Düzen Liberalizmse Halk Teferruattır

Ömer Yıldız - 17 Nisan 2012 - İşçi Gündemi

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

Eğitimde neo liberal politikaların en önemli göstergesi özel okul oranlarıdır. Türkiye’de bütün çabalara rağmen istenilen seviyeye ulaşmayan özel okul oranı yapılan 4+4+4 yasası ile amaca uygun hale getirilecek. Zorunlu, kesintili derken asıl hedef “paralı” eğitimi gerçekleştirmek.

Tepkiler ne oldu?
Çocuk işçiler.
Çocuk gelinler.
Okullaşma oranı düşecek.
Kaynaştırma öğrenciler olumsuz etkilenecek.
Bebekler okula gelecek.
Okul öncesi devre dışı bırakılacak.
Dindar eğitimin önü açılacak.
Her okul İmam Hatip olacak.
Ve benim aklıma gelmeyenler.

Bunlar sakıncalar, hedefi ise başbakan tartışmaların göbeğinde söyledi “dershaneler özel okul olacak” diye.
Nedeni belli de, peki nasıl?

Merdivenaltı mantığı ile açılan dershanelerden nasıl “özel okullar” yapılabilir? Sadece okulların yetiştirdiği öğrencilerin sisteme göre “parlak” olanlarını vitrine yerleştirip, “müşteri” çekmek için ayrıca sisteme en uyumlu öğretmenleri transfer ederek bir çeşit pasta cila hizmeti veren dershaneler nasıl eğitime alternatif olabilir?

Özel okullar belli bir sermayenin yan kuruluşları olarak işlev görüyorlar. Türkiye’de gelişememesinin sebeplerinden birisi cemaat ya da çevre anlayışıyla dar bir çevrede hareket ettiklerinden ve belli bir gelir seviyesinin üstündekilere hitap ettiğinden herkese uygun olmayışıydı. Özel okul bir prestij kaynağı, sınıf atlama göstergesi kabul ediliyor. Ücretleri de doğal olarak “orantılı”. Daha az gelirli olanlara eğitim satılamazsa liberalizm “gelişemez”. Sömürü tam anlamıyla gerçekleşemez.

Sağlıkta nasıl olmuştu hatırladınız mı?
“Devlet hastaneleri kötü”
“Devlet hastanelerinde sıra var”
“Devlet hastanelerinde iyi hizmet edilmiyor”
“Devlet hastanelerinde hiçbir şey yok”

Devlet hastanelerinde bütün yokları sağlaması gereken devlet neden ortada yoktu? Personel vermeyen, ilaç göndermeyen, röntgen cihazını tamir etmeyen devlet neyi amaçlıyordu. Peki ya yokluk içerisinde, eksik personelle çırpınan sağlık personeli saldırıya uğradığında ki hâlâ bu alışkanlık maalesef sürüyor, devlet neredeydi? Sağlığın önemli bir bölümünü özelleştiren hükümet, sağlıkta “başarılı” addedilmesinin sırrını buna borçlu. Benim olanı bana satmakla “başarılı” oldu.

Eğitimde devlet okullarının gözden çıkarılmasına hazır olun. Zaten eksik olan öğretmen, hizmetli ve memur sayısı daha da eksilecek. En çok derslik yapmakla öğünen hükümet okulları birleştirecek ve personel sayısını daha da azaltacak. Özel okullara mevzuat ve maddi destekler yapacak. İlk uygulama “bir öğrencinin yıllık maliyeti 1500 lira bunun beş yüzünü özel okula versek bin lira kardayız” yalanı. Üç kuşağın oturduğu sırayı, masayı, tahtayı her seferinde yeniymiş gibi maliyet hanesine yazarsan bu sonuç çıkar, başka türlü çıkmaz. Zaten eğitime harcadığı parayı “gider” olarak kaydeden bir anlayıştan da doğru bir bakış açısı çıkmaz.

Özel okullar desteklenirken devlet okulları kötülenecek. Güvenlik ve sağlıkla ilgili bir takım olumsuzluklar çıkıp/çıkarılıp bunun ardından özel okulların ne kadar güvenli olduğu anlatılacak. Basında boy boy devlet okullarını kötüleyen, özel okulları öven yazılar, haberler çıkacak. Sonunda insanlar ikna olup özel okullar yaygınlaşacak.

İtiraz eder miyiz?
Elbette ederiz. Bir örneği hatırlatarak nasıl itiraz edileceğini göstereyim. Özel hastaneler olanca hızıyla arttırılmaya çalışılırken kendisi kamu alanında örgütlü, o zamanın yandaşı, il binalarında AKP yöneticileri ile görüşüp basına açık toplantılarda kavga görüntüsü veren Kamu sen, üyelerine “özel hastanelerde indirim” promosyonu vermişti. Kamuda özelleştirme bayrağını “dalgalandırmıştı”. Şimdi her şeyiyle yandaş sendika bu görevi seve seve yapar.

Liberalizm ile tek cenahta mücadele olmaz. Sadece kamu çalışanları ya da sadece köylülerle olmaz. Topyekun mücadele edip teşhir edilmeden anlaşılmaz.

Bütün alanlar liberalleştiğinde “devlet” emniyet adına seni dövmek, gaz sıkmak için; adliye adına seni mahkum etmek için; hakemlik adına emeği sermayeye satmak için vergi alır. Çünkü diğer alanlar ve sen satılıksındır. Hani şu meşhur Şener Şen filmi gibi. İşçisiyle, köylüsüyle satılık, Haraptar Köyü gibi.

Düzen liberalizm ise halk teferruattır.

Facebooktwittergoogle_plusredditlinkedinmail

› tags: eğitim / Liberalizm /

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.