyona maruz bırakarak işçileri kanser yapmak mı istiyorsunuz” diyerek itiraz etmişti. Ama asıl önemlisi, TAŞ-İŞ-DER’in kuruluş amacı da olan taşeron sistemine son vermek ve üç ayda bir işe giriş-çıkış yapılarak kazanılmış hakların yok edilmesine neden olan ücretli kölelik çarkının parçalanabilmesidir. TAŞ-İŞ-DER’in Çapa Hastanesinde kurduğu direniş çadırı ve mücadele devam ediyor ve birçok kesime ilham veriyor.

TAŞ-İŞ-DER’den ilham alan, ya da ders çıkaran sadece sosyalistler ve sendikacılar değil. AKP Hükümetinden tutun da, farklı cemaatlere kadar uzanan birçok kesimde taşeron işçilerine yönelik olarak dernekler oluştur(t)ma yoluna gitti. Hızla yeni dernekler ortaya çıkıyor. Yeni kurulan bazı derneklerin ise tabiri caizse hiç mi hiç maddi sorunu yok gibi. Örneğin, TAŞ-İŞ-DER ilk yılını dernek binası bile olmadan aktif bir şekilde sürdürüp ikinci yılına bodrum katında kirasını bile zor vererek geçirirken, bazı derneklerin kuruluşu 8 – 9 katlı binalarda gerçekleştiriliyor. Bu durum bile tek başına neye ve kime hizmet edileceğinin bir göstergesi olsa gerek.

Bu dernekleşme furyası içinde sesi işitilir olmaya başlayan Kamu Şirket İşçileri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği – KAŞİD  Yönetim Kurulu Başkanı Adem Kuru Çapa’da kurulan direniş çadırını ziyaret etti. Adem Kuru ile gerçekleştirdiğimiz direniş çadırı söyleşisini kısaltarak sunuyoruz:

–  Kendinizi tanıtarak sürece dair gelişmeleri anlatır mısınız?

ADEM KURU: Adım Adem Kuru. Sivas Kamu Şirket İşçileri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği yönetim kurulu başkanıyım. Türkiye Taşeron İşçi Dernekleri Platformu’nun kurucu üyesiyim. Platform adına, Taşeron İşçileri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinizin çadırını ziyaret etmek için geldim. Başkanımız Güneş Hanım’la, sizlerle, değerli arkadaşlarımızla görüştük. Gereken bilgileri aldık. İnşallah, bunları kamuoyuna duyuracağız. Sesimizin ulaşabildiği yere kadar götüreceğiz. Önemli olan çalışan arkadaşlarımıza sosyal yardımlaşmanın mantığını ve bilincini aşılayabilmektir. Kurulduğumuz günden bugüne kadar da derneklerimizin bunu en iyi şekilde anlattığını ve insanlara öğrettiğini düşünüyorum ve inanıyorum. Kamuoyunda, görsel basında, internette Taşeron İşçileri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinizin İstanbul’daki çalışmalarını hayranlıkla takip ediyorum. Gelip yerinde görmek gerçekten de benim için mutluluk verici bir olay oldu. En azından şirket çalışanı arkadaşlarımızın bir araya geldiğinde neler yapabildiğini, haklarını nasıl savunabildiğini görmüş olduk. Gerek pankartlar, gerek samimiyetler, gerekse buradaki büyüklerin verdiği destekler, bizler için çok önemlidir. İnşallah, İstanbul’da yapılan bu çalışmalar Türkiye genelindeki diğer derneklere de örnek olacaktır.

– Bakan Çelik’le görüşmelerinizi ve beklentilerinizi anlatır mısınız?

Amacımız özlük haklarını kazanmak değildir. 4850 sayılı kanunda zaten özlük haklarımız anlatılmıştır. Amacımız burada iki temel sorun üzerine yoğunlaşmaktır. Bunlardan birincisi iş garantisi; ikincisi ise bir statü kazanmaktır. Verilen mücadele bu yönde net olmalıdır. Tarafımızın ve tavrımızın belli olması gerekiyor. Sayın Faruk Çelik’in yaptığı açıklamalar bizler için tatmin edici değildir. Özellikle platform üyesi dernekler adına diyorum. En son yapmış olduğu kıdem tazminatı fonundaki açıklamalarda bizleri tatmin etmedi. Çünkü işçilerin geriye dönük hakları ile alakalı net bir tavır yoktur. Net bir açıklama yoktur. Özellikle Ankara’da dernek başkanlarıyla yapılan toplantıda “geçmiş haklarınızdan fedakarlık edeceksiniz” demesi, fona bakışı, bizim bu konudaki duruşumuzu da netleştirmiştir.

– Bakan Çelik sizinle yaptığı görüşmede ve sonrasında ki beyanında, “ikinci maddede düzenleme yapacağız” dedi. En kilit nokta da burası ve bizim anladığımız kadarıyla ikinci maddede yapılacak değişikliklerle taşeronlaştırma yasallaştırılmaya ve meşrulaştırılma çalışılıyor. Bu programa siz nasıl bakıyorsunuz?

ADEM KURU: Benim analizime göre 3 etaplı bir program oldu. İntibak yasası gündemdeydi o zaman. Ulusal medyaya intibak yasasıyla ilgili bir açıklama yaptılar. Bizler o açıklamanın içerisinde yer almadık. İkincisi, sayın bakan sorunlarımızı anlatmamızı istedi. Üçüncüsü de anlatılan sorunların özetleriydi. İkinci etapta söz hakkı aldığımızda, benim hazırladığım, raporda 31 tane madde saydım. 3. günde bakanlık bunları 14 maddede toparladı. Biz bu 14 maddenin 12’sinde hemfikiriz. İtiraz etmiyoruz da. Kısaca; yıllık izin hakkıdır, mesailerdir, kanunun bize vermiş olduğu haklarımızla alakalıdır. Ama iki maddesi var ki işte orada itiraz ettik. Birincisi; ikinci maddenin değişmesi, ikincisi ise kıdem tazminatı fonunun oluşturulmasıdır. Şu anda çalıştığımız kurumlarımızda yaptığımız görev gereği iş kanunun 2. maddesine göre asıl işverenin elemanları sayılıyoruz. Devlet veya bakanlık ikinci maddeyle alakalı çalışma yapacağı zaman bu konuyu göz önünde bulundurmalıdır. Buna göre muvazaası olan veya muvazaalı çalıştırılan yerlerde arkadaşlarımız statüsünü kazanacak. Onlara bir görev verecek, yani somut bir adım olacak. Ondan sonra ikinci maddede ileriye yönelik, sonradan yapılan alımları kapsayacak düzenlemelere gidilebilir. Bunda hemfikiriz. İstanbul’da olduğu gibi Sivas’ta olduğu gibi Ordu’da olduğu gibi bir sürü muvazaalı yerler varken, bunların yıllarca asıl işverenin işini yapıyor oldukları çalışma bakanlığının kendi müfettişleri tarafından sabitlenmişken, ikinci maddeyi değiştirerek tamamen alt işverene bağlayacağım denmesini biz kabul etmiyoruz. Bunu orda da dile getirdik.

İkincisi de iş garantisi olmadan çıkacak kıdem tazminatı fonudur. Onu da iki türlü sıkıntılı buluyoruz. Bunlardan birincisi zaten taşeronlaşma sisteminin iş garantisi yoktur. Şimdi misal veriyorum; bir işçi 10 yıldır Çapa’da çalışıyor. İhaleyi A firması aldı, işçiyi çıkarmak için 10 yıllık tazminatını ödemesi lazım. Külfetli olduğundan bir bakıma çıkartamıyor. Fon devreye girdiği zaman, artık işçinin devamlı fonu yattığından ihaleyi alacak bir firmanın işçiyi çıkarması an meselesidir. Fonda parası olduğunda ödemeyecek, öyle bir hükümlülüğü de kalmayacak. Doğal olarak bu fon çıktığında işverene yarayacak. Taşerona firmalara yarayacak. O yüzden bunun yasal düzenlemesi yapılırken işçilerin karı, menfaati ve iş garantisi korunacak şekilde kapsama alınmalıdır. Geriye dönük kıdem tazminatı fonları ve ödenmeye yönelik yasal faizlerle beraber bir çalışma olursa, işçi dernekleri adına varız. Türkiye genelinde 22 ille beraber biz bunları mahkemeye taşıyıp iptalini isteyeceğiz. Böyle bir çalışma yaptık. Bizim için şu an en önemlisi 2. maddeyle yapacağı değişikliktir. Bu kesinlikle bizlerin geleceğini etkileyecektir. O yüzden bu maddede değişikliğe gidilmeden önce bizim istediğimiz şekliyle düzenlemeler yapılması lazım.

– TAŞ-İŞ-DER, sizin de bildiğimiz gibi taşeron sistemini tamamen karşısına almış durumda.  Kuruluş nedeni de bu. Bakanlık, sizin dernekleriniz üzerinizden manüplasyon mu yapıyor? Bunu bir açıklığa kavuşturmak gerekiyor. Sizi dayanak göstererek, “bu derneklerle birlikte ikinci maddeyi değiştireceğiz” diyor. 2. Maddenin değiştirilmesine dair, “taşeron işçi dernekleriyle görüşüp anlaştık” diyorlar.

ADEM KURU: Bakan Bey yaptığı bu açıklamalarda Ankara’da yaptığı toplantıyı kastetti. Toplantılara biz de katıldık, TAŞ-İŞ-DER de katıldı, diğer dernekler de katıldı. Burada bizlerin görüşlerinin ne olup olmadığı değil, bizim üzerimizden yapılan siyaset önemli oluyor. Kimse “TAŞ-İŞ-DER taşeron sistemine karşıdır” demez ki. “Derneklerle ortak aldığımız karar” diye lanse ediliyor. Buna TAŞ-İŞ-DER de karşı. Platform olarak bütün katılımcı dernekler de karşı.

– Bu düzenlemeyi destekleyen dernek var mı peki?

ADEM KURU: Destekleyen var diyemem. Desteklerse, zaten böyle bir oluşum içerisine girmesinin bir mantığı yok. Taşeron sistemini veya da bakanlığın çıkaracağı 2. maddeyi destekleyenler, taşeron sistemini çökertmek için oluşturulmuş bir yapı değildirler. Destekleyenlerin olacağını da zannetmiyorum. Bütün rol derneklerin hizmet ettiği işçilerde. İşçilerin katılımlarıyla, işçilerin destekleriyle, işçilerin bizlere verecekleri manevi destekle bu işi başarabiliriz. Burada sizin vasıtanızla İstanbul’daki bütün işçilere ve yüz binlere seslenmek istiyorum; Gelin, bu çadırı ziyaret edin. Bugün Çapa, yarın başka bir yer, Okmeydanı, Haseki, bakanlık da dahil olmak üzere her yerde çadırlar kurulacak. Çadırların kurulma sebebi Ahmet’in Mehmet’in işten atılması değil, bütün taşeron sistemidir. 175 kişi işten atıldı, yarın 2000’leri, 10000’leri bulacak. Dernekler bu yüzden var. Bu insanların hakkını savunabilmek için, bu insanları perişan haldeyken en azından yargısını, yasal sürecini takip edebilmek için var. Kanuna göre kazanmış oldukları haklarını savunabilmek için var.

– Kıdem tazminatı hakkını kazanmak için -öncelikle- 3 ayda bir işe giriş çıkış yapılmaması gerekiyor. Sistemin amacı da bu değil mi? Taşeron sistemindeki işçi açısından kıdem tazminatını tartışmak bile lüks bir şey. Mesela bu arkadaş, 3 ayda bir giriş çıkışı yapılıyor ve geçen gün çıkış kağıdını eline aldığında bir bakıyor ki, haberi olmadan çalıştığı bölüm bile değiştirilmiş. Bir süre sonra bırakın 3 aylık giriş çıkışları, 10 günlük, 15 günlük işçi çalıştırmaya başlayacaklar. Sistemi, 2. Maddede yapacakları değişiklikle yasallaştırarak oturtacaklar. O nedenle de, AKP Hükümetinden bağımsız ele alınamaz.

ADEM KURU: İstihdamı destekleme projeleri var ve bu proje bunları da kapsıyor. A firmasında çalışan bir işçi 4-5 kurumda birden çalıştırılabilecek. Bugün bir bölüme gönderilecek, diğer gün başka bir bölüme gönderecek. Taşeron kanalıyla, bu şekilde ortaya çıkacak. “Hastaneler Birliği Yasası” ile taşeron çalışanların durumu daha da risk altına girecek. Kıdem tazminatı fonu, dediğimiz gibi, bugün bir ay üzerinden yatıyor. Yarın yeni düzenleme çıktığı zaman ne şekilde olur, bilmiyoruz. 15 günlük prime düşürecekler. 20 milyon yatarken 500 milyon yatacak. Bunların hepsi sıkıntı. Net bir açıklama olmadığından konulara net olarak vakıf olamıyoruz. Taşeron yasasını çıkartacağım diyor sayın bakan ama altındaki maddelerini bilmiyoruz. Kıdem tazminatı fonu çıkacak diyor ama kıdem tazminatı fonunun altındaki maddelerin alt başlıklarını bilmiyoruz. O yüzden, bu alanı boş bırakmadığımızı ve takip ettiğimizi göstermemiz lazım. Arkamıza aldığımız kitleyi kurumlarından çıkarıp -bir şekilde- meydanlara indirmemiz gerekiyor. Artık zamanı geldi.

– Sizlerin açmayı düşündüğü bir direniş çadırı, herhangi bir yürüyüş ve eylem, örneğin bakanlık önünde bir eylemlilik süreci var mı? Böylesi bir kampanyayı Dev Sağlık İş Sendikası açıkladı ve “bakanlığın bahçesine çadır kuracağız” diyorlar. Sizin sokağa ve eyleme dair bir çabanız var mı?

ADEM KURU: Mart ayında Türkiye Taşeron İşçileri Derneği Platformu’nu kurduk. Platforma üye 22 tane dernek var. Üye olan derneklerle beraber -inşallah bu ayın sonunda- bir ilimizde toplanacağız. Bu konuyla alakalı kararlar alacağız. İzmir, İstanbul, Sivas olarak, tek tek iller olarak değil de bütün illeri ortak, aylık mı olur iki aylık mı olur, böyle bir karar alarak yapmak lazım.

– Herhangi bir eylem planı – programı var mı? Çıkacak mı böyle bir karar?

ADEM KURU: Kesinlikle, çıkması gerekiyor. Mesela, muvazaa istedik. Devlet hastanesinde, üniversitede çıkmış muvazaalar var. Şu an mahkemelerimiz devam ediyor. 19 kurum için istedik. 8 kurum için daha isteyeceğiz. Muvazaa kararları çıkıyor ama, bunları uygulatmak için kitleyi harekete geçirebilmeniz çok önemli. İnsanlara gücümüzü gösterebilmek için, kitleyi kesinlikle bu işin içine aldırmamız lazım. Derneklerin bu konuda özgüven sağladıklarını düşünüyorum.

– Bu konuda bir şey sormak istiyorum ve size yönelik son sorum olacak; Bakanın bir açıklaması var ve hükümetin bu konudaki yaklaşımını açıkça gösteriyor. Hükümetin sendikalar yasasına dair yaptıklarını takip ediyor ve biliyorsunuzdur. Önemli bir sendikasızlaştırma süreci var. Bakanın açıklamasında da, “sendikaların yerini dernekler alsın ve şu sendikalardan kurtulalım” gibi bir anlayış ve çaba var. Sizlerde bu söylemin farkındasınızdır. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? “Sendikaların yerini dernekler alırsa hem daha az yetkileri olur, hem de daha kolay kontrol ederiz” diye mi düşünüyorlar? Size böylesi bir misyon yüklüyor olabilirler mi?

ADEM KURU: Bizi kontrol etsinler diye dernek kurmuyoruz. Ben buna kesinlikle katılmıyorum. Tabii, derneklerin de yetkisi bir noktaya kadardır. Bir noktadan sonra o yetkiler düşer. Bu konuda asıl yetki ve asıl yaptırım sendikalardadır. Sendikaların alt yapısı, sistemi, çalışmaları var. Bizlerin de öyle. Sendika, olmayacak bir çalışma değildir. Anayasaya göre bu bir ödevdir. Sendikalar engellendiği zaman para cezası vardır. Sıkıntı, şirket çalışanı arkadaşlarımızın böylesi bir müracaata gittiğinde veya böyle bir oluşuma girdiğinde alt işveren tarafından direkman tehdit edilmesi. Bu konuda zeminin ve yasallığının anlatılması gerekiyor. Belki şu an erken olabilir. Bunun için biraz daha örgütlenmeye, özgüvene ihtiyacımız var. Tecrübe kazanmaya ihtiyacımız var. Ama çok ileriki dönemlerde -çok da uzun olmamak kaydıyla- sendikal örgütlenmenin olması gerekiyor.

– Siz de TAŞ-İŞ-DER gibi derneklerin sendikaların yerini tutamayacağını, derneklerin yetki ve imkânlarının daha sınırlı olduğunu kabul ediyorsunuz yani?

ADEM KURU: İşçiye direkman sendikayla gittiğinde kabul etmeyecektir. Dernekleşmek, işçinin rahatlıkla gelebileceği ve örgütlenmenin çalışmanın nasıl olduğunu görebileceği, bir özgüvenin olduğu, bir geçiş sürecidir diyelim.

– Türkiye Taşeron İşçileri Derneği Platformu’nun böylesi bir hedefi var mı? Orta vadede sendikalaşmak istiyor musunuz?

ADEM KURU: Yapacağımız genel değerlendirme toplantılarında konuşacağız inşallah. İlkini Ankara da yaptık. Türkiye Taşeron İşçileri Derneği Platformu’nun ikincisini inşallah bu ayın sonunda tekrar toplanacağız. Yapacağımız bütün çalışmaları madde madde, açılışlarına varana kadar yapmış olacağız. O zaman bu konuları daha detaylı görüşecek.

– Ekleyeceğiniz bir şey var mı?

ADEM KURU: 5 gün boyunca Ankara’da ziyaretlerde bulunduk. Bütün siyasi partilerle, büyük sendikalarla görüştük. Hepsine dosyalarımızı verdik. Yapılanların bir sonraki aşaması sendika çalışmaları olacaktır.

– Teşekkür ederiz.

ADEM KURU: Ben teşekkür ederim.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: Taşeron İşçileri /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.