4+4+4 Ak’ademisyenleri.

Ömer Yıldız - 16 Nisan 2012 - Türkiye

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Bir akademisyen şartlar ne olursa olsun bilimden ödün veremez. Nasıl ki bazı mesleklerde yemin vardır, sembolik de olsa, akademisyenlerinde bilime karşı sorumlulukları vardır. Korumak, geliştirmek ve savunmak zorundadır.

Memlekette her şeyin “cılkı” çıktığı gibi bu işin de cılkı çıkmış. Bir tarafta bilimsel yöntemlerle akademik kariyer yapmaya çalışan, bundan daha da önce bilime hizmet etmeye çalışan dürüst “bilim adamları”. Diğer tarafta kafakol ilişkileriyle akademik unvan almaya çalışan ak’ademisyenler.

Eğitim bilimlerinde 4+4+4 sistemini eleştiren eğitim uzmanları; pedegojik olmadığı yönünde yazılar kaleme alırken bir yanda yeni sistemi anlatan ak’ademisyenler. Denilebilir ki herkes sizin gibi mi düşünecek? Elbette hayır. Fakat savunduğu fikri bilimsel temellere dayandıracak.

Milli Eğitim Bakanlığı artık tüm hizmetiçi eğitimlerde “moral değerler” adı altında dindar nesil gerekliliğini akademisyenlerle anlattırıyor. Moral değerler etik değerler; etik değerler ahlaki değerler olarak tanımlanıyor. Bunun sonrasında ahlaki değerler olarak “muhafazakar, tutucu” bir takım bilgiler veriliyor. Ahlaki çöküntüden bahsederek kurtuluşun kendi tarif ettikleri ahlakta olduğunu ileri sürüyorlar.

Elbette bu fikri savunabilir, örneklendirebilir. Burada sorun ahlakın “değişken” olduğunun söylenmemesi. Ahlakın zamana, topluma göre değişiklik gösterebileceğinin belirtilmemesi. Tam da burada dinin ahlak olarak empoze edilmesi başlıyor. İslam dininin kuralları ahlak kurallarıymış gibi anlatılıyor. Zaman ve zemin de uygun olunca itiraz etseniz de “güçlü iradeyi” kabule hazır güruhlar sizin ne söylediğinize değil gücün kimde olduğuna bakıyor.

Sadece “dindar nesil” çalışması yetmez. Dindar nesil açık açık yapılabilir ama liberalizm asıl amaç olduğundan biraz gizlenmesi lazım diye düşünüyorlar. Yeni eğitim sistemini anlatan ak’ademisyen “kapitalizmin piramidi”ni çiziyor önce kursiyerlere. İçine eğitimin birimlerini yerleştirip başlıyor anlatmaya. “Okulların önemli bir kısmı özelleşmeli” diyor “kalite artacaksa”. “Devletin eğitim ile işi olmaz” diyebiliyor rahatça.

Denilebilir ki “evet bunlar da bir fikrin savunduğu görüşler, ne sakınca var bunda”. Doğru ama dünya sadece bu düşünceden ibaret değil ki. Akademisyen elbette bunu araştırır ve hatta inanabilir. Ancak karşı tezini, ya da diğer fikirleri belirtmeden bilim adamı olmaz. Madem eğitime bakışı anlatacaksın tek taraflı anlatırsan ben de sana ak’ademisyen derim.

Diyeceksiniz ki bu akademisyenler öğretmenlere anlatıyor onlar da farklı düşünceleri bilir kendi işkolunda. Ahhhh Ah. Zaten mesele de orada. Hani denir ya; böyle başa böyle tarak.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: 4+4+4 / eğitim /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.